UZAKTAN UZAKTAN
Prof. Dr. Abdullah Kadir DABBAĞOĞLU

Prof. Dr. Abdullah Kadir DABBAĞOĞLU

"Münferid"

UZAKTAN UZAKTAN

15 Nisan 2020 - 16:40

UZAKTAN UZAKTAN
 
Salgından dolayı sadece eğitim değil, çalışma hayatı da uzaktan yürütülmeye başlandı.
Uzaktan erişimle yapılan işten verim sağlanabilir mi? 
Tartışmaya açık. 

İyi tasarlanırsa verimli olmaması için bir neden yok. 
Yazılım, donanım ve internet erişimi işin alt yapı tarafı. 
Altyapı meselesi çalışma hayatında neredeyse tamamen çözülmüş durumda. Dizüstü bilgisayarı, internet erişimi olmayan çalışan yok gibi.

Salgın döneminde evde kal, evden çalış diyen şirketler, faaliyet giderlerinde bu sayede sağladıkları önemli düşüşleri görünce derin düşüncelere dalmış durumda.

Koca plazaların sabit giderlerinden, ulaşım, elektrik, yakıt, su, yemek, sağlık ve benzeri giderlerden ciddi tasarruf  sağladığınızı görünce siz de dalmaz mısınız derin düşüncelere?
Belirli bir kısmı personelin elektrik, su, doğalgaz gibi kişisel giderlerindeki artışı karşılamak için kullanılsa dahi sağlanacak tasarrufun hatırı sayılır bir seviyede olacağı çok net. 
Üstelik bir verim kaybı olmadan.

Kendine ait özel rahat ve sıcak bir mekânda çalışmak, özeline daha fazla vakit ayırabilmek, kıyafet ayarlama, trafik sıkışıklığı ve otopark bulma gibi dertlerden kurtulmak.
Bunlar, tekmili birden, verimin yanında yaratıcılığı da artıracak unsurlar.

Madem öyle!
Her şey normale döndüğünde de uzaktan çalışmaya devam etsek mi? 
En azından 3+2 yapsak mesela. 2+3 mü olsa? 
Pekâlâ mümkün. Neden olmasın?
Yüksek öğrenim tarafında durum biraz farklı.
Öğrencilerin bilgisayar sahibi olma ve internet erişim imkanları çalışanlarınki gibi değil. Bu noktada bir alt yapı sorunundan bahsetmek mümkün.

Bunun içindir ki  öğrencilere eğitim amaçlı dizüstü bilgisayar ve internet servisi temininin artık sosyal politikalar kapsamında ele alınması gerekiyor.

Alt yapı sorunu çözülürse salgın sonrasında da ağırlıklı olarak uzaktan yüksek öğrenim tercih edilebilir.
Uzaktan erişimin bu dönemde fark yarattığı diğer bir alan da alışveriş dünyası.
Uzaktan alışveriş muhtemelen salgın sonrasında da yüksek seviyede devam edecektir.
En azından salgın öncesine kıyasla.


Çalışma, eğitim ve alışverişin salgın sonrasında da artarak uzaktan erişimle devam ermesi hayatın olağan günlük akışını etkileyecektir.

Okula, işe, markete, alışveriş merkezlerine gidiş gelişlerin yarattığı insan hareketliliği, insanların yaşam biçimleri, tüketim alışkanlıkları değişecek, bunlar da doğal olarak ekonomiye sirayet edecektir.
Tıpkı basılı ve elektronik gazetede daha önce yaşandığı gibi.

Tutarak okumaktan uzaktan okumaya değişen gazete okuyuculuğu ve buna paralel değişen reklam mecraları ve bir bütün olarak reklamcılık.


Tıpkı daha önce hayatımıza giren ve bir tür uzaktan erişim olan sosyal medyada olduğu gibi. Hızla değişen iletişim kanalları ve sunulan anlık haberleşme imkânı.

Uzaktan alışveriş imkânı varken beyaz eşya, televizyon, bilgisayar, akıllı telefon veya tablet gibi teknolojik bir ürünü almak için teknomarkete gitmek veya bunları satmak için bir teknomarket açmak ne kadar rasyonel ve/veya kârlıdır?

Bu soruya yeni nesil tüketici ve işletmecinin  vereceği cevap geleceğin alışveriş yöntemini belirleyecek. 
Salgının başka etkilerinin de olacağı kesin. Uzaktan erişim bunlardan sadece biri.

Diğer etkiler nasıl ortaya çıkar, dünya nereye gider?
Ulus devlet ve milliyetçilik güçlenir, dünyanın güç odağı doğuya kayar diyen de var, kapitalizmin daha da güçlenerek çıkacağını, devlet otoritesinin daha bir hissedilir olacağını söyleyen de.
Gönlümden geçen insanların tüketmeme özgürlüğüne kavuşması, nitelikli bir hayatı tercih edecek olgunluğa erişmesi, toplu alışveriş merkezleri yerine lokal alışverişi tercih etmesi ve böylece  mahalle bakkalının, manavının, kasabının, nalburunun geri gelmesi, uzaktan eğitim ve çalışmanın yaygınlaşması ve bu sayede araçlı-araçsız insan hareketliliğinin azalması, devletin güvenlik ve adaletin yanında eğitim ve sağlık hizmetlerini de tabana yayarak ücretsiz vermesi, yüksek katma değer yaratan üretimi teşvik ederken tarımı, hayvancılığı ihmal etmemesi, tersine göçün başlaması, nüfusun ülke sathına dengeli dağılması, on milyonların yaşadığı şehirlerin olmaması.
Bir nevi sosyalizme evrilmiş kapitalizm.

Sosyalizm kokulu kapitalizm de diyebilirsiniz.
Mis kokulu!
Ama ulus devletten ödün vermeden, tek bayrak altında.
Bir musibet bin nasihatten iyidir demişler.

Belli mi olur?
Sonuçta bu musibetti yaşayan halk karar verecek.
Bunları tabii mesafeyi koruyarak uzaktan uzaktan söylüyorum
Yoksa maazallah “toplu taşıma araçlarıyla ulaşım imkânı olmayan yere pandemi hastanesi yapıyor” kıvamında bir eleştiriye maruz kalabilirim.
Ki hiç istemem.
  
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum