AFRİKA'NIN İNCİSİ HARTUM
Dursun ÖZDEN

Dursun ÖZDEN

YOLERİ

AFRİKA'NIN İNCİSİ HARTUM

07 Temmuz 2017 - 22:53

AFRİKA'NIN İNCİSİ HARTUM

Hartum, Afrika’nın en büyük yüzölçüme sahip olan ülkesi Sudan’ın başkentidir.

25 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ve 35 milyon nüfusuyla geleceğin petrol, altın ve elmas zengini Sudan’nın başkenti Hartum; geleneksel olarak yapılan uluslararası fuar ve kültürel etkinliklerle de adını duyuruyor...

Elbette batının kirli oyunlarının sonucu burada süren iç savaşlar ve açlıktan ölen çocuklar, bu ülkenin olumsuz imajı gibi yansıtılmaktadır. Dünyanın en uzun akarsularından biri olan Nil Nehri, Sudan, Mısır’ın güneyinde ve 9 Afrika ülkesiyle komşudur.

Nil Nehrinin suladığı ve yaşam verdiği uçsuz bucaksız dünyanın en sıcak ülkelerinden biridir... 157 etnik kültürün yaşadığı ve dilin konuşulduğu, insan ve yaşam renklerinin iç içe girdiği bir coğrafya ve bir sosyolojik kültür mozayikidir Sudan.

Kadınların hala sünnet edildiği, örtünme kültürü olmayan ilkel kabilelerin yaşadığı ve bir İslam ülkesi olan Sudan’ın başkenti Hartum ise, tüm bu zengin coğrafi ve toplumsal dokunun aynasıdır.

Dansları, zikirleri, hüzün ve mutlulukları ile özgün insan kültürel mirasının izlerini taşıyan Hartum, kara Afrika’yı Kızıldeniz’e (Port Sudan kıyı kentine)’e bağlayan önemli bir stratejik yerde bulunmaktadır.

Kara Afrika’nın derinliklerinden akarak gelen Beyaz ve Mavi Nil, Hartum’da birleşerek ana Nil Nehri’ni oluşturur ve kuzeyde tarihi Sudan Pramitlerini selamlayıp; Nubye Çölü’nü geçerek, Mısır’a can verir.

Ardından da Nil, pek çok uygarlıklara ev sahipliği yapmış Kahire ve İskenderiye arasındaki büyük deltayı suladıktan sonra Akadeniz’e dökülür...

İçinden su kana üçüncü kentimiz Hartum’da da öteki kentlerde olduğu gibi Osmanlı ve Türk Kültürünün izlerini görmek mümkün... Kızıldeniz’deki Türk adası, Port Sudan’daki sumak üreten Türk köylüler, Cebel Marah Dağı’nda elma yetiştiren Türkler, Rekşa denilen üç tekerlekli taksi sürücüsü Türkler, 1700’lerden itibaren bir Osmanlı toprağı olan ve 1820’de Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Osmanlı’ya ters düşmesiyle birlikte,

bu bölgede görevli komutan ve askerlerin çoğu geri dönmemiş. Hartum’u yurt edinen Türklerin önemli bir kısmı bu dönemden kalanlardır.

Bu kentte de cami, medrese, saray, konak ve tarihi dokularıyla Osmanlı izleri bulunmaktadır. Mehdi Türbesi, Suakın antik kentinde Bennabi Bey’in sarayı ve Türk Hastanesi bunlardan bazıları...

Hartum’da, Türk kültürü izlerine en ilginç örmek teşkil edecek durum ise, hiç kuşkusuz başkent Hartum Valisi başta olmak üzere; Maliye, Dış Ticaret, Milli Ekonomi, Dışişleri, Devlet Bakanları ve pek çok Büyükelçileri kendilerinin Türk kökenli olduğunu söylüyor ve bununla gurur duyduklarını özellikle vurguluyorlar... Sudan klasik şiirinin öncülerinden ünlü şiar Tacüssir Hasan’da Türk kökenli olduğunu dile getirmiş ve Yunus Emre’den esinlendiğini vurgulamıştır...

Kara Afrika’yı aydınlatan Türk kültürü, tüm insanlığın ışığı umudu olmaya devam ediyor...

Peki, Hartum adı nereden geliyor?

Kara Afrika’nın derinliklerinden süzüle süzüle gelen Beyaz Nil ile Habeş ve Etiyopya düzlüklerinden gelen Mavi Nil, bir hortum gibi kıvrılarak oluşturduğu deltada en verimli toprakları besleyip, tam da başkentin orta yerinde birleşir. Hala bu hortumu andıran Nil kıyısında eleklerle altın arayanları görmek mümkündür.

İşte, 18. yüzyılda buraya gelen Türkler, bir hortum gibi akarak bu kente can veren Nil Nehri’nin kollarının sarılıp kavuştuğu bu bereketli yere HARTUM adını koymuşlar...
Şimdilerde Hartum’un can verdiği topraklarda en üst düzey yönetici Türkler bulunuyor.

Ülke ticareti ve yatırımına Türklerin de katkısı oluyor...

Köle ticaretinin yaygın olduğu bir dönemde gelip Antalya’nın Manavgat yakınlarındaki Sarılar Köyüne yerleşen Hartumlu zenciler ile Hartum yakınlarında bulunan Omdurman kasabasındaki akrabalarının yıllar sonra görüşmeleri ise, bir başka güzel. Özlerine ve köklerine kavuşmanın mutluluğu,

Türk vatandaşı Sudanlı kardeşlerimiz adına, ortak kültür ve dostluklarımızın yaşaması için daha çok dayanışmaya gereksinim var...

Sonuç

Kendini ulusuna ve tüm insanlığa adamış araştırmacı gezginlerin ve batı merkezli düşünüp yazmayan, bilimin ve etik olanın ışığında gerçekleri ve nesnel olanı yazan tarihçiler ve özellikle sosyologlar; somut olarak bize bulgu, belge, gözlem ve insan kasnaklı araştırmaları sonucu bilimsel, doğru ve yansız toplum tarihi yazılması için gayret ediyorlar...

Bölgemizde ve dünyada oynanan kirli oyunlar ve savaş tüccarları tarafında çizilen “yeni bölücü haritaların” çöplüğe atılması, bir insanlık görevi olarak önümüzde duruyor...

İnsanlık tarihi yeniden yazılmalı mı? Bu sonuca varmamız, herhalde abartı olmaz...

Bu yaklaşımlar; kutsal ve yurtsever, barışçıl ve duygusal, köktendinci-tarikatçı ve ırkçı-kafatasçı yaklaşımlardan uzak, sevecen ve insancıl, evrensel ve ulusaldır, haklarını-özgürlüğünü bilen ve özverili-sorumlu, nesnel-diyalektik ve bilimseldir...

Göktürk yazıtlarında Bilge Kaan’ın buyurduğu gibi: “Titreyip kendi özümüze dönme zamanıdır...”

Üç kıtada, içinden nehir akan üç şehir’de bir kısa gezinti yaptık.

Elbette bunları çoğaltmak mümkündür. Çarpıcı üç örnekle tüm anakaralarda-kıtalarda kültürel izleri bulunan ve yaklaşık 350 milyon Türkü kucaklayan, kökü 15 bin yıl eskilere-tarihin derinliklerine dayanan, gövdesi tüm anakaraları kaplayan ve yüce birikimleri olan dev soy ağacımızın damarlarından beslenen Türk Kültürü; tüm insanlığın ortak malıdır...

Cumhuriyetimizin kurucusu Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi: “Yurtta barış, dünyada barış” belgisi ışığında, sevgi ve insancıl değerlerle beslenen “Birlikte yaşama kültürü”nün mayası ve tutkalıdır... Yaşamın tadıdır... Barıştır, umuttur, sevgidir ve mutluluktur...
Dünyanın 99 haline tanıklık ettim. Gittiğim tüm coğrafyalarda, yaşayan Türk Kültürü izlerine tanık oldum. Bu anlamda belleğime kazınan ve yaşanabilir dünya cenneti diye tanımlayabileceğimiz bu uygarlık harikası üç şehri tanımanızı istedim. Üç kıtada, içinden nehir akan üç şehri anlatan dış gezi tanıtımlarımız sürecek. Başka yaşam alanlarını ve uygarlık harikası coğrafyalarda buluşmak dileğiyle, dostlukla…

Yolunuz ve bahtınız açık olsun…

YORUMLAR

  • 0 Yorum