YENİ BİR "10 YIL"
Dr. İnci TARI

Dr. İnci TARI

Ekonomi ve Medya Notları

YENİ BİR "10 YIL"

09 Ocak 2020 - 18:04

YENİ BİR “10 YIL”
 
Dilimize yerleşmiş “yüzyıl” ve “asır” gibi kavramların aksine İngilizcesi “decade” olan ve “on yıl” anlamına gelen kavram pek sık kullanılan bir kavram değildir. 2020 yılına henüz girmişken yeni bir on yıl başladı hayatlarımızda.

Milenyum olarak adlandırılan 2000 yılına göre daha az sükseli olsa da yepyeni bir on yıl bu. Hem ekonomik açıdan, hem sektörler açısından hem de politik açıdan yepyeni gelişmelere gebe bir on yıl. Ben bugün olaya kendi ilgi alanım medya açısından bir göz atmak istiyorum. Umarım çok da sıkıcı olmadan.
Öncelikle milenyumdan günümüze geçen yirmi yılda medyada neler değişmiş ve neler değişmeye devam ediyor bu konuda sizlere birkaç bilgi vermek istiyorum.

Misal, hepimiz ya da en azından pek çoğumuz açısından artık vazgeçilmez hale gelen sosyal medya son yirmi yılın ürünü. Kuşkusuz sosyal medyanın bu denli hayatımızın içine girmesi ve birçok insanda bağımlılık haline gelmesi de internette ve özellikle mobil internetteki gelişmelerin bir sonucu. Benim gibi internete çevirmeli ağdan bağlanıldığı zamanları ve bağlanırken duyulan tuş sesini hatırlayanlar için bir devrim niteliğinde gelişmeler bunlar.

1975 yılında çoğunluğunu fizikçi ve mühendislerin oluşturduğu 2000 kadar internet kullanıcısının olduğu günlerden bu yana dünyanın çok değiştiğini söylememe bilmem gerek var mı?
Medya açısından olaya yaklaştığımızda 2000’li yılların başlarına gelirken reklam gelirleri açısından gazetelerin tacını elinden alan televizyonlar da liderliği 2017 yılında internete kaptırmış durumda. Bazı ülkelerde elde edilen reklam gelirlerinden en büyük payı halen televizyonlar alsa da dijital reklam harcamalarının payı her geçen gün artıyor.

Bugün dünyanın en büyük medya şirketleri sıralaması yapıldığında aslında bir teknoloji şirketi olmasına rağmen elde ettiği reklam gelirlerinde dünya liderliğini elinde bulundurmasından ötürü birinci sıraya yerleştirilen Google’ın kuruluşu milenyumdan sadece bir buçuk yıl önceye dayanıyor. Hele hele bugünkü reklam geliri seviyesine yaklaşması ve en tepeye yerleşmesi ise son on yıla dayanıyor. Zenith’in en büyük otuz medya şirketi sıralamasında 2007 yılında on üçüncü sırada yer alan Google bugün en yakın rakibinin üç katından fazla gelire sahip.

Burada bir parantez açacak olursak en yakın rakibi de hepimizin yakından tanıdığı sosyal medya sitesi Facebook. Facebook’un kurulması ise sadece 16 yıl önce, 2004 yılında olmuş. Zenith’in her yıl hazırladığı, ancak 2017’den beri yayınlamadığı Dünyanın En Büyük 30 Medya Şirketi Raporunun bulabildiğim en eski kopyası olan 2007 verilerinde henüz Facebook’un esamisi bile okunmazken 2013 yılına gelindiğinde Facebook 27.sırada listeye girmiş, Google ise birinciliğe yerleşmiş. Yani bize çok uzun zamandır durum böyleymiş gibi gelse de dijital devlerin hayatımızdaki hegemonyasının başlangıcı sadece yedi yıl önceye gidiyor.

Bugün hepimizin iş hayatının vitrini olan Linkedin 2002’de, birçok kişinin politika amaçlı kullandığı ve birbirini linç etmek için fırsat aradığı Twitter 2006’da, kurulduğundan kısa bir süre sonra potansiyelini keşfeden Google tarafından satın alınan YouTube 2005’de, Google’ın en yakın rakibi Facebook’un keşfederek satın aldığı WhatsApp 2009’da, İnstagram 2010’da yaşamlarımıza girmiş. Her ne kadar yaşlanmaya ve popülerliğini kaybetmeye başladığı söylense de WeareSocial 2019 verilerine göre Facebook hala dünya çapında en çok aktif kullanıcıya sahip olan sosyal medya platformu olarak öne çıkıyor. Youtube ve WhatsApp ise yakın takipteler.

Ülkemizde ise kullanıcıların en aktif olarak kullandığı platformlar sırasıyla Youtube, İnstagram, WhatsApp ve Twitter olarak öne çıkıyor. Yeni on yılın başında bu durumun değişmediğini görmek için 2020 WeareSocial dijital medya raporunun çıkmasını beklemek gerekiyor.

Sosyal medyaya erişime zemin hazırlayan internetle ilgili bazı bilgilere göz atmadan da geçmemek bana göre önemli.
İnternet Dünya İstatistiklerini yayınlayan https://www.internetworldstats.com/stats.htm verilerine göre 2019 yılı ortası itibarıyla 7.7 Milyar olduğu, bu nüfusun %58.8’ine denk gelen 4.5 Milyarlık kısmının internet erişiminin olduğu görülmektedir.
Bu oranları bölgesel olarak incelediğimizde ise hepimizin kolayca tahmin edebileceği gibi Kuzey Amerika ve Avrupa’da internet erişimi % 90’lara yaklaşmaktayken Latin Amerika, Karayipler, Ortadoğu ve Okyanusya/ Avustralya bölgelerinde %65-70 bandında yer almaktadır. Asya için oran %54.2, Afrika için %39.6 olarak hesaplanmaktadır. Milenyumdan bugüne kadar büyüme toplamda %1.157 iken en fazla büyüme halen internet erişiminde gidilecek yolu olan Afrika ve Ortadoğu’da olmuştur.

Nüfus olarak bakıldığında ise dünya nüfusunun %55’ini ve internet kullanıcı nüfusunun %50.7’sini barındıran Asya büyük potansiyel taşımaktadır. Ülkemiz bunun neresinde derseniz, internet erişimimiz %72 olarak tahmin edilmektedir.

Yeni on yıla girerken internet devleri, internet medyası için yeni pazarlar hem nüfusun hem de internet kullanıcılarının yarısına ev sahipliği yapan Asya’da gibi görünmektedir. Elbette bunun detayına ve bölgelerine inmek gerekir ama çoktan doymuş bölgeler yerine buraya bir eğilmek verilecek emeğe değer diye düşünüyorum.

Yeni on yılın bizlere neler getireceğini birlikte izlemek dileğiyle…
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum