Ekonomi iyi mi, yoksa kötü mü?
Reklam
Mustafa  PAMUKOĞLU

Mustafa PAMUKOĞLU

Son Kale

Ekonomi iyi mi, yoksa kötü mü?

21 Kasım 2019 - 19:09

Ekonomi iyi mi, yoksa kötü mü?

Demokratik bir ülkede yaşıyoruz. Ülke meseleleri ile ilgili her türlü görüş açıkça dile getirilebilmeli. Vatan hainliği dışında herkes kendi görüşünü doğru veya yanlış açıkça ifade edebilmeli.

Ama, Hazine ve Maliye Bakanı Ordu’da yaptığı bir konuşmada ekonomiyi kötü gösteren ekonomistler, profesörler yani ahkâm kesenleri teröre bulaşanlarla eşdeğer gösterdi. Direk terörist demedi ama kızım sana söylüyorum gelinim sen anla, misali terörist ile aynı kapıya çıkacak bir cümle sarf etti. Aslında bu da bir düşünce. Kafayı takmamak lazım.

Bakan ekonomiyi yöneten bir insan. Ekonominin iyi olması için iyi kötü bir çaba içinde. İyi olmasını istiyor. Yol haritasını iyi olmasını sağlayıcı bulmuyoruz; ama o da kendi yol haritasına inanıyor. Ona da peki diyelim. Ama bakanın da ekonominin sıkıntıda, zorda veya krizde hangi kelimeyi kullanırsanız kullanın iyi olmadığına dair yorumlar ve analizler yapanlara da saygı göstermesi veya katlanması gerekir.

Bu açıdan ekonominin iyi ve kötü taraflarını yeniden bir liste halinde sunalım. Belki bu yöntem bizi terörist olmaktan kurtarabilir.

EKONOMİMİZİN İYİ TARAFLARI

Türkiye ekonomisinin iyi rakamları ve olumlu kabul etmemiz gereken özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1- Kayıt dışı ekonomimizin büyüklüğü. Turgut Özal’ın dediği gibi imece ve kayıt dışı gelirlerle birçok zorluklar ve sorunlar çözülüyor.

2- İhracatımız 150 milyar dolar mertebesinde geziniyor. Yani öyle böyle hatırı sayılır döviz kazancımız ve pazar payımız var.

3- Hangi nedenle olursa olsun dış ticaret açığının ve dolayısıyla cari açığın düşmesi olumlu. Ülkemizin zararını ve yeni dış borçlanma ihtiyacını azaltıyor.

4- Faizler düşüyor/düşürülüyor. Ekonominin sağlığı için yüksek faiz ateştir. Bu nedenle büyüme ve zenginleşme için düşük faiz iyidir. Tabi ki gerçek faiz oranlarının düşük olması önemli.

5- Psikolojik etkisi nedeniyle hesaplama yöntemi değiştirilerek bulunan düşük enflasyon oranı bile olumlu.

6- Bankacılık sistemimiz güçlü

7- Öyle böyle borç bulabiliyoruz.

8- Halkımız ekonomik gelişmelere kayıtsız. Bu da tepkilerin olmaması ve ekonomiyi yönetenlerin elini rahatlatıyor. Düşünün her açıklanan ekonomik veride sokaklarda gösteri olsa bu ciddi sıkıntılar yaratır.

9- Öyle böyle halkımız harcama alışkanlıklarından az veya çok vazgeçmiyor.

10- Televizyon programlarının yüzde 90’ı siyasi konular. Ekonomi halkımızın ilgi alanı dışında. Bu da ekonomin psikolojisini yüksekte tutuyor.

11- Nitelikli çalışma gücümüz var. İyi yetişmiş gençliğimiz var.

12- Çok iyi sanayicimiz, esnafımız, zanaatkârımız, tüccarımız var.

13- Biz Hong Kong gibi her şeyi ithal etmiyoruz. Katma değer yaratmazsak da öyle böyle ciddi bir üretimimiz var.  Bu listeyi çoğaltabiliriz.

 

EKONOMİZİN KÖTÜ TARAFLARI

Ekonomimizi kötü hale sokan, sık sık krizlerle karşı karşıya bırakan, bizleri kaygılandıran ve bazen de korkutan özellikleri şöyle:

Buna muhtemelen Bakan ve Hükümet çevreleri katılmayacaklardır. Ama biz görüşlerimizi sizlerle paylaşalım. Aslında yıllardır paylaşıyoruz. Dilimizde pelesenk oldu.

1- Üretmeyen ve katma değer yaratmayan ekonomik yapımız bizi en çok kaygılandıran durum. Tüketen aslında gereksiz tüketen bir ekonomik modelimizin olması ciddi bir zafiyet.

2- Tasarruf etmeyen ekonomi. Bu nedenle borçluluk oranı çok yüksek bir ülke.500 milyar dolara yakın dış borç ciddi bir tehlike oluşturuyor.

3-Halk-mutfak enflasyonun çok yüksek olması. Maliyenin alacakları için uygulayacağı enflasyon oranı yüzde 22.8. Yani resmi enflasyon rakamlarına kimsenin inanmıyor olması. Bu da ekonomiye olan güveni bozuyor.

4- Yedi - sekiz milyon işsizimiz var. İşsizlik oranını düşüremiyoruz.

5- İşsizliği azaltacak ekonomik büyümeyi sağlıyor olamamamız. Türkiye her yıl ortalama yüzde 5 büyümesi lazım. Bunu son yıllarda sağlayamıyor.

6- Dış ticaret açığımız ithalatın düşmesinden yani ekonomik durgunluktan kaynaklandığı için cari açığın azalması sağlıklı bir azalış değil. Ekonomik küçülme veya büyümeme demektir.

7- Açlık sınırının asgari ücret düzeyinde, yoksulluk sınırının ise dört kişilik bir aile için aylık 6 bin lira civarında olması. Açlar ve yoksullarımızın milyonları bulması. Gelir adaletinin olmaması. Çok zengin ile yoksullar arasındaki farkın çok açılması

8- Türkiye’de işletmelerin sermaye birikimin olmaması. Ticari ve sınai faaliyetlerini kredi ile finanse etmeleri. Bunun kırılgan ekonomi yaratması.

9- Tarımı mahvetmiş olmamız. Ülkemizi turizm cenneti yapamamamız.

10- Ekonomiyi yönetenlerin ehil olmaması.

11- Amerika’nın aksırması halinde bizim nezle olmamız

Bu listeyi çoğaltıp azaltabilirsiniz.

YANİ;

Ekonominin iyi taraflarına (A , kötü taraflarına (B) dersek; B>A olduğunu söylüyoruz. B-A= 3A diye bir fantezi de yapabiliriz.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum