Yeni yılın ilk tam haftası, küresel piyasalarda tansiyonun yüksek, Türkiye varlıklarında ise temkinli bir iyimserliğin hâkim olduğu bir tabloyla geride kaldı.
Venezuela merkezli jeopolitik gelişmeler, ABD’nin sertleşen dış politika söylemi ve küresel bloklaşma riski, haftaya adeta ağır bir fon müziği eşliğinde başlarken; Türkiye cephesinde dezenflasyon sürecine dair artan güven, yabancı ilgisindeki canlanma ve risk primindeki gerileme, yerel fiyatlamaların ana eksenini oluşturdu. Küresel gürültü yükselirken, Türkiye’nin kendi hikâyesini yazmaya devam etmesi haftanın en dikkat çekici başlığıydı.
Haftanın açılışı, ABD’nin Venezuela’ya yönelik hamlesiyle birlikte küresel risk algısının sertleştiği bir atmosferde yapıldı. Enerji güvenliği ve kaynak kontrolü ekseninde tırmanan gerilim, yatırımcıları altın, dolar ve kripto varlıklar gibi güvenli limanlara yönlendirirken; petrol piyasası bu jeopolitik gürültüyü şimdilik görmezden gelmeyi tercih etti. OPEC+’ın arz politikasında değişikliğe gitmemesi, Brent petrolün 60 dolar bandındaki yatay seyrini korumasına neden oldu. Bu tablo, piyasaların henüz jeopolitiği tam anlamıyla fiyatlamadığını, asıl odağın veri akışında kaldığını gösterdi.
Türkiye tarafında ise haftanın tonunu belirleyen unsur, enflasyon görünümündeki iyileşme oldu. Manşet enflasyonda görülen gerileme, kira artış hızındaki yavaşlama ve üretici maliyetlerindeki düşüş, dezenflasyon sürecinin ana eğilimde güç kazandığına işaret etti. Bu görünüm, faiz indirimi beklentilerini yeniden masaya taşırken, Borsa İstanbul’da risk iştahının belirgin şekilde artmasını sağladı.
Endeks, yılın ilk günlerinde yüksek hacimli alımlarla zirvesini tazelerken; teknoloji, savunma ve bankacılık hisseleri bu yükselişte başrolü oynadı. Özellikle savunma sanayii hisselerine yönelik ilgi, sadece finansal değil, aynı zamanda jeopolitik bir fiyatlama olarak da okunmalı.
Otomotiv sektöründen gelen veriler ise haftanın yapısal dönüşüm hikâyesini yazdı. Hibrit ve elektrikli araçların pazar payının %45’e ulaşması, Türkiye’de teknolojik adaptasyonun artık marjinal değil, ana akım bir eğilim haline geldiğini gösterdi. Bu dönüşüm, sadece bir tüketim tercihi değişimi değil; aynı zamanda önümüzdeki yıllarda sanayi politikaları ve yatırım kompozisyonu açısından da önemli sinyaller barındırıyor.
Haftanın ikinci yarısında ise piyasalar biraz nefes aldı. BIST, 12.000 puan üzerinde soluklanırken, yükselişin sindirildiği daha dengeli bir fiyatlama süreci başladı. TCMB Başkanı Karahan’ın dezenflasyon sürecine dair kararlılık vurgusu ve veri odaklı duruşu, para politikasında öngörülebilirliğin korunduğuna dair güveni pekiştirdi. Küresel cephede ise ABD’den gelen zayıf istihdam verileri, büyüme tarafında soğuma sinyallerini artırdı. Avrupa’da enflasyon hedefle uyumlu seviyelere gerilerken, hizmet kalemlerindeki katılık merkez bankalarının temkinli duruşunu sürdürmesine neden oluyor.
Haftanın kapanışına doğru en net ayrışma yabancı akımlarında görüldü. Hisse senedi ve tahvil piyasalarına güçlü girişler, özellikle bankacılık ve savunma sanayii hisselerinde yoğunlaştı. Hazine’nin düşük CDS avantajıyla gerçekleştirdiği başarılı eurobond ihracı, dış finansman koşullarındaki iyileşmenin somut bir yansıması oldu. Bu tablo, Türkiye’nin küresel risklere rağmen yeniden radar altına girdiğini ve yatırımcıların stratejik sektörler üzerinden pozisyon almaya başladığını gösteriyor.
Bu Hafta Piyasaları Ne Bekliyor?
Yeni haftada piyasalar, gürültüden çok rakamların konuştuğu bir zemine geçecek. Yurt içinde odak, enflasyondan ziyade reel ekonomi ve kamu maliyesinin nabzını tutacak verilerde olacak: cari işlemler dengesi, toplam ciro endeksi, dış ticaretin birim değer ve miktar endeksleri ile merkezi yönetim bütçe dengesi, hem iç talebin gücünü hem de mali disiplin algısını test edecek. Özellikle cari denge ve bütçe tarafında gelecek sinyaller, Türkiye’nin risk primi ve yabancı ilgisi açısından kritik önemde.
Küresel cephede ise hafta, ABD enflasyon seti (TÜFE, çekirdek TÜFE, ÜFE) ile şekillenecek; bu veriler Fed’in 2026 faiz patikasına dair beklentileri yeniden kalibre edebilir. Buna ek olarak NFIB küçük işletme güveni ve istihdam eğilim endeksi, ABD’de büyümenin tabanına dair ipuçları sunacak.
Avrupa tarafında Sentix güven endeksi ile sanayi üretimi ve dış ticaret rakamları, bölgedeki yavaşlamanın derinliği konusunda yeni bir fotoğraf verecek. Kısacası bu hafta, manşetlerden çok alt kalemlerin ve detayların fiyatlandığı; piyasanın “hikâye” yerine “kanıt” aradığı bir döneme işaret ediyor.
























