Ekonomimiz Nereden Nereye: Faizle Yaşamak, Faizle Değişmek
Ülke olarak son üç yılda öyle bir ekonomi hikâyesi yazdık ki, Paul Auster bile dönüp bir daha okurdu. Ana karakterimiz: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Yardımcı karakterler: enflasyon, faiz, döviz, hane halkı ve bitmeyen toplantı tutanakları. Bu hikâyede inişler, çıkışlar, U dönüşleri boldu. Hadi gelin, 2022’den bugüne kadar geldik nereye, şöyle bir dönüp bakalım.
2022: Faizle Kavga Eden Ülke
2022 yılı, “düşük faiz-yüksek enflasyon” deneyinin zirve yaptığı yıldı.
Yıl boyunca politika faizi %14’ten %9’a kadar düşürüldü.
Enflasyon ise aynı dönemde resmi rakamlarla %85’in üzerine çıkmıştı.
Yani ekonomi yönetimi bir nevi şunu diyordu:
“Enflasyon koşuyor olabilir ama biz ayakkabılarımızı çıkardık, yere daha sağlam basıyoruz(!)”
Bu yıl döviz kuru kontrolden çıkma sinyalleri veriyor, ama MB rezervlerinden yapılan müdahalelerle “görece istikrar” görüntüsü korunuyordu. Tabii o görüntünün arkası kuyruklu hesaplarla doluydu.
2023: Yön Değişikliği – Şahinler Uçuşta
2023 seçimlerinin ardından, para politikasında 180 derece dönüş yaşandı.
Haziran’da göreve gelen yeni ekonomi yönetimiyle birlikte Merkez Bankası, faiz silahını çekti.
Haziran 2023’te %8,5 olan politika faizi, yıl sonunda %42,5 seviyesine ulaştı.
Aylık bazda 250-500 baz puanlık artışlar geldi. Faizle enflasyon arasındaki bağ yeniden kuruldu.
Yeni Başkan Hafize Gaye Erkan dönemiyle “Ortodoks politikalar” geri döndü.
Ama bunun bedeli vardı:
Ticari krediler %50’lere dayandı
Kredi kartı kullanıcıları “faiz manyağı” oldu
Hane halkı mevduat faiziyle avunmaya başladı
TL, biraz nefes aldı ama dövize talep yine canlıydı
2024: Yüksek Faizin Yılı
2024, faizin artık hem ekonomi hem de siyaset gündeminin tam ortasına oturduğu yıl oldu.
Ocak ayında %42,5 olan faiz, Nisan itibarıyla %46’ya çıktı.
Ekonomide “faiz ile terbiye” yöntemi uygulanıyor.
Ama şunu unutmamak lazım:
Faiz yükseldikçe para değer kazanmaz, sadece bekler.
Yani TL’nin değer kazanması için güven, öngörülebilirlik, reform gibi kelimelerle de ilgilenmemiz gerekiyor.
Bu dönemde Merkez Bankası’nın iletişim dili daha net, daha teknik. Ama sokaktaki vatandaş hâlâ “faiz neden artıyor ama hayat neden hâlâ pahalı?” sorusuna yanıt arıyor.
2025: Sabır Testi Devam Ediyor
Ve geldik bugüne…
Nisan 2025 itibarıyla politika faizi %46 seviyesinde.
Enflasyon beklentisi yıl sonu için %30’un biraz altında.
Merkez Bankası, %36 seviyelerinde seyreden enflasyonu “kırmak” için sıkılaştırmayı sürdürüyor.
Ama iş dünyası yorgun, vatandaş bıkkın, piyasa ise temkinli.
Küçük işletmeler için kredi almak hâlâ hayal.
Mevduat faizinden gelen getiri, asıl cebinizde kalmayanı telafi etmeye yetmiyor.
Döviz kuru ise sabit kalmaktan çok, sabit gibi durma çabasında.
Peki Nereden Nereye?
3 yılda:
Faiz %14’ten %9’a indirildi, sonra %46’ya çıkarıldı.
Enflasyon %85’ten %36’lara geriledi ama hâlâ çok yüksek.
Dolar/TL 13 seviyelerinden 43-44 bandına çıktı.
Merkez Bankası rezervleri ise sık sık eksiye düştü, sonra takviye edildi.
Bu tablo bize ne anlatıyor?
Bir ülkenin ekonomik rotası, yalnızca faizle çizilmez.
Faiz sadece bir fren sistemi. Ama direksiyonda kim oturuyor, yol haritası net mi, işte bunlar asıl belirleyici.
Son 3 yılın özeti şudur:
Biz bu yolu deneye yanıla yürüdük. Şimdi ise yürümek değil, artık biraz nefes almak istiyoruz.
Yorumlar
Kalan Karakter: