Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının İşleyişi
İbrahim Yalçın

İbrahim Yalçın

Büyüteç

Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının İşleyişi

13 Eylül 2020 - 21:44

Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının İşleyişi  

Kredi derecelendirmesi; bir kişi, kurum veya ülkenin tüm finansal, ekonomik ve mali yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz yerine getirme kapasitesine dair saptama, gözlem ve analizleri ifade eden değerlendirmelere verilen addır.

Derecelendirmeler, kredi riskini değerlendirme konusunda uzmanlaşmış kredi derecelendirme kuruluşları tarafından yapılır. Bunların en popülerleri günümüzde Fitch, S&P, Moodys ve JCR’dır. Derecelendirmeler hesaplanırken değerlendirmeyi yapan kuruluşa göre değişen yöntemler kullanılır.
Ancak, genelde kredi derecelendirmesi yapılırken mali sürdürülebilirlik, cari varlık ve cari borçluluk durumu incelenir. Kredi derecelendirme kuruluşları kolay anlaşılabilir olması için araştırmalarından elde ettikleri bilgileri semboller kullanarak kamuoyuna duyurur. Kredi derecelendirme sonuçları yatırımcılara ve aracılara değerlendirme yapmalarında yardımcı olacak kullanışlı sembollerden oluşmaktadır. Her kredi derecelendirme kuruluşunun kullandığı sembol birbirinden farklıdır.  

Ülkeler ve şirketler, uluslararası finans sisteminde yabancı yatırımlarla/yabancı sermaye ile ilişki kurabilmek için kredi derecelendirme yoluna gitme gereksinimi duyuyor. Şirketler ve/veya ülkeler kendi istekleriyle kredi derecelendirme kuruluşlarıyla bir değerlendirme anlaşması yapıyorlar. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları yabancı ülkelerde yatırım yapacak yatırımcılar için ülkedeki risk seviyesini değerlendirir ve yaptıkları çalışmalar neticesinde düzenledikleri kredi notunu belirli aralıklarla yayınlamaktadırlar. 

Kredi notu, borç ihraç eden ülkenin anapara ve faizini vadesinde ve eksiksiz geri ödeme yeterliliği ile ilgili yatırımcılara bilgi sunar. Kredi notunun yüksek olması borçlunun güvenilir olduğunu ve borcun geri ödenmeme riskinin düşük olduğunu gösterir. Düşük not borçlunun risk düzeyinin yüksek olduğunu gösterir.  Bu nedenle, ülke notu ne kadar yüksekse borcun maliyeti yani faiz oranı da o kadar düşük olacaktır.  

Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının değerlendirme kriterlerine baktığımızda Ülke Riski ilk kriter olarak göze çarpmaktadır. Ülke riskini belirleyen iki temel kriter bulunmaktadır. Ekonomik riskler ve politik riskler. 

Ülke ekonomisinin gelir elde etme potansiyeli ile ilgili riskler başta olmak üzere, GSMH’daki büyüme eğilimi, bütçe açığının GSMH’ daki payı, ödemeler sistemi dengesi, kamu kesimi borçlanma gereği, büyüme oranı, enflasyon oranı ve işsizlik oranı gibi ekonomik göstergelere ve para arzı, rezervler gibi likidite göstergelerine dayanır. 

Politik risklerin başında siyasi istikrar gelmektedir. Ülke içi siyasal dengeler, seçim tarihinin yakınlığı, iktidar partisinin oy oranı gibi siyasi istikrarı etkileyecek riskler kredi derecelendirme kuruluşları tarafından göz önünde bulundurulur.
 
Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının verdiği notlar yatırım yapılabilir ve yatırım yapılamaz olarak iki temel sınıfa ayrılır. Kredi notlarının bazı ekleri ve uzantıları mevcuttur. Temel reyting kategorisine göre durumu (+) ve  (-) işaretleriyle belirtilir. Şirketler notun yanı sıra görünüm denen ve bir sonraki notun ne olacağını gösteren ayrı bir gösterge kullanırlar. Görünüm negatif, pozitif ve durağan olabilir. Görünümün pozitif olması bir sonraki notun arttırılabileceğini, negatif olması indirilebileceğini gösterir. 
Her reyting şirketinin farklı değerlendirme kriterleri vardır bu nedenle farklı şirketler aynı ülkeye farklı notlar verebilir. 

Şu an Türkiye’nin not görünümüne baktığımız zaman Moody’in notu yatırım yapılabilir seviye olan Baa3’ün beş kademe aşağısı olan B2, S&P’nin not görünün yatırım seviye olan BBB-‘nin 4 kademe altındaki B+ , Fitch’in not görünümü ise yatırım yapılabilir seviye olan BBB-‘nin üç kademe altı olan BB-‘dir.  


Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle. 
Esen kalın. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum