Türkiye Ekonomisi Üzerine
Reklam
İbrahim Yalçın

İbrahim Yalçın

Büyüteç

Türkiye Ekonomisi Üzerine

11 Mart 2019 - 22:59

Türkiye Ekonomisi Üzerine
 
Son dönemde ülkemiz önemli ve zorlu bir ekonomik sınav geçirmektedir. Aynı zamanda siyasi konjonktürde yaşanan çeşitli tartışmalar ekonomideki gidişat üzerinden etkili olmaktadır.

Bu süreçte siyaset kurumunun ve ekonomi yönetiminin önemli bir sınavdan geçtiği aşikar. Dileriz ki bu sınavdan ülkemiz akl-ı selimle galip bir şekilde ayrılır. Gelin son dönemde açıklanan veriler ışığında ekonomideki makro büyüklükleri değerlendirmeye çalışalım.
2018 yılı ağustos ayında, Rahip Brunson meselesi sürecinde yaşanan sert kur şoku sonrası yapısal sorunlarımızın iyice ortaya çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Kurda yaşanan sert yükselişi dizginlemek isteyen TCMB 625 baz puan gibi bir faiz artırımına giderek döviz kurlarındaki yükselişi bir şekilde dizginlemeyi başardı tabi bu duruma Brunson’ın serbest bırakılmasının da önemli bir etkisi olduğu ortada. Döviz kurlarında meydana gelen artış enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı yaratarak ithalata bağımlı bir ekonomi olduğumuzu bir kez daha ortaya çıkarmış oldu.  

Faiz oranlarında meydana gelen sert artış beraberinde kredi faizlerini de yukarı çekti. Kredi büyümesiyle arasında pozitif korelasyon bulunan büyüme oranı, kredi faizlerinin yükselmesi sonucu kredi daralmasının yaşanmasıyla birlikte önce öncü göstergeleriyle daralmayı hissettirdi, sonrasında büyüme verilerinin açıklanmasıyla kendini net bir şekilde göstermiş oldu. Büyüme oranlarındaki düşüşün en önemli etkisi hiç kuşkusuz işsizlik oranları üzerinde görülmekte ve maalesef önümüzdeki dönemde işsizlik oranlarının artış trendini devam ettirmesi beklenmektedir. Bu sürecin sonunda ekonomimizin düşük büyüme oranı, yüksek enflasyon, yüksek işsizlik ve yüksek faiz sorunları sahip olduğu çok açık bir şekilde görülmektedir.

Peki neler yapmak gerekir ?
Siyaset ve ekonomi süreçleri birbirlerine geçişkenliği yüksek olan iki ayrı ama aslında bir bütün olan uygulamalardır. Ekonomimizin yaşadığı bu zorlu süreçte ilk yapılması gereken, dünyayı küçük bir köy olarak kabul ettiğimizde, yaşadığımız köyün ağası olan ABD ile ilişkileri germemek gerektiği yönünde olacaktır. S400 konusunun yeni bir Brunson krizine dönüşmemesi ekonomimiz üzerinde büyük bir önem arz etmektedir. Ayrıca 31 Mart seçimleri sonrası seçim sonuçlarına göre konuşulabilecek olası bir erken seçim dedikodusu da zaten kırılgan olan ekonomimiz üzerinde olumsuz bir etki yaratma potansiyeline sahiptir.
Ekonomi tarafında seçimlerden sonra konuşulacak en önemli konu TCMB’nin faiz indirimi süreci olacaktır. Bu süreçte TCMB’nin atacağı adımları belirlerken ekonomideki dengeleri çok iyi bir şekilde, amaçları doğrultusunda öngörmelidir. Bana göre TCMB faiz azaltımı patikasını belirlerken:
  1. Enflasyondaki dinamikleri göz önünde bulunduran
  2. Döviz kurlarının mevcut seviyelerinden bir anda yukarı seviyelere çıkabileceği sert hareketleri önleyici
  3. Kredi büyümesini arttırarak daralmayı önleyici
  4. İhracatçının rekabet gücünü koruyacak bir şekilde faiz arttırma kararını vermesi gerektiği kanaatindeyim.

Yukarıda bahsettiğim dört unsuru en iyi şekilde dengeleyebilecek para politikası kararının etkili iletişim ve uyumlu faiz indirim patikası kombinasyonu ile olabileceğini, TCMB’nin yılın geri kalanındaki 5 toplantısında, her toplantıda 75 baz puan faiz indirerek yıl sonuna kadar etkin iletişim politikasıyla 375 baz puanlık faiz indirimi yapması durumunda beklentileri de iyi bir şekilde yöneterek faiz politikasında başarılı olabileceğine inanıyorum.
Ülkemizin yarınlara her zaman ümitle bakabilmesi dileğiyle.

Esen kalın.
 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum