UZAKTAN EĞİTİM VE EĞİTİM EKONOMİSİ
Dr. İnci TARI

Dr. İnci TARI

Ekonomi ve Medya Notları

UZAKTAN EĞİTİM VE EĞİTİM EKONOMİSİ

01 Mayıs 2020 - 17:00 - Güncelleme: 02 Mayıs 2020 - 14:53

UZAKTAN EĞİTİM VE EĞİTİM EKONOMİSİ
 
13 Mart tarihli gazete manşetlerine dönüp bakarsanız birçoğunda “Okullar Tatil” başlığını görürsünüz. Benim o günkü gazete manşetleri içindeki favorim Akşam Gazetesine ait: “Şimdi Tatil Sonra E-Okul” diyor. Mart ayının ortasından beri her yaştan çocuğu olanlar bu konuda epey kıdem kazandı.

Kendisi öğretmen/öğretim üyesi olanlar da bizzat E-Okulu deneyimliyor. Ben kendi namıma bir öğretim üyesi olarak başımıza bu pandemi musallat olmadan önce de Uzaktan Eğitim Sistemi üzerinden birkaç ders vermiş bir hoca olarak çok zorlanmadım. Okulumuzun sağlam bir uzaktan eğitim altyapısı olması nedeniyle teknik olarak da öyle kayda değer bir sıkıntı yaşamadım. Ama olayın motivasyon tarafı biraz şaibeli. İster dünyanın en sevilen hocası olun, ister karşınızda dünyanın en çalışkan öğrencileri olsun uzaktan eğitimde derse devam durumu inanın ki yüz yüze eğitime göre daha zor.

Bugün ders sırasında öğrencilerimle sohbet ettiğimde de uzaktan eğitimle ilgili bana söyledikleri en büyük sıkıntı odaklanmayla ilgiliydi. Ekrandan dersi dinlerken bir noktada telefonlarına bakmadan duramadıklarından bahsediyorlardı. Hal böyleyse bu aralar hepimizin kulağına öyle ya da böyle çalınmış olan komplo teorilerinin gerçek olması için biraz daha zamana ihtiyaç var. Sen şimdi ne demek istedin diyecek olursanız eğer açıklayayım.

Belki birçoğunuzun da kulağına çalınmış olabileceği gibi bazılarına göre bu yaşadığımız pandemi olayı bizi geleceğin dünyasına hazırlamak için bir ön hazırlık. İleride çok daha bireysel, çok daha sosyal mesafeli, çok daha evden çalışmanın yaygın olacağı bir dünya olacak. Ve aslında bu pandemi de buna bizi hazırlamak için bilinçli olarak yayıldı. Belki doğru, belki yanlış, belki de kısmen doğru bu teoriler. Bu teorilerin bir uzantısı olarak eğitim de yakın gelecekte tamamen uzaktan olacak, klasik eğitim tarihe karışacak. Bir gün belki öyle olacak olsa da şimdilik biraz daha yolumuz var gibi görünüyor.

Evet, eğitim kabuk değiştirecek, hatta çoktan değiştiriyor. Daha farklı uzmanlık alanları, daha farklı metotlar, daha kısa sürede daha nokta atışı bilgiler içeren eğitimler olmazsa olmaz. Ama eğitimin tamamen uzaktan olması için öncelikle yüzde yüz internet erişimi, tüm öğrencilerin internete erişecek cihazlara sahip olması gibi teknik olanaklara, bunun dışında da odaklanma sorunundan arınmış adeta biyonik insan gibi öğrencilere ihtiyaç var.

Türkiye’de YÖK istatistiklerine göre 2018-2019 eğitim öğretim döneminde 2.8 Milyon Meslek Yüksek Okulu, 4.4 Milyon Lisans, 394 bin Yüksek Lisans ve 96 bin doktora olmak üzere 7.7 Milyon üniversite öğrencisi bulunmakta. YÖK istatistikleri internet sayfasında henüz yayınlanmamış olmakla birlikte basında 2019-2020 eğitim öğretim döneminde bu rakamın 8 milyonu aştığına dair haberler yer alıyor. İlk ve orta öğretimde ise 18.1 Milyon öğrenci, bulunuyor. Yani toplamda 26 milyonun üzerinde öğrenci nüfusumuz var ve biyonik olmaktan çok uzak henüz J
 
Özellikle ilk ve ortaokul çağındaki çocuklar için uzaktan eğitim şu anda büyükler de evde olduğu için bir nebze mümkün. Artık yetişkin birer birey olmalarına rağmen üniversitelilerin bile odaklanmakta güçlük çektiği düşünülecek olursa komplo teorilerinin gerçekleşmesine biraz yolumuz var gibi.

Türkiye’de 54 bini devlet, 12.8 bini toplamda 66.849 tane lise ve altı eğitim kurumu; 129 tane devlet, 75 tane vakıf, 5 tane de vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere 209 üniversite bulunuyor. İlk ve orta öğretimde 1 milyonu aşkın öğretmen, üniversitelerde 175 bine yakın öğretim üyesi ve öğretim görevlisi görev yapıyor. Velhasıl kelam öğrencisiyle hocasıyla ülkenin üçte biri eğitim sisteminin bir parçası.

2018 yılında eğitime harcanan tutar 214 Milyar 637 Milyon TL. 2019 verileri daha 2020 Aralık ayında açıklanacağı için bilememekle birlikte yüzde 20 artsa 260 Milyar TL’ye yaklaşacağı görülüyor. Bu tutarın %72,9’u devlet tarafından yapılıyor.

Devlet harcamalarının en yüksek kısmı üniversitelere, özel sektör harcamalarının en yüksek kısmı orta öğretime. Eğitim harcamaları 2018 yılında ülkemizin GSYH’nin %5.8’i olmuş. OECD ülkelerinin eğitim harcamalarının GSYH oranına göre bu oran yüksek olsa da tutar olarak diğer ülkelere göre hala düşük kalıyor.
Demem o ki daha da diğer ülkeleri yakalamak için daha da arttırmak gerekiyor. Yani bence külliyen uzaktan eğitime geçilebilecek olsa buna en çok devlet sevinir.

TÜİK’in internet kullanan bireylerin kullanma amaçları arasında birinci sırada mesajlaşma, ikinci sırada internet üzerinden telefon/video görüşmesi, üçüncü sırada sosyal medya kullanımı geliyor. Haber okuma, müzik dinleme, içerik yükleme, iş başvurusu diğer yapılan aktivitelerden. Ama eğitim alma henüz bu sıralamaya girememiş. Hariri’nin dediği gibi 2050’lere geldiğimizde bambaşka bir dünya olacağı kesin. Bu evlere kapanma ve sosyal mesafe olayının hem ekonomik hem de toplumsal birçok değişikliğe gebe olduğu da kesin. Ama 18 yaş altı 18 Milyon nüfusu, üniversite çağında 8 milyon nüfusu evlerde tutacak bir sisteme geçmemize biraz daha zaman var gibi.

Sağlıkla kalın
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum