ABD 10 Yıllıklarının Hikayesi
Reklam
Reklam
İbrahim Yalçın

İbrahim Yalçın

Büyüteç

ABD 10 Yıllıklarının Hikayesi

06 Mart 2021 - 11:16

ABD 10 Yıllıklarının Hikayesi
 
Son dönemde adını sıkça duyduğumuz, sosyal medya platfomlarında insanların çokça konuştuğu ABD 10 yıllıklarında yaşanan hareketi artık duymayan kalmamıştır.


Dolar kurundaki artışın bize ait sebeplerle dalgalanmayıp dışarıdan kaynaklanan küresel hareketlerin etkisi altında hareket ettiği dönemden geçtiğimiz şu günlerde gelin ABD 10 yıllıklarının ne olduğuna bir göz atalım.

On yıllık tahvil faizinin nasıl belirlendiğine bakarsak; parasını on seneliğine borç verecek olan yatırımcı bu süre içerisinde oluşabilecek risklere ve enflasyona karşı kendisini güvenceye almak istemesi sebebiyle önümüzdeki on yılda beklenen kısa vadeli faizlerin ortalamasına beklenen enflasyon, risk algısı gibi
faktörleri içeren vade primini ilave edecektir. Eğer enflasyon ve risk primi yükselirse tahvilden elde edilecek reel getiri azalacağı için yatırımcı nominal faizin de bu oranda artmasını talep edecektir.

Yukarıdaki paragraf karışık geldiyse işi biraz daha özetlememiz gerekecektir. Bir ülkede enflasyon artarsa devlet tahvillerinin getirisinin de artması gerekir. Şöyle düşünün enflasyonun %10 olduğu bir ortamda paranıza %7 getiri teklif edilirse muhtemelen getiriyi beğenmeyeceğiniz için paranızı başka bir alternatif yatırım ürününde değerlendireceksinizdir.

Son dönemde Amerika’da enflasyon beklentisi yükselince 10 yıllık tahvillere satış geldi. Tahvilin oranı ile fiyatı arasındaki ilişkinin ters olduğunu tahvile satış gelince fiyatının düşüp oranının yükseldiğini belirtmeliyiz. Bir tahvilin fiyatı düşünce getirisi artar. Kısaca enflasyon beklentisi artınca tahvil getirisinin arttığını belirtmemiz doğru olacaktır.

ABD’de ekonomik beklentilerinin yükselmesi ve enflasyon endişelerinden kaynaklanan satış baskısının devam etmesiyle gösterge Hazine tahvil getirileri, salgın başladığından bu yana en yüksek seviyesine çıktı. ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvil getirisi yüzde 1,614 ile bir yılın en yüksek seviyesini gördükten sonra yüzde 1,494’e gerilese de hâlâ kısa vadede belirgin bir yükselişe işaret ettiğini belirtelim.

ABD tahvillerindeki yükseliş dün gerçekleşen 62 milyar dolarlık 7 yıllık Hazine tahvil ihalesine rekor düşük talep gelmesi ardından gerçekleşti. İhalede taleplerin karşılanma oranı 2.04 ile tarihi dip seviyede gerçekleşmesi meselesi de önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) yetkililerinin artan tahvil getirilerini önemsiz görmeye çalışmasına rağmen, yatırımcıların, mal ve hizmetlerdeki fiyat artışlarına, emtia fiyatlarında yaşanan artışa ve ileride olabilecek olası güçlü enflasyon beklentilerine göre pozisyon aldıklarını belirtelim.
Tahvil faizlerinin yükselişinin ilk planda etkisini altın fiyatları üzerinde görülen satış baskısı olarak gözlemledik. ABD’de finansal sektörün yükselen faizler nedeniyle karlılığında azalma olabileceğine dair endişeler de rekor seviyelere yakın seyreden endekslerde kar satışlarına neden oldu.

Ayrıca gelişmekte olan ülkelerden fon çıkışlarının son dönemdeki ana sebebi de tahvil faizlerindeki hareket kaynaklıdır.
Yaptığımız borçlanmalarda üzerine ek risk primi talep edilen ABD tahvil faizlerinin yükselişi önümüzdeki dönemde Hazine’nin yapacağı ihraçlarda maliyetin artmasına neden olabileceğinden bu konunun yakından takip edilmesi faydalı olacaktır.
 
Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.
 
Esen kalın

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Tacettin Tokmak
    1 ay önce
    Ağzına Yüreğine sağlık İbrahim Bey Konu sade bir dille Anlaşılır şekilde Anlattınız.Bizdeki gibi 17 lerde bir Faiz oranı olsa neler olurdu.Amerikada Acaba çok merak ediyorum.Diger bir Deyişle Dünyada neler olurdu.
  • İbrahim Yalçın
    1 ay önce
    Çok teşekkür ederim değerli düşünceleriniz için.