HANGİ GERÇEK
Reklam
Mustafa SOMAR / Kuzey Karolina / ABD

Mustafa SOMAR / Kuzey Karolina / ABD

ilk Etki

HANGİ GERÇEK

06 Mart 2019 - 14:11

HANGİ GERÇEK
 
1972 yılında Columbia Üniversitesi Ekonomi bölümünde 1. Sınıf öğrencisiydim, Türkiye’den devrimci ruhla ve heyecanla yeni gelmiştim, Ekonomi 101 dersini geçmem için bir dönem ödevi hazırladım.
Konusu Türkiye’nin kuruluşundan bu yana 50 yıllık ekonomik gelişmesiydi.


Haftalarca kütüphanede sabahlayarak yaptığım araştırmamın büyük bir bölümünü Türkiye’nin tek partiden çok partiye geçerken yaşadığı ekonomik güçlükler, 2. Dünya Savaşı sonrası yaşanan yokluk ve Amerika’nın Türkiye’ye yaptığı Marshall yardımı oluşturdu.

Truman doktrini ile başlayan ve üçüncü dünya ülkelerine yardım adı altında bağımlılık yaratma amacıyla sürdürülen ABD projesinin, Türkiye’yi de ne kadar çok etkilediğini araştırmamda anlattım.

Kısa vadede kazanç gibi gosterilen ama uzun vadede Türkiye ekonomisi için son derece zararlı olan Marshall yardımının, Türkiye’nin tarımsal ve endüstriyel gelişimini kısıtlayacağını araştırmamda altını çizerek belirttim.
“Anayasa, Madde I. Kongre, bir din kurulmasına ilişkin herhangi bir yasa yapmaz ya da bunların serbestçe kullanılmasını yasaklar; veya konuşma özgürlüğünü veya basın özgürlüğünü kısaltmak; veya halkın barışçıl bir şekilde toplanma ve hükümeti şikayetlerin  giderilmesi için ricada bulunma hakkına itiraz etmez..”
Çalışmamı teslim ettikten kısa bir süre sonra dekanın odasına çağrıldım.

Bana ödevimin bu şekilde kabul edilemeyeceğini, geçer not almayı istiyorsam çalışmamdaki Amerikan ekonomik politikaları hakkındaki eleştirilerimi çıkarmam gerektiği söylendi.
Anti- Amerikan söylemden rahatsız olan fakülte yönetimine her ne kadar Amerikan Anayasasına dayanan, demokratik haklarımdan, ifade özgürlüğünden, Anayasanın 1.Maddesinde düzenlenen konuşma ve basın özgürlüğünden bahisle itiraz etsem de kabul edilmedi ve ben de mecburen çalışmamdaki Anti-Amerikan tezlerimi çıkarıp dersi B+ ile geçtim.

Aradan yıllar geçti 2019 yılına girdik.
Artık ABD’de üniversitelerde öğrenciler bilimsel çalışma yaparken daha özgür, demokratik bir çalışma ortamı var ama Amerika’da yaşanan onca olumlu gelişmeye rağmen Trump’ın başkanlığında yeniden Anayasanın 1. Maddesi zorlanıyor. Amerikan ekonomisi hala 3. Dünya ülkeleri üzerinde bağımlılık yaratmayla dengeleniyor, hatta ABD bu bağımlılık politikasını bizzat kendi vatandaşı  üzerinde uyguluyor.

ABD vatandaşları ev, araba, üniversite eğitimi gibi temel ihtiyaçları için çok uzun vadeli kredilerle borçlandırılıp bağımlı hale getiriliyorlar, böylece sisteme itiraz etmeyen sessiz kitleler yaratılıyor. Amerikan nüfusunun %7 si, ekonominin %80’nini kontrol ediyor. Küçük bir azınlık toplumun büyük bölümünü yönetiyor, Aynı % 7 lik kesimin, üçüncü dünya ülkelerinin, ekonomik ve siyasal gelişmelerini de kontrol altında tutması ürkütücü bir gerçek.

Birçok ülkeden daha bağımsız olan basın
gücüne rağmen malesef şu an oylama yapılsa Amerika’nın %36 sı Trump’a oy verecek kadar gerçeklerden uzak ve bilgisiz.

Ekonomik gelişmeleri takip etmeyi, domates ve benzinin fiyatı zanneden, Wall Street’in söz konusu %7 tarafından nasıl kontrol edildiğini anlamadan, suya sabuna dokunmadan yaşayan ve cehalete oy veren büyük bir nüfus söz konusu.

Seçim öncesi halka doğruyu anlatanlara liberal, sosyalist, kominist, vatan haini gibi yakıştırmalar yapıyorlar ve tamamen manüplasyon sonucu çıkan ekonomik  verilerle toplumu kandırarak oyları konsolide ediyorlar.
Oysa ki Amerika’da hala büyük bir evsizlik sorunu var, sağlık ve eğitim çok pahalı.
Açlık önemli bir problem, her gün 1.200.000 çocuk aç kalıyor.

Ama  ABD’yi yöneten % 7 lik kesimin manüplasyonları sonucu ortaya çıkan rakamlara göre herşey güllük gülistanlık. Benim burda geçirdiğim 50 yıla yakın bir süre sonunda çıkardığım sonuç; küçük bir azınlık tarafından yönetilen milyonlarca insanın önemli problemleri olduğudur.

Ekonomik gerçeklerin gösterilenden farklı olduğudur. Politikacıların yalanlarına rağmen ABD’de yüzbinlerce aç çocuk, evsiz insanlar, paran olmazsa  gidemeyeceğin hastaneler ve okullar var. Bildiginiz böyle ülke var mi, benzetin diyecegim ama..diyemiyorum.

Amerikadaki Adli sistem hala ayakda ve elinden geldigince Anayasayı  koruyup, insanlara haklari olan adli korunmayı verme cabasında.
Ümidim , gelecekte insanlar politikacıların yalanları yerine gerçekleri görürler, ekonomik problemlerin üstesinden gelinir, demokrasi, insan  hakları ve hukuk hakim olur, böylece dünyanın hiçbir yerinde aç çocuk,
evsiz insan, tedavi edilemeyen hasta kalmaz.
Evet umitsizlige katilmadan biraz iyimser olmak istiyorum. Dayanacak tek noktamizin iyimser ve
mucizeye inanmak olduguna “protesto” ederek maalesef inaniyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum