SALGIN SONRASI YÜKSEKÖĞRENİM
Prof. Dr. Abdullah Kadir DABBAĞOĞLU

Prof. Dr. Abdullah Kadir DABBAĞOĞLU

"Münferid"

SALGIN SONRASI YÜKSEKÖĞRENİM

24 Ağustos 2020 - 17:22

SALGIN SONRASI YÜKSEKÖĞRENİM

Salgın sürecinde derslerin dijital platformlara taşınması üniversitelerimize önemli tecrübeler kazandırdı.

Laboratuvar çalışmalarının, proje sunumları gibi doğası gereği dijital platformlara taşınmasımümkün olmayan uygulama dersleriharicindekiler salgın sonrasında da uzaktan eğitim kapsamında pekâlâ kalabilir.

Üniversitelerimiz de buna hazır.
Sınav güvenliği, sınav ağırlığı, öğrencinin takibi gibi muhtelif hususlarda belirli iyileştirme çalışmaları yapmak, teknik alt yapıyı geliştirmek her zaman mümkün.
Bahsettiğim örgün eğitimden uzaktan eğitime geçiş değil.
Hibrid eğitim.
Örgün eğitimde kapsamında bazı derslerin uzaktan verilmesi.
Yerleşke ile irtibat kesilmeden.
Öğrenciler böylece yerleşkede ders dışı verimli etkinliklere daha fazla vakit ayrılabilecek. 
Sadece bu nedenle dahi derslerin dijital platformlara taşınmasının üzerinde düşünmeğe değer.
YÖK de bunun önünü açtı zaten.
Salgınyükseköğrenimde bizi yapısal bir değişikliğe doğru götürüyor.
Bu çok net.

Direnmek ise anlamsız.
Diğer bir husus ise yükseköğrenim hizmeti sunan üniversitelerin yönetimi.
Akademik ve kurumsal yönetim üniversitelerimizde iç içe geçmiş vaziyette.
Paradoksal bir durum var.
Devlet üniversitelerinde rektörün sevk ve idaresinde giden her iki alan vakıf üniversitelerinde kelimenin tam anlamıyla bir kaosa dönüşmek üzere.

Belki dönüşenler de vardır, kim bilir!
Oysa, akademik yönetim ve kurumsal yönetim performans ölçütleri bakımından çok farklı iki alan.
Öncelikle bu konunun bütün üniversiteleri kapsayacak şekilde baştan ele alınması şart.
Bu bağlamda, mütevelli heyetinin yeniden tanımlanması ve devlet üniversitelerini de kapsayacak şekilde sisteme entegre edilmesinin faydalı olacağı düşüncesindeyim.
Yükseköğrenimetorba yasa ve/veya yönetmeliklerle yapılan müdahalelerpansuman niteliğini aşamıyor maalesef.

Yarayı kanatmıyor belki ama kapatmıyor da.
Bu tür müdahalelerle adeta bir kevgire dönen mevzuat bütününe sahibiz.
Artık birincil mevzuat ile çelişen ikincil mevzuat ve buna dayalı uygulamalar garipsenmiyor.
Davalı çalışan oranı sıralamasında üniversitelerimiz sektöre nal toplatabilir.

Radikal bir tedaviye gerçekten ihtiyaç var.
Bunun artık görülmesi gerekiyor.
Belki de üçüncü bir tür üniversitenin vakti gelmiştir de geçiyordur.
Özel üniversite.
En azından “mış gibi” yapmamış oluruz.
Birinin kral çıplak diye haykırmasını mı bekliyoruz?

Ben sadece fısıldadım da!

 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum