Algıcının adı mı değişti?
Reklam
Murat SEYİRCİ /ANTALYA

Murat SEYİRCİ /ANTALYA

Seyir.den notlar

Algıcının adı mı değişti?

14 Mart 2019 - 22:08

Algıcının adı mı değişti?
 
Yıllar önce Doğan Yayın Grubu'nun yayın organları olan gazete ve televizyonlar algı oluşturur, hükümet indiridir hükümet getirirdi.
 
O kadar etkili, o kadar vatandaş üzerine yönlendirilebilir algı oluşturan yayınları vardı ki inanmamak mümkün değildi.
Sosyal medyanın olmaması, iletişim teknolojisinin bu dönem kadar ileride olmaması, eğitim düzeyinin şimdikine göre daha gerilerde olması algı operasyonlarının başarısını artırıyordu.
 
Şimdilerde yine enteresan şeyler oluyor.
Tüm tv kanallarının haberlerini takip ediyorum.
Bazı kanallar gazetecelik ve basın değerleri ile uyuşmayacak kadar yanı yayın yaparken,
bazı yayın organları ise savundukları görüşe en yakın duran siyasi partilerin partneri veya gizli destekçisi gibi duruyor.
 
Aynı haberleri farklı kanallarda izleyince algı yönetiminin ne kadar ustaca yapıldığını görüyorum.
Bir haberi farklı bakış açıları ile değerlendiren yayın organları, hangi görüşü destekliyorsa haber içinde onu incitmeyecek bölümleri farklı perforelerle aktarırken, başka bir yayın organı ise vatandaşın gerçekleri daha net göreceği farklı bir dil kullanarak haberi yansıtıyor.
 
Yani birileri uyutarak ve koruyarak haber yapıyor,
Bazı yayın organları aradan kelimeleri çıkartarak gözden kaçan sonuçlara ulaşıyor.
 
Tüm bunlar bir tarafa, CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş ile ilgili bir kaç gündür medyayı meşgul eden senet haberleri benim bile pes artık dememe neden oldu.
 
AKP'li Ömer Çelik, pek çok kanalın canlı yayını ile mesajlarını arka arkaya tekrarlayarak, aynı türde sorulara yine aynı türde cevaplar vererek Mansur Yavaş'ı suçladığını hepimiz izledik.
Mansur Yavaş'ın açıklamaya yapacağını gün ise kendini nasıl savunacak diye merak ettim, gün içerisinde sürekli olarak canlı yayınlara bağlanılmasını bekledim.
 
Tv'de, radyoda, Mansur Yavaş'ın canlı yayını benim takip ettiğim genel kanallarda verilmedi, hatta toplantının iptal olduğunu düşündüm.
Akşam ana haberlerde açıklamaları izleyince anladım ki, bir kısım medya diye serzenişte bulunanların bügün bir ton medyası olmuş.
 
Açıklamalardan iki gün sonra Ömer Çelik yine sahne aldı, suçlamalarda bana göre doyurucu bilgi veren Mansur Yavaş'a bu kez farklı bir suçlama ile çattı.
Bu kez ''bu kadar paraya hangi hizmeti verdin'' tartışması başlattı.
Sahte imza konusu ilk suçlamadan kalktı, raftaki yerini aldı.
 
Derinlere girmeden anlatmak gerekirse, 
Mansur Yavaş icraya koyduğu senedi borçludan aldığını, icraya koyduğu senedi veren iş adamının ise imzanın sahte olduğunu iddia ettiğini, bu nedenle tespit davasına gidildiğini, senetteki imzanın sahte olduğunun tespit edildiğini anlattı.
Ardından senedi veren kişiyi sahte senet vermek suçundan mahkum ettirdiğini, yani suçu bastırmaya çalışan kişinin suçlunun kendisi (senedi veren kişi) olduğunu basın ile paylaştı.
 
Bir gün sonra NTV sabah haber bülteninde ise haberleri dinlerken konu ile ilgili farklı bir haber aktarıldı.
''Mansur Yavaş'ın icraya koyduğu senetteki imzanın kriminal incelemelerde sahte olduğu iddia edildi'' şeklinde haber yayınlanınca...
Kendi kendimi dedim ki, Türkiye çağ atlamıyor, algı yönetenler galiba yer değiştiriyor.
 
3 gün önce Mansur Yavaş'ın kendisi, senedin üzerindeki imzanın kriminal incelemede sahte çıktığını söyledi.
Bunu tekrar tekrar söylenmemiş gibi, Mansur Yavaş'ın senede sahte imza atmış gibi gösteren haberlerin hala devam etmesi, Hak'kın da hukukunda yanıltıldığının göstergesi.
 
Birileri diyecekki hayırdır Mansur Yavaş'ı mı savunuyorsun...
Bende diyeceğim ki...
Hayır, ben mesleğimi kirletenleri isyan ediyorum, gazetecilik mesleğini bir taraflara yamayanlara, bir taraflara yandaş olanlara kızıyorum.
 
Gazeteciliğin CHP'si
Gazeteciliğin Akp'si,
Gazeteciliğin MHP'si
Gazeteciliğin İyi Partisi,
Gazeteciliğin bir partisi olmaz.
 
Gazetecilik zaten tüm siyasi hareketlerin üstünde,
Özgürlüğünü esas almış toplumun bir aynasıdır.
 
Gazetecilik, karanlıkların el feneridir.
Gazetecilik algı oluşturan değil, algıların arasından gerçekleri yansıtan en kutsal mesleklerden biridir.
 
İsteyen istediği benzetmeyi yapsın...
Benim isyanım eskiye dönmemize,
Mesleğimizin içine sızmış, yanlı gözlüğü takmış, adı gazeteci olan kişi ve kurumlara.
 
Mesleğim adına suçlamalar var ise herkese eşit yayın hakkı alması benimsediğim anlayıştır.
Mesleğimin biryerlere yan olması ise mesleğimiz ile çelişen davranıştır.
 
Bu arada CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'nun, Buket Aydın ile 40 programında canlı yayın konuğu olduğu sırada yayının aniden kesilip Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın canlı yayınına bağlanılması sosyal medyada adeta deprem yarattı.
Bu yayıni kesme davranışı bir yayın organına yakışmadı.
 
Hayata Seyirci kalmamanız dileğiyle.

YORUMLAR

  • 0 Yorum