Dijital Ekonomide İş Yaşamının Dönüşümü
Reklam
İbrahim Yalçın

İbrahim Yalçın

Büyüteç

Dijital Ekonomide İş Yaşamının Dönüşümü

21 Temmuz 2021 - 09:48

Dijital Ekonomide İş Yaşamının Dönüşümü
 
Dijital çağa geçiş süreci sadece bir teknolojiyi değil, aynı zamanda yeni bir fikir yaklaşımını ve
kültür değişimini de içermektedir. Dijital çağ diye adlandırdığımız bu dönemde; yapay zeka, akıllı robotlar, akıllı yazılım sistemleri, nesnelerin interneti, bulut teknolojileri, büyük veri ve arttırılmış gerçeklik gibi bilgi teknolojilerinin sunduğu fırsatlardan yararlanıldığı bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.


Söz konusu bu süreçte, istatistik ve matematik konuları da önemli bir yer elde ederek iş süreçlerinin nitel özelliklerinin azalıp nicel özelliklerini arttıran önemli etkenlerden olacaktır.

Teknolojik değişiminin iş dünyasına etkilerinin hızı yavaş yavaş artarken 2019’un sonundan itibaren
dünyada baş gösteren KOVID-19 salgını, değişim ve dönüşüm sürecini hızlandıran önemli bir indikatör oldu.
Salgının küresel ekonomi üzerinde gösterdiği derin etkilerinin yanı sıra çalışma hayatında da köklü değişimleri beraberinde getirdi. Uzaktan çalışma düzenine hızlı geçiş, farklı uygulamalar üzerinden toplantı organizasyonlarının uzaktan gerçekleştirilmesiyle birlikte iş seyahatlerinin askıya alınması ve esnek çalışma saatleri, geleceğin çalışma hayatını beklenenden daha erken gözlemlememize imkan sundu.
Dijital çağda büyümeyi sürdürmek ve rekabet avantajı kazanmak isteyen teknolojik değişimlere karşı çevik organizasyonlara sahip şirketlerin aynı zamanda çalışma düzenlerini ve iş yapış modellerini uçtan uca kapsayan dijital bir yaklaşımla yeniden yapılandırması zorunluluk olacaktır. Kurumların iş gücü planlayıcıları bu süreçte yıkıcı teknolojiler ve dijital dönüşüme uyum sağlamak adına stratejilerini çalışanları ve kurum kültürünü merkeze alacak şekilde belirleyip stratejik planlarını bu doğrultuda ortaya koymaları çok önemli olacaktır. 
Yetenek yönetimi uygulamaları da dijital ekonomi sürecinde iş gücü devir hızını azaltma hedefleri
konusunda önemli bir yeri olduğunu söyleyebiliriz. Z kuşağının işe ve kurumlara bağlılığının düşük seviye
de olduğu bu dönemde kurumlar yetenekleri muhafaza etmek istiyorsa esnek çalışma düzenini yetenek stratejilerinin merkezlerine yerleştirmeleri gerekecektir. EY’ın yaptığı bir araştırmada çalışanların yarısından fazlası (%54) pandemi sonrası çalışma modelinde nerede ve ne zaman çalışacaklarına ilişkin bazı esneklikler sağlanmaması halinde işten ayrılmayı değerlendireceklerini belirtiyor. Aynı zamanda çalışanlar haftada 2-3 gün uzaktan çalışmak istiyor.

Araştırma sonuçlarına göre her 10 çalışandan 9’u nerede ve ne zaman çalışacakları konusunda ilişkin esneklik sağlanmasını istiyor. Y ve Z kuşağının iş değiştirme eğilimi yüksek olduğunu bir dönemde yine
aynı çalışmada iş değiştirmelerinin görülme ihtimali en yüksek meslekler teknoloji ve finans alanlarındaki meslekler olduğu gözüküyor. Bu sonuçla birlikte esnek çalışma sistemlerinin yeni yetenek kazanımı ve iş gücü devir hızının düşürülmesinde önemli faktör haline geldiğini görmekteyiz. Aynı zamanda önümüzdeki zaman diliminde çalışanların evde kullandığı ekipmanlarının yenilenmesi isteği ve evde kullanılan internet
ve telefon için fatura giderlerine destek talep edeceğini de belirtmek yaralı olacaktır.

Dijital ekonomi çağında devletlerin ekonomilerini büyütüp geliştirmeleri, katma değerli ekonomik büyüme sürecine geçmeleri için nitelikli işgücü kapsamında beceri ve yetkinliklerin küresel anlamda rekabet etme noktasında ihtiyaçları gözetilerek işgücüne aktarılması, ülkeleri büyüten ve kalkındıran çevik bir dijital toplumun kurulmasına olanak sağlayacaktır. Bu bağlamda eğitim politikalarını şekillendirirken bireylerde yeteneklerin okul döneminde tespit edilmesini ve öğrencilerin derslerini çalışıp çalışmadıklarını ölçen sınavlar yerine, yetenekleri belirleyen ölçümlerle eğitimlerini devam ettirilmelerini sağlayacak politikaların gerekliliği de ortadadır. Bu durumun günümüzde mevcut olmaması nedeniyle kurumların iş gücüne sağlayacağı eğitimlere “hayat boyu eğitim” seviyesine taşınması ve bireylerinde bunun farkında olması
çok büyük önem arz etmektedir.

Eğitim ve istihdam politikalarının da dördüncü sanayi devriminin işgücü piyasasında dönüşüm yaratan değişimlerine uyum sağlaması şarttır. Geleceğin işgücü piyasası açısından yeni yetenek formülü mesleki teknik beceriler artı sosyal beceriler şeklindedir. Bu bağlamda takım çalışması, dijital bilgi düzeyi, kuralları kavrama, uygulama ve sorumluluk alma gibi bugünün becerilerinin gelecekte de geçerlilik taşıyacağını da göstermektedir. Dolayısıyla, geleceği yaratacak ve rekabetin merkezinde yer alacak olan becerilerin esas olarak sosyal beceriler olacağını söylemek ve bu beceriler dijital yetkinlerle harmanlamanın önemi çok
daha net hissedeceğiz.
 
...

YORUMLAR

  • 0 Yorum