Kur, Enflasyon ve Faiz Sarmalı
Reklam
Reklam
İbrahim Yalçın

İbrahim Yalçın

Büyüteç

Kur, Enflasyon ve Faiz Sarmalı

29 Mart 2021 - 19:18

Kur, Enflasyon ve Faiz Sarmalı
 
Fiyatlama mekanizmalarından olan enflasyon; mal ve hizmetlerin fiyat seviyelerini, faiz oranı; finansal piyasalarda ulusal paranın değerini, döviz kurları ise yabancı paraların alım ve satım değerini göstermektedir.

Bu göstergelerin uyumlu bir şekilde hareket etmesi, ekonomide üretim ve tüketimde dengenin sağlandığını da göstermektedir.  
 
Faiz, enflasyon, döviz kuru ulusal bir ekonominin en önemli üç göstergesidir ve birbirini yakından etkilemektedir. Bu üç göstergenin dengede kalamaması ekonomide farklı sorunlar meydana getirir.  
Faiz ve enflasyon arasındaki ilişkiyi özetlemek gerekirse, öncelikle enflasyonun kaynağına bakmak gerekir. Talep artışından kaynaklanan enflasyonda talebi kısmak ve tüketimi azaltmak için faiz artışına gitmek bir önlem olabilir.
Bu durumda, talep artışından kaynaklanan enflasyonun faizlerin yükselmesine neden olduğu söylenebilir. Maliyet artışından kaynaklanan enflasyonla mücadelede ise, üretim maliyetlerinde kaynaklanan girdilerin finansmanının hangi değişkene bağlı olduğu oldukça önemlidir.  

İthal ikameci bir ekonomi modeli düşündüğünüzde üretim maliyetlerindeki ana kaynağın döviz kuru yerine faiz oranlarına bağlı olduğu bir ekonomide, faiz indirimleri üretimdeki maliyet unsurunun azaltılması noktasında çok büyük bir önem arz etmektedir. Fakat ham madde, ara malı ve yatırım mallarının önemli bir kısmının ithalata, diğer bir deyişle döviz kuruna bağlı olduğu bir ekonominin faizden ziyade döviz kurlarının seviyesine bağlı olduğu bir ortamda faiz indirimi yapmanın üretim maliyetlerine katkısı çok düşük seviyede kalacaktır.

Ayrıca döviz kurlarındaki yukarı yönlü hareketse ithal mal fiyatlarını etkileyerek özellikle hammadde ve
enerji ithalatı yüksek olan ülkelerde fiyatlamaların nihai mala yansımasıyla ve fiyatlar genel düzeyinde artış gözlemlenir. Döviz kurlarının enflasyona geçişkenliği olarak isimlendirilen bu durum ekonomik dengeler için oldukça tehlikelidir. Bu bağlamda maliyet enflasyonu azaltmak için faizlerin inmesi gerekir düşüncesinin ithal ikameci bir ekonomi modeli içerisinde doğru olabileceği fakat ekonomisi dışa açık ve üretimi ithalata bağlı olan ülkelerde ise bu düşüncenin yanlış olduğunu belirtebiliriz.  

Merkez Bankalarının enflasyonla mücadelesinde faiz güçlü bir para politikası aracıdır. Döviz kuru-enflasyon ilişkisi arasında genel kabul gören yaklaşım, üretim maliyetlerinin döviz kurlarına bağlı olduğu ekonomilerde döviz kurundaki artışın, enflasyonda yükselme eğilimine yol açacağıdır. Bu bağlamda döviz kuru sebep, enflasyon sonuç ilkesi geçerli olmuş olur.   

Yapılan çalışmalarda döviz kurlarında meydana gelen değişmelerin enflasyon ve faiz oranına tepkisi daha yüksek olmaktadır. Bu bakımdan döviz kurunun kalıcı bir istikrar kazanması, fiyatlar ve faiz oranlarının da istikrar kazanmasında belirleyici unsur olarak görünmektedir.  

Enflasyon oranları yüksek seyrederken sıkı para politikasından vazgeçilerek faiz indirimine gidilmesi enflasyon beklentilerini daha da bozarak enflasyonu mevcut seviyelerinde üzerine çıkarma potansiyeliyle önemli bir tehlike oluşturmaktadır. 2002 yılı öncesi döneme göz attığımızda yanlış temeller üzerine oluşturulan ekonomi politikalarının enflasyonu nasıl körüklediğini görebiliriz.  

Maalesef Türkiye’de enflasyon, faiz ve döviz kuru meseleleri hep sonuç odaklı değerlendirilmekte hiç kimse buralarda meydana gelen değişmelerin nerelerden kaynaklandığı konuşmamaktadır. Türkiye’de sermaye piyasalarının derinleşmemesi, ülkedeki firmaların borçlanma noktalarında kredi mekanizmasına bağlı olup ürettikleri ürünlerde döviz kaynaklı girdilerin varlığının fazla olması firmaları ayakta tutmak için düşük kredi faizlerine olan ihtiyacı, fiyat istikrarı içinse döviz kurlarının düşük volatilite olması gerekliliği ortadadır.

Aslında işin temelinde üretim süreçlerinde verimliliğin düşük olmasıyla üretim süreçlerini zayıflatmasının enflasyonu yukarı yönlü etkisi sonrası artan enflasyonu dizginlemek için gelen faiz artışıyla birlikte sıkı para politikasında ısrar edilmeden gelen faiz indirimiyle kredi pompalamasının yaratılıp enflasyonu tekrar durdurmak için faizin artırıldığı kısır bir döngünün içerisine girmiş oluyoruz. Bu döngüden çıkabilmek için verimliliğe ve yerel kaynaklara dayalı bir ekonomi modeli ortaya koyup borçlanma noktasında krediye bağlılığı azaltarak sermaye piyasalarını derinleştirecek ekonomiye güven verecek politikaların devreye konulması elzemdir. 

Ekonomide gerekenlerin yapıldığı zaman faizinde enflasyonunda düşük seviyede olacağı aşikardır.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle
  

Esen kalın.  
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum