BEN BİLMEM ASKER BİLİR
Reklam
Prof. Dr. Abdullah Kadir DABBAĞOĞLU

Prof. Dr. Abdullah Kadir DABBAĞOĞLU

"Münferid"

BEN BİLMEM ASKER BİLİR

12 Mart 2020 - 17:24

BEN BİLMEM ASKER BİLİR
 
Darbe merakımız, hevesimiz de diyebilirsiniz, genetik olsa gerek!
Cumhuriyet öncesi tarihimizde vuku bulan;
Yavuz Selim ile babası II. Bayezid,
I. Mustafa ile Genç Osman, 
III. Selim ile IV. Mustafa, 
Abdülaziz ile V. Murat, 
V. Murat ile II. Abdülhamit, 
II. Abdülhamit ile 5. Mehmet Reşat 
arasındaki taht geçişleri ve  Kâmil Paşa hükümetinin İttihat ve İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından düşürülmesi…

Her vakanın ortak noktası, asker ve bürokrat kesimin süreçte etkin olması.
Anlaşılan o ki asker ve elit tabakanın, cumhuriyet tarihimizde de sıklıkla görülen, “yönetemiyorsun, sen çekil ben yöneteyim” tavrı genetik olmasa dahi köklü bir geçmişe sahip.

27 Mayıs 1960’ta olan, 
12 Eylül 1980’de olan, 
28 Şubat 1997’de olan,
15 Temmuz 2016’da olan,
adına ne derseniz deyin hepsinde asker var, hepsinde destekleyici bürokrat var ve hepsinin dayanağı “ben daha iyi yaparım, bu benim vazifem” inancı. 
Meritrokrasiye geçiş aldanması, aldatması da diyebilirsiniz.
Darbe konusunu neden mi açtık?
12 Mart’tan dolayı.
Araya bir de 12 Mart Askeri Muhtırası sığdırmışız. 
Yıl 1971.

Bu sefer vatan kurtarmaya soyunanlar asker, gazeteci ve bürokratlardan müteşekkil bir grup.
Bu grup  dönemin genel kurmay başkanı ve kuvvet komutanları tarafından deşifre ediliyor, cunta olarak kamuoyuna açıklanıyor ve girişim başlamadan bitiyor.
Aslında bitmiyor. Şekil değiştiriyor.

Cuntayı dağıtan komuta kademesi siyasi iktidara karşı tavır alıp muhtıra veriyor.
Anlayacağınız cuntayı dağıtan, genelkurmay cuntanın yerine geçiyor.
Rahmetli Demirel de istifa ediyor. 
Görevden alma, direnme veya benzeri bir karşı tepki yok.

Nasıl olsun?
Kolay değil, daha 10 yıl önce, başka bir cunta bir başbakan ile iki bakan asmış.
Dediğim gibi mevzu genetik!
Asker daha iyi bilir, komuta kademesi en iyisini bilir.
Osmanlı’dan beri böyle süre gelmiş.
12 Mart’ta güzel şeyler de olmamış değil.
Mesela istiklal marşımız.
Mehmet Âkif Ersoy tarafından yazılan eser, birinci meclis tarafından “İstiklâl Marşı” olarak 12 Mart 1921'de kabul edilmiş.

Anayasaya girişi ise, manidardır, darbe ürünü 1982 anayasası ile olmuş.
Gerçi İstiklal Marşı’nın kabulünü yapan birinci meclisin kurucuları da askerdi, eski Osmanlı askerleri.
Peki şimdi birinci meclisin kabul ettiği  1921 anayasası bu durumda bir darbe anayasası mı olmakta?
Bence hayır.

Osmanlı’nın egemenliği zaten sona ermişti.
Bu nedenledir ki Cumhuriyeti kuran Osmanlı askerlerinin yaptığına devrim deniyor.
Neyse, biz bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere Cumhuriyet kurucularını ve Akif’i şükran ve rahmetle analım.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum