Başkanlık sistemi ekonomiyi kurtarır mı?
Mustafa  PAMUKOĞLU

Mustafa PAMUKOĞLU

Son Kale

Başkanlık sistemi ekonomiyi kurtarır mı?

08 Temmuz 2018 - 20:53

  Başkanlık sistemi ekonomiyi kurtarır mı?  

16 yıldır ekonomiyi tek başına yöneten, istediği kanunu çıkarabilen, istediği atamayı yapabilen Tayyip Erdoğan ve AKP, ekonominin bu hale gelmesini engelleyememişse, iyi yönetememişse bunun nedeni başkanlık sisteminin olmaması mı, yoksa neoliberal ekonomik sistemle küresel egemenlerin ülkemizi tüketim toplumuna dönüştürme projesini uygulamak mı? Elbette uygulanan yanlış ekonomik politikalar sonucu ülkemiz bu noktaya geldi.

Eğer ekonomin ağır krize girmesinin sebebi Merkez Bankası’na direkt talimat verebilen Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP değilse sorumlu kim?

İstediği kanunu, kararnameyi çıkartabilen bir yasama gücüne sahip AKP iktidarı hangi stratejik kararı alamadı da bu ekonominin bozulmasına yol açtı. Bu kadar sıklıkla vergi affı çıkartabilme gücü iktidarın serbest hareket edebildiğinin tek başına bile göstergesi değil mi? Hangi bürokrat, “beyefendi veya reis” olarak hitap ettikleri Cumhurbaşkanına karşı direnebilmiştir? Hangi babayiğit “sayın Cumhurbaşkanım Merkez Bankası’na faiz müdahaleniz yanlış. Şu şekilde konuşmanız piyasaları alt üst ediyor” diyebilmiştir? Cumhurbaşkanının sürekli dile getirdiği oligarşik bürokrasi kendisine engel mi olabilmiş?

Bütün bu sorulara cevabımız tek: tek adam, tek ses, tek güç zaten vardı. Şimdi ise elbise değişiyor ve çelikten yapılmış elbise geliyor! Cumhuriyet yerine meşrutiyet, yasama yerine başkanlık sistemi. Bu da Türkiye’nin bizi parçalamak isteyen küresel efendilere cesaret verecek ve bütün projelerini artık daha rahat uygulatma şansına sahip olacaklardır. Bunu engellemenin yolu Tayyip Erdoğan’dan geçiyor. O ya ülkeyi düzlüğe çıkaracak ya da kaosa sürükleyecek.

BAŞKANIMIZDAN TALEPLERİMİZ

Tayyip Erdoğan tüm yetkileri kendinde toplayan başkan olarak ağır bir sorumluluk almış durumda. Bu bağlamda kendisinden vatandaş olarak şunları bekleyeceğiz.

Ekonomi ile ilgili beklentilerimiz ve taleplerimizi temel başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz:

- 395 AVM ile toplam 12 milyon metrekare satış noktasında kişi başına düşen ortalama 100 TL/gün ile korkunç bir tüketici toplum haline gelen toplumumuzu tasarruf eden ve bilinçli harcayan toplum haline getirmek.

- 500 milyar dolar dış borcun geometrik dizi ile artmaması için şatafata ve gereksiz göz boyayan yatırımlara girmemek.

- Başta başkan olmak üzere tüm bakanların, bürokratların, milletvekillerinin mütevazi yaşama dönmesini sağlamak.

- Ülkede üretilebilecek her şeyi yerli üretmek. Bunun maliyetine, enflasyona sebep de olsa katlanmak.

- Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisine göre üretimi ve ihracatı planlamak. Sanayiciye göz bebeği gibi bakmak.

- Dejenere serbest piyasa değil girişimciye destek olan ama denetleme ve büyük yatırım projelerinde ön alan kamucu bir yaklaşım ile karma ekonomiye dönmek.

- Hemen bir kararname ile Planlama Teşkilatını en etkin biçimde yeniden tesis etmek. Kalkınma ve büyüme planlarını gerçekçi yapmak.

- Tarım ve turizm bizim diğer ülkelere göre üstünlüğümüz. Bu nedenle bu sektörleri ayağa kaldırmak.

SİYASİ BEKLENTİLERİMİZ

- Artık toplumu birbirine düşmanca bakan bir şekilde ayırmaktan, kutuplaştırmadan vazgeçin. Siz, artık 81 milyonun babası, başkanı oldunuz. Dilin dişisini kullanın. Hepimizi sevin. Hepimize tebessüm edin. Bizi olur olmaz azarlamayın.

- Başkan oldum diye padişahlık yapmayın. Lozan’dan intikam alacaklara elverişli ortam yaratmayın.

- FETÖ ve terörle mücadeleden iç siyaset aracı yapmadan kararlılıkla mücadele etmeye devam edin.

- Kıbrıs’ı, Ege’yi, Güneydoğu’yu almak isteyenlere Osmanlı tokadı vurun!

- Laiklikten vazgeçmeyin. Din temelli eğitimden vazgeçin. Cemaati olan yüzlerce cami yapma yerine okullar yapın. Özgür düşünmeyi sağlayan ve dogmalardan uzak bir eğitim sistemine dönün. Dinimizi ve ibadeti tasavvuf ve sevgi dini haline dönüştürmek için sorumluluk alın. Bırakın herkes evinde sakin biçimde Allah’ı ile baş başa kalsın. Tanrım ile benim arama kimse girmesin.

- Lale devrine son verin. Bu dünyanın şatafat içinde olanların dünyası olmadığını siz de biliyorsunuz. Bizimle birlikte denize girip güneşlenmeyi, sohbet etmeyi sağlayın. Siyah elbiseli adamlardan ve arabalardan bizi kurtarın. Gelin birlikte tavla oynayalım...

YAPAR MISINIZ?

Cumhurbaşkanının milyonlarca insanı ikna etme gücü ve manyetik çekiciliği varken bu isteklerimizi yerine getirmemesini engelleyen bir durum yok. Yeter ki istesin. Ben padişahım, ben kralım, ben, ben demesin. Gönül adamı olduğu gün rakipsiz cumhurbaşkanı olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Neticede aynı gemideyiz. Etrafımız denizaltılarla ve dev köpek balıkları ile dolu... Sırt sırta verme zamanı. Aksi hali düşünmek istemiyoruz.

Haydi hayırlısı... Unutmayalım bu ülke hepimizin...

YORUMLAR

  • 0 Yorum