2019 yılı ekonomisi ve 2020 beklentileri - 2
Mustafa  PAMUKOĞLU

Mustafa PAMUKOĞLU

Son Kale

2019 yılı ekonomisi ve 2020 beklentileri - 2

07 Ocak 2020 - 19:59

2019 yılı ekonomisi ve 2020 beklentileri - 2
 

2019 yılı ekonomisi ve 2020 yılı beklentileri incelemeye devam ediyoruz. 2019 yılında ekonomi krizde idi; bunu yumuşatmaya, ekonomik sıkıntılarımız vardı demeye gerek yok. Korkmadan diyelim ki önlemler ve beklentiler de gerçekçi olsun.

Önemli sektörler 2019’u nasıl geçirdi öncelikle ona bakalım.

TURİZM SEKTÖRÜ

Turizm sektörü ağırladığı yabancı turist sayısını ilk 10 ayda 2018 yılına göre yüzde 14.4 artırarak 40 milyon 719 bine ulaştırdı. Bu sayı, bizi dünyada en fazla ziyaretçi ağırlayan ülkeler sıralamasında 6’ncılığa yükseltti. Bu artışa rağmen kişi başına yapılan harcama yaklaşık 649 dolara düştüğünden turizm gelirleri dokuz ayda 26.6 milyar dolarda kaldı. Bu rakamlara göre 2019 yılını 30 milyar dolardan fazla ile kapamak mümkün olmayacak gibi.

Turizmciler için 2019’de Turizm Tanıtım Ajansı’na cirolarından binde 7.5 oranında katkı payı ödemeleri en önemli maliyet kalemlerinden biri olarak öne çıktı.

Yabancı kişi başına 850 dolar ve fazlasını harcamadığı takdirde turizm sektörü için beklenen gerçekleşmiş olmuyor. Bu nedenle 2019 yılının turizm sektörü için iyi geçtiğini söyleyemeyiz.

İNŞAAT SEKTÖRÜ

Türkiye ekonomisinin lokomotifi kabul edilen (biz üretim ekonomisini savunduğumuz için bunu kabul etmiyoruz) inşaat sektörü 2019’da büyük darbe yedi.

En fazla iflas eden, konkordato ilan eden, teknik iflasta (hukuken ipi çekilmemiş iflas durumu) olan ve piyasadan çekilen firmaların olduğu sektör inşaat sektörü.

2019 yılının ilk dokuz ayında önceki yıla göre verilen ruhsatlarda bina sayısında yüzde 57.1 - yüzölçümünde yüzde 58 - değerde yüzde 48.9 - daire sayısında yüzde 63.8 azaldı.

2019 yılında sürekli daralan sektör olarak ilk dokuz ayda yüze 7.8 küçüldü.

Kamu ihaleleri ve kamu inşaat yatırımlarında tasarrufa gidilmesi bu alanda bulunan inşaatçıları hem tahsilat hem de iş olarak ciddi zora soktu.

İstihdam kaybı bakımından da inşaat sektörü birinci sırayı aldı. Eylül ayı itibariyle sektörde işsiz sayısı yaklaşık 600 bin.

Ekim sonu itibarıyla sektöre açılan kredi tutarı 240 milyar TL. Bunun 19.5 milyar TL’si takipte; yani sorunlu kredi.

Yüksek enflasyon ve döviz kurlarındaki artış inşaat maliyetlerini yüzde 70 artırdı. Satışlar bu nedenle beklenenden az oldu. Konut kredi faizlerinin yüzde 1’in altına düşmesinin yarattığı ivme dahil Ocak-Kasın 2019 döneminde 1 milyon 146 bin konut satıldı (el değiştirdi). Bu satılan konutların 286 bin adedi konut kredisi ile alındı. Yabancıya satılan konut sayısı ise 40 bin 185 adet oldu. 2018 aynı döneminde bu sayı 35 bin 103 adetti. Bu satışlara göre konut stoku birikti. Türkiye’de inşaatı tamamlanmış ve satılmayı bekleyen ne kadar konut olduğunu, yani konut stokunu tam olarak bilmek mümkün değil. Ancak yapı ruhsatları ve satışlar karşılaştırıldığında bir milyonun üstünde konut stokunun bulunduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

OTOMOTİV SEKTÖRÜ

Milli gelirin yüzde 5’ini oluşturan ve Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv sektörü 2019 yılını hurda teşviki, KDV ve ÖTV desteklerine rağmen iyi kapatamayacak. 600 binler olan satış adet hedefinin bayağı altında kalınacağı görülüyor. Sektör temsilcileri bu sayıyı 400 - 480 bin adet olarak veriyorlar.Üretimde(montaj) yüzde 7, ihracatta yüzde 6 daralma var.

 

ENERJİ SEKTÖRÜ

Bu sektör yanlış stratejilerin kurbanı olmuş durumda. AKP iktidarının başladığı yıldan itibaren enerji sektöründe özelleştirme furyası başladı. Sektöre bilen bilmeyen, parası olan olmayan girdi. Yatırımlar yüksek maliyetli döviz kredileri ile finanse edildi.

2019’da ekonomik kriz nedeniyle durgunluk yaşandığından tüketim talebi düştü ve bu da arz fazlalığı yarattı. 2019 Eylül ayı itibariyle kurulu güç 720 megavat. Bunun yarısı atıl durumda.

Bu durum sektörü ödenemez borçlarla karşı karşıya getirdi. Sektörün 47 milyar dolar (TL değil) kredi borcu var ve bunun 13 milyar doları takipte.

Bu yıl da Enerji Girişim Sermaye Fonu kurulmadı. EGSF zora düşmüş firmaların borçlarının hisseye dönüştürülmesi hedefleniyordu. Bu mümkün olmadı.

2019 YILININ ÖZELLİĞİ

2019 yılının sanayi bankacılık, perakende sektörlerini analiz etmeye devam edeceğiz. 2019 yılının önümüzdeki yıl ve yıllara bir ufuk açma özelliği var. Nedeni şu: Bazı sorulara verilecek cevaplar sektörlere ve uzmanlara göre ciddi değişiklik gösteriyor. 2019 bütün bu özellikleri barındıran bir yıl oldu. Bu temel sorulara da cevap arayacağız.

1- Enflasyonu düşürerek büyüme mümkün müdür?

2- Cari açık vermeden büyüme olasımdır?

3- Döviz girişi olmadan döviz kurlarını ne zamana kadar baskılayabiliriz?

4- Ertlenen talepler 2020’de piyasalara gelirse ertelenen maliyetlerin de uygulamaya sokulmasıyla enflasyon yükselmez mi?

5- Sektörlerde büyüme için verilen teşvik ve desteklerden medet umabilir miyiz?

6- Faizlerin düşmesi kredilerin artmasına ve kredilerin artması da tüketici talebi yaratmasına yol açar mı? Açarsa bu talep enflasyonu tetikler mi? Bu talep yine kredi ile finanse edilen tüketim ekonomisi ve tüketime dayalı büyüme yaratmaz mı? Bu tercih edilen midir?

6- Kişiler ve firmalar neden döviz pozisyonunda kalmaya devam ediyorlar? Bu tercihlerini değiştirecek neler olmalıdır?

7- 2019 savurgan ekonomik politikaların verdiği hasar nasıl toparlanır?

Devam edeceğiz...

YORUMLAR

  • 0 Yorum