Mutlak Değer Olarak Demokrasi Sevgiyi Üretebilir mi- Yada Öfkenin...
Reklam
Şükrü Alkan

Şükrü Alkan

FELSEFİ BAKIŞ

Mutlak Değer Olarak Demokrasi Sevgiyi Üretebilir mi- Yada Öfkenin Aşılması Sevgiyi Mutlak Değer Yapar mı?

29 Haziran 2020 - 18:33

Mutlak Değer Olarak Demokrasi Sevgiyi Üretebilir mi- Yada Öfkenin Aşılması Sevgiyi Mutlak Değer Yapar mı?
 
 En karmaşık ve en zor soru da bu olmalı; Mutlak değer dediğimizde olması gerekenin hali ve kaçınılmaz bir durumun hasıl olacağı yegane durum, insanın sevgiyi yeryüzüne getirdiği tarihten beri transandantal (erişimci –aşmacı) yanımızla erekselleştirdiğimiz sevgi meselesi ile demokrasi meselesi aynı veya benzer  sorunları içermektedir.

Sevgiyi ne kadar başarıyor ve eylemde var oluyorsak demokraside ki eylem biçiminde de o kadar var oluyoruz. Var ile  yok arasındaki farkı anlamak için ne kadar sevgi içinde varız veya ne kadar demokrasi için var olabiliyoruz sorgulaması insan için karmaşık alan olan beyinin yapısı ile ilintilimi acaba ? Beynin  karmaşık –komplike yanıyla uğraşarak insana özgü olan, olmasını istediğimiz demokrasi ve özgürlüklerin anlaşılır ve kaçınılmaz olduğunun bilincini bir çıkarsama olarak görebilirmiyiz?
 
Elbette bu sorununda yanıtlanması zor, çünkü 100 milyar sinir hücresinin yarım tirilyon bağlantı ile çalışan beyin harkulade karmaşık olacaktır. Sanırım, sevgi karmaşası da en  belirgin özellik olarak tasarlandığı ve arzulandığı gibi vuku bulamaması bu karmaşık beynin çok farklı komplike his ve duygulara sahip olmasıdır. Bir bakıma arzulanan demokrasi meselesi de bu karmaşa içinde tanımlandığı gibi olamamasıdır. Demokrasi ve sevgiyi yaratabilme serüvenimiz Atina demokrasisi kadar eski ve antik Yunan da anlatılan Şölen diyaloglarındaki sevgiyi tanıma, yaşama ve edinme konusunda da, insanlık  şu ana kadar bir ilerleme kaydetmiş olmamasına rağmen edindiği tecrübeler ve veriler daha güçlü devrimleri beraberinde getirirken, devrimler sonucu elde ettiği veri ve tecrübeleri kolektif bilinçaltı mekanizmasına yerleştirmiş de değildir.
 
Kant’ın ‘Salt Aklın Eleştirisi’ inde ileri sürdüğü gibi “ ….her bilgi ve veri tecrübe ile başlar….” ki var olan  varlıkların anlayışımızda yer edinip bilginin tasarlanarak anlamı harekete geçirmesinin zorunluluğu ile kıyaslama yetisinin gelişmesi ve korrelatif bir bağlamda cisimlerin –var olan şey’in-  anlam ihtiva ederek ayrıştırılma işlemi ile  dönüştürülerek işlevsellik kazanmaları, tecrübe ve becerinin tamamen ta kendisidir.  
 
İnsan faaliyeti olarak beceri ve tecrübenin tümden bir demokrasi ve sevgi becerisine dönüşmesi meselesi inanın birey açısından insan olgusu ile bir araya getirildiğinde zor bir durumda olduğumuz kesindir. İnsana içkin olan en değerli olgular Hissetmek –duyumsamak ve Düşünmektir. Dikkatimiz yani odaklanmamız his ve düşüncelerimizi, düşünce ve hislerimiz ise dikkatimizi ve önceliklerimizi belirler.

Sevgiyi hissetme becerimiz ne kadarsa sevgiye olan dikkatimiz yada konsantrasyonumuz o kadardır. Demokrasiye olan dikkatimiz ne kadarsa, demokrasiyi o kadar düşünür ve anlam veririz. İşlevselliği ise bir o kadar beceri ve tecrübeyi beraberinde getirir.
Duyarlılığımızı kavramak,  anlam ve içerik olarak düşünmek ve hissetmekten geçiyor bir bakıma.
 
Modern çağımızda demokrasi ve sevgiye sırt çevirdiğimiz anda, acı, romantik  demokrasi acısına dönüşüyor. Olmayanı istemek aşmacı olarak onu yaratmak için yola koyuluyoruz. Demokrasi ve sevgiyi yaratmak için insanın önce doğayı, maddeyi yani maddi olguyu tanımalı. Yani somut koşul ve tahliller yapabilmek lazım ki beceri ve veri kazanarak yola çıkalım..

Yanlış ve hatalar silsilesinde demokrasi rafa kaldırıldığı günlerde sevgi üretimi ve becerisi olasımı? Sevginin örselendiği bir ortamda demokrasi istemek ve  arzulamak bir tecrübenin nihayetinde mi oluşuyor..hangi tecrübe ki demokrasi inşaasını nitelikli kılar durumda olmuştur? Örneğin Hitlerin öfkesi ile demokrasi tecrübesine içkinlik oluşturacak sevgiyi yaratabilmenin yetisi nasıl yitirildiyse , kadın ve erkek arasında oluşan kavgalı öfke sonucu, sevginin yitimi ve yoksunluğu aşkı yıkarak, sevgiye içkin = özgü olan hareket ve eylemler felç geçirir olmaktadır.

Örselenmiş sevgi  ilişkisi demokrasiyi inşaa ve  kazanma becerisini ortadan kaldırırken yerini öfke ve intikam duygusu aldığından, geleneğinde olan sevgiyi sürdürülebilir kılma ve anlam vererek harekete geçmenin kaçınılmazlığı ile var oluşunun sınırlı halleri ile ikilem içine girebilir.

Örselenmiş demokrasi meselesi de bu bağlam ve kıyaslamada bireyin varlığı yorgun düşmüş ve umutlarını harekete geçiremeyen insanın aşka ve sevgiye olan bağlılığı da bu  çerçevede zarar görecektir.
 
Acı, ilişki kurulduğunda yok olmaz, çünkü geçmişten günümüze taşınan, anda var olan sıkıntılar ve depresif haller geleneksel öznenin çözemediği sorunlar yeni normal durumda devam edebilir. Bu haller en çok da post=geç moderncilerin  içine girdikleri durumlardır. Bardan bara, internetten  dijital iletişim içinde olan kişilerin acıları süreklilik içinde daha çok sanat, edebiyat, roman ve şiirin doğmasını beklerken tam tersi bir tükenişte demokrasi ve sevgi için yer  ve enerji kalmamaktadır.

Yada ivedilik kazanmayan demokrasi ve sevgi alış verişi bir bilinç ve tecrübe olmaktan çıkarak,  insan yaşamının tecrübesiz ve verisiz yetilerin olanaksızlığına kurban edilmesi, insanın birey olmasını engelleyen, anlamı yetirilmiş dünyanın hiçliği ile, üretim, sanat ve kültürden kopuk hayatların  nihilizme= hiçliğe dönüşmesi de kaçınılmaz olmaktadır.

Sevgi ve demokrasi için gerekli olan sanat, edebiyat, şiir, felsefe, bilgi tartışımı ve emeklerin buluştuğu bir yaşamın değeri bağlamında Kant’ın ‘ tecrübe bilgi ile başlar’ ifadesini
 tekrar gündeme getirerek  bilime, sevgiye ve emek’e merhaba diyelim.
 
 

Saygılarımla

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Samiye sur
    6 gün önce
    Harika bir yazı olmuş sevgi ve samimiyet birçok şeyin anahtaridir❤❤
  • Samiye sur
    6 gün önce
    Harika bir yazı olmuş sevgi ve samimiyet birçok şeyin anahtaridir❤❤