ÇAĞIMIZ KAPİTALİZMİNDE ÜÇ ÖNEMLİ EVRE
Reklam
Mustafa  PAMUKOĞLU

Mustafa PAMUKOĞLU

Son Kale

ÇAĞIMIZ KAPİTALİZMİNDE ÜÇ ÖNEMLİ EVRE

16 Nisan 2020 - 16:39

ÇAĞIMIZ KAPİTALİZMİNDE ÜÇ ÖNEMLİ EVRE
 
Çağdaş kapitalizmin 20 ve 21. Yüzyılda yaşadığı üç evre devlet-piyasa-toplum ilişkilerini inceleyen siyasal ekonomi açısından çok önemlidir.

İLK EVRE
İlk evre 1929 Büyük Buhran ve İkinci Dünya Savaşı ardından 1940’larda dünya ekonomisinin ve kurumsal mimarisinin yeniden düzenlendiği dönemdir.

1929 buhranının yol açtığı ekonomik çöküntü sırasında piyasa kaynaklı çözümlerin işe yaramadığı görüldü. Bu da "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” e güveni ortadan kaldırmıştı.
1930’larda gelişmiş ülkelerin uyguladığı yüksek ve ayrıcalıklı ticaret hadleri ve başka ülkelere zarar verme politikası yani “ekonomik savaş” yerini çok taraflı ve gözetim alında tutulan ekonomik ilişkilerin kurulması anlayışına dönüştü.
İkinci dünya savaşından galip çıkanlar 1944’de Bretton Woods Konferansında yeni bir küresel düzenin kurulmasına karar verdiler. Bu konferans ile IMF ve Dünya Bankası kuruldu. Dolar çıpa para birimi, oldu. Ancak bu çıpaya bağılı olarak ayarlanabilir döviz kurları ve sermaye kontrolleri ile yepyeni bir para sistemi kurulmuş olmaktaydı.
Bu dönemde Keynes’in ulusal ekonomilerde istikrar sağlama, ekonomik döngüyü yumuşatma ve tam istihdama yönelme şeklindeki  politikalarının ağırlık kazandığını söyleyebiliriz.
Bu evre 1971’de ABD’de Nixon’un başkan seçilmesi ile sona erecekti.

İKİNCİ EVRE
1971’de başlayıp 2007-2008 finansal krizine kadar ki dönemdir.
Bu dönemde doların altına bağlanmasından yani doların çıpa olmasından vazgeçildi.
Bununla doların genel devalüasyonu penceresi kapatılmış oldu. Bu nedenle ABD mallarının dünya piyasalarında rekabet gücü arttı.

Bu dönemin özelliğini vurgulayan en önemli cümle ABD Hazine Bakanı Connolly’in “dolar bizim paramız ama sizin de sorununuz”  cümlesi ile vücut bulan görüştü.
Bu evrede istikrarsızlıkların en büyük nedenlerinden biri Suriye-Mısır işgaline İsrail’in verdiği tepkinin intikamını almak isteyen Arap Ülkelerinin petrol fiyatını aşırı yükselttikleri ile Yom Kippur Savaşıdır.
Yaşanan istikrarsızlıklar dünya ekonomisinde şiddetli bir ekonomik durgunluk ve “Stagflasyon” (yüksek enflasyon ve yüksek işsizliğin eşanlı olması) gelişmiş ekonomileri perişan etti.
Ekonomik büyüme eriyor ve kamu finansları kötüleşiyordu.
Bu gelişme ile 1979’da yaşanan ikinci petrol şoku ile daha da vahimleşti.
Petrol üreticisi ülkeler elde ettikleri fazla kazançları  “off shore” dolar-avro para piyasalarında değerlendirmeye başladılar. Buralarda biriken fonlar gelişmekte olan ülkelere borç olarak verilmeye başlandı. İşte yaşanacak borç krizinin ilk adımı bu idi.
Gelişmiş ülkeler bu olumsuzluklara uluslararası finansal piyasaların serbestleştirilmesi, sermaye kontrollerinin kaldırılması ve milli ekonomilerin kuralsızlaştırılması gibi politikalarla cevap verecekti.
Keynes unutulmuş Freedman (paracı) ekonomi modası başlamıştır. Yani neoliberalizm 1980 yılları ile dünya ekonomisine ağırlığını koymuştur.
Bu dönemde türev finansal araçlar( aslında vadeli işlem piyasa fiyatları üzerinde oynan kumar) gibi ileri düzeyde finansal araçlar ve karmaşık işlemler dönemin en önemli borçlandırıcı işlemeleri olmaya başlamış ve dünyayı sarıp sarmalamıştı. Paralar ışık hızında dünyayı dolaşıyordu.
Bundan devletlerin egemenlik hakları ve milli ekonomilerinin etkilenmemesi mümkün değildi.
Bu da bizi 2007-8 finansal krizine götürecekti.

ÜÇÜNCÜ EVRE
2007-8 küresel finans krizi üçüncü evrenin başlangıcıdır.
Gelişmiş ekonomiler bu aşırı borçlanma ve hayali kâğıtların doğurduğu balonun patlaması ile şaşkına döndüler.
Bir şeyin farkına varıldı. O da şuydu: serbest piyasa çözümleri yeterli değildir. Devletlerin ekonomiye girmesi gerekir. Ekonomik büyümesi için devletin rolü artık şarttır.
Neoliberal politikalar terk edilmeye başlanacaktı. Ama çekimserlik devam ediyordu. Ta ki koronavirüsü salgını oluncaya kadar. Bu da bizi bugünkü evreye getirdi.

YAŞADIĞIMIZ DÖNEM
Koronavirüsü ,devlet aygıtı olmadan serbest piyasa dinamikleri ile ekonomik, sosyal, toplumsal sorunların çözümünün mümkün olmayacağını tüm dünyaya gösterdi.
Ama henüz kapitalizmin nasıl bir çevrim yaşayacağını bilemiyoruz. Elbette bazı önermelerde bulunabileceğiz.

Ancak değişmeyecek bir gerçek şudur: ekonomik büyümede devlet rol üstlenecek. Korona sonrasında refah devlet ve sosyal devlet anlayışı ve politikaları devreye girecektir. Bir anlamda Neokeynesçi döneme mi giriyoruz, sorusunun çokça sorulacağı bir dönem olacağı kesin.

 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum