KOVİD 19 Sürecinde Tarım Çıkmazı
 Esra Şakar

Esra Şakar

Tarım Sohbetleri

KOVİD 19 Sürecinde Tarım Çıkmazı

08 Aralık 2020 - 11:17

KOVİD 19 Sürecinde Tarım Çıkmazı
 
Kovid 19 ilk duyulduğunda ve ülkemizde ilk ölüm açıklandığında hepimiz panikle hijyen önlemleri aldık ve ilk düşündüğü “ne yiyeceğiz oldu?”, şuursuzca alışveriş yaptık. İtiraf ediyorum o çılgınlığa kapılan ve aldığı
bazı şeyleri hala tüketememiş bir tüketiciyim. Gelin görün ki üzerine ilk sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve marketlerde kuyruklar, neredeyse birbirinin elinden makarnasını kapacak şekilde alışveriş yapıldı.
O duyuru ilan edildiğinde çalışıyor olduğum için girmedim o fotoğraf karesine ama çalışmasam ben de girerdim diye tahmin ediyorum.
 
Hastalanırsam hangi hastanede tedavi olacağım sorusu bu kaosun hangi aşamasında aklınıza geldi bilmiyorum ama benim ilk düşündüğüm “evdeki stok beni kaç gün hayatta tutar?” oldu.
Dolayısıyla henüz bir kıtlık yaşamadan temel ihtiyaçlarımız karşılanmadığı takdirde nasıl kaosa sürüklendiğimiz ortaya çıktı. Hal böyle olunca tarımın ve gıda sektörünün, temel temizlik ihtiyaçlarımızı karşılamak üzere kimya sektörünün ve hiç şüphesiz sağlık sektörünün önemi tekrar bize hatırlatıldı.
 
Gıda toptancılarına bu yoğun tüketim çılgınlığına rağmen yeterli stoğumuz var mı diye sorduğumuzda zamanlamanın Ramazan ayı öncesine denk gelmesi ve Ramazan ayında da stoklu alışveriş yapıldığı için hazırlıklı olunduğu yönünde gelen cevap içimizi rahatlattı. Ek olarak ithalatın belirli bir süre kısıtlandıktan sonra tekrar başladığını istatistikleri kontrol ettiğimizde görebildik.
 
Tarım Bakanlığı’nın resmi web sitesine giriş yaptığımızda KOVİD 19 TEDBİRLERİ başlığı altında önlem amaçlı yapılması gerekenlerin yazdığını gördük. Ne kadar uygulanabilir veya uygulanabiliyor mu ayrı bir sohbet konusu olsun, tarım sektöründe faaliyet gösteren firmaların bu süreçten nasıl etkilendiğine veya etkilenmemesi için neler yapılması gerektiğine dikkat çekmek istedik bu yazımızda.
 
Mekanizasyonun gün geçtikçe kasabalara köylere ulaşması, sektör açısından ümit verici bir gelişme olmasına rağmen “el değmeyen topraktan hayır gelmeyen tarım sektörü” uzun bir süre daha insana muhtaç sektörlerin başında diyebiliriz. Hal böyle olunca dillere destan işsizliğe rağmen ne ekime ne de hasada işçi bulamayan üreticiler, işçi bulmakta daha da zorlandı ister istemez. Yine gezici veya mevsimlik işçilere ihtiyaç doğdu, prosedürler kimi zaman sağlanamadığı için aksaklıklar yaşandı, kimi illerde sorun yaşanmadan tarladan hasat kaldırıldı.
 
Tarım ürünlerine talep artınca “ne çok kazandı çiftçiler” diye aklınızdan geçirdiğinizi duyar gibiyim ama “gerçekten öyle mi oldu?” diye sormaktan alamadık kendimizi. Şunu hiçbir zaman unutmayalım daima aracılar daha çok kazanır tarım sektöründe. Pazara doğrudan erişen çiftçiler belki önceki senelere göre
daha fazla kazanmış olabilir ama aracılar ile ticaret yapan çiftçiler için aynı tahminde bulunmak mümkün değil ne yazık ki.
 
Gezici tarım işçilerinin virüsü taşıma riskine yönelik birtakım önlemler alınmaya çalışılsa da ne yardan ne
de serden geçildi ister istemez. Zira işçi getirmeyelim, şehirden eşimiz dostumuz gelse desek aynı şekilde virüsü taşıyacaktı ki pek çok ilde bu nedenle vaka artışı haberlere konu oldu. Köylüler birbirlerine imece usulü destek sağlayarak hasada bu yıl destek oldu, gelecek sene ne olacak sorusu şimdiden düşünülmeye başlandı.
 
Kurumsal firmalar rotasyonlu çalışma, günlük sağlık kontrolü, kontrollü servis taşımacılığı, tıbbi destek,
izole yemek ortamı gibi işçiye özel önlemler alarak kendilerini güvence altına alsa da küçük aile işletmeleri ne yazık ki zaten mevcut kredi borçları ile cebelleşirken, maliyeti düşürmek ve hasadı kurtarmaya odaklandı.
 
Tarım Bakanlığı’nın konu ile ilgili aldığı önlemleri görmezden gelmemek gerek, tarım işçilerinin konaklama
ve kontrolü için gezici ekipler ülke genelinde sıkı denetimler gerçekleştirdiler. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne üye
olan çiftçiler faaliyetlerine devam edebildi.
 
Görünen o ki salgın, afet veya toplumsal tehlike içeren durumun adı her ne olursa olsun, sürdürülebilir tarım politikalarının geliştirilmesi günümüz şartlarında zorunluluk halini aldı. Bu nedenle orta ve kısa vadede salgının getirdiği riskler bertaraf edilmeli, uzun vadede sürdürülebilir tarım garantisi için mekanizmalar geliştirilmelidir.
 
Kısa vadede; çiftçinin hali hazırda mevcudiyetini koruması sağlanmalı, yok pahasına tarlasını satması engellenmelidir. Çiftçiye verilecek desteklerin vergi borcu veya SGK borcu olup olmadığına bakılmaksızın sağlanması gerekmektedir. Hali hazırda KKYDP müracaatlarında aranan koşullar içerisinde borcu yoktur yazısı talep edilmektedir. Kredi/Vergi/SGK borcu olan çiftçiye makul koşullarda yapılandırma imkanı sağlanmalıdır. TC. Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili Bakanlıklar ile çiftçi arasında arabulucu rolü
üstlenerek yapıcı çözümlere öncülük etmesi gerekmektedir. Taksit sayısının az olması ödenecek
tutarın fazla olacağı anlamına gelir. Henüz hasat alamamış çiftçinin geçim derdi ile uğraşırken
taksit ödemesi ancak yine borç ile olacaktır. Taşıma su ile dönemeyen değirmen ne yazık ki bir
müddet sonra kapanmak zorunda kalacaktır.
 
Orta vadede; ithal edilen ürünlerin üretilmesine yönelik eylem planları oluşturulmalıdır. İthalatın engellenmesine yönelik önlem alınırken yurt dışından sağlanan ürüne ikame ürün temininde çiftçinin teşvik edilmesi için ithalat fiyatının altında olmayacak şekilde alım garantisi sağlanmalı, gerekirse daha da üst bir fiyat belirlenerek menşei belli ürünlerin tüketiciye ulaşması sağlanmalıdır. Kimyasal gübre ve ilaç kullanımının azaltılması için hastalık ve zararlılara dayanıklı tür ve çeşitlerin ıslahına yönelik, araştırma kuruluşu belgesi almış tohum üreticilerine destek sağlanmalıdır. Mekanik ve biyolojik mücadele yöntemleri
ile ilgili çiftçiye eğitim verilmelidir.
 
Uzun vadede; salgın yayılma hızının azaltılması için kentten köye göçü teşvik edecek tarım politikaları geliştirilmelidir. Bu sayede yoğun kent nüfusu azaltılacak, köydeki genç nüfus sayısı yükseltilebilecektir. Uzaktan çalışma imkanına sahip eğitimli yatırımcıların köye göçü teşvik edilmeli, 100.000-150.000 TL birikimi olan on binlerce kişi köye çekecek özendirici tarım politikaları geliştirilmelidir. Sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için danışman ve teknik kadro imkanı sağlanmalı, tarımsal eğitimi bulunmayan yatırımcının sorularını yanıtlayabilecek teknik destek ve eğitim sağlanabilmelidir.  
 
Son söz:Pek çok kişi toprak mı çekiyor anlamıyorum bir köye yerleşmek istiyorum diyor. Heves ve bütçeyi planladıktan sonra tek ihtiyaçları sadece teknik destek.
Kentten köye göçün sağlanması isteniyorsa, gerek Tarım İl Müdürlüklerinin teknik destek konusunda çalışmalara yoğunluk vermesi, gerekse YAYÇEP çalışmalarına ağırlık verilerek doğru bilginin kaynağından alınmasına imkan tanınmalıdır. Bilginin de desteğin de müsebbibi hiç şüphesiz TC. Tarım ve Orman Bakanlığı’dır. Bakanlık desteği olmadan sürdürülebilir tarım mümkün olamaz.
 
Sevgilerimle. 
 
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Emrah Kabay
    6 ay önce
    Emeğine, kalemine sağlık.. umarım ilgili mercilere de ulaşır bu yazı. Şehir hayatına sıkışmış, tarım hayali kuran insanlar için bir köprü de tarım için kurulur.
  • Esra Şakar
    6 ay önce
    Teşekkürler Emrah Bey güzel yorumunuz için. Selam ve saygılarımla.