PAYWALL (TÜRKÇE MEALİ İLE ÖDEME DUVARI) GELENEKSEL MEDYAYI İŞ...
Reklam
Reklam
Dr. İnci TARI

Dr. İnci TARI

Ekonomi ve Medya Notları

PAYWALL (TÜRKÇE MEALİ İLE ÖDEME DUVARI) GELENEKSEL MEDYAYI İŞ MODELİ BUNALIMINDAN KURTARIR MI?

01 Ağustos 2018 - 18:44 - Güncelleme: 15 Ağustos 2018 - 11:32

PAYWALL (TÜRKÇE MEALİ İLE ÖDEME DUVARI) GELENEKSEL MEDYAYI İŞ MODELİ BUNALIMINDAN KURTARIR MI?

Medyayı yakından takip edenler paywall, Türkçe’ye çevrilmiş hali ile ödeme duvarı nedir bilirler. Konuya Fransız olanların soracağı ilk soru ise “O nedir? Apple’ın veya Google Play’in bir uygulaması mı” olacaktır. Ödeme duvarını çok kısaca açıklayacak olursam internette özellikle haber veya veri sağlayan sitelerde belli bir içeriğe ulaşabilmek için ödeme yapmak anlamına geliyor. Örneğin çok sevdiğiniz bir yazarın makalesini okuyacaksınız, üzerine tıkladınız, o da nesi, 1 TL ödemeniz gerekecek veya her seferinde 1 TL ödememek için 5 TL’ye haftalık abonelik öneriyor web sitesi size. Herkesin ilk tepkisi bedavası varken niye para ödeyeyim oluyor ama sıradan olmayan, fark yaratacak bir içerik oluşturmuşsanız zor da olsa bunu başarmak mümkün oluyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmaya göre incelenen 50 binin üzerinde tirajı olan 98 gazeteden sadece 21’inde ödeme duvarı bulunmazken diğerlerinde çeşitli seviyelerde ödeme duvarı var. Çeşitli seviyeler dediğimde ise 3 tip ödeme duvarında bahsedebilirim prensip olarak. Bunlardan ilki katı ödeme duvarı ve bu çeşit bir duvarı olan gazetede neredeyse hiçbir makaleyi bedava okuyamıyorsunuz. Şahsi tecrübemle sabittir ki Wall Street Journal bunun en sağlam örneklerinden biri… Araştırmanın yapıldığı tarihte ödeme duvarını Wall Street Journal gibi katı şekilde uygulayan sadece 2 gazete daha vardı. Daha ara model bir ödeme duvarından bahsedecek olursak ölçülü ödeme duvarını telaffuz edebiliriz. Ölçülü ödeme duvarı uygulayan gazeteler belli sayıda makaleyi bedava okumanıza izin verdikten sonra bir sonraki makale için abone olmayı şart koşuyor. ABD’de en çok kabul gören sistem bu bahsettiğim 98 gazeteden 62’si bu yöntemi kullanıyor. Bunlardan en meşhuru ise New York Times. Kimi gazetede bedava okunabilen makale sayısı 5-6 iken kimisinde 15’e kadar çıkabiliyor. En esnek ödeme duvarı modeli ise “freemium” tabir edilen ve İngilizce bedava kelimesinden türetilmiş model. Bunda da herkesin her yerden ulaşabileceği içerik bedava sunulurken daha özel içerikler için ücret talep ediliyor. ABD’de araştırmanın yapıldığı tarihte bu sistemi uygulayan gazete sayısı on iki. Avrupa’da ise durum biraz daha farklı. Reuters Enstitüsü’nün yaptığı bir araştırmaya göre Avrupa’da freemium model daha fazla tercih ediliyor. Altı ülkeyi kapsayan araştırma kapsamındaki 99 ulusal ve bölgesel gazetenin %41’i freemium modeli uygularken, %21’i ölçülü ödeme duvarı uyguluyor, %34’ü ise içeriğine bedava erişim sağlıyor. Katı ödeme duvarı kuranların oranı sadece %3. Araştırma kapsamındaki ülkelerden Finlandiya, Fransa ve Polonya ödeme duvarı koyma konusunda daha öndeler. Buna karşılık İtalya, İngiltere ve Almanya’da gazetelerin yarısı bedava içerik sunmaya devam ediyor. Ama dikkatinizi çekerim diğer yarısı ise ödeme duvarı kurmuş durumda.

Peki Türkiye’de bunu başarabilen gazete oldu mu diyecek olursanız eğer ben atladıysam affedin lütfen ama tam manasıyla bunu uygulayabilen bir gazeteye rastlamadım. Eğer hatırlayacak olursanız bir ara Hürriyet Gazetesinin, Hürriyet Sosyal adlı bir uygulaması vardı. Aynı Facebook gibi üyelik ile girilen bir topluluk oluşturmak için bir çalışma yapılmış aslında 1 milyondan fazla da üyesi olmuştu. Burada aslında iki hedef vardı, birincisi okuyucuyu tanımak ve okuyucunun taleplerine göre içerik oluşturmak böylelikle okuyucunun para vermek isteyeceği içeriği belirleyerek bir ödeme duvarı sistemi kurmak bu hedeflerden bir tanesiydi. İkincisi ise okuyucuyu daha iyi tanıyıp reklam verenlere daha nokta atışı bir hedef kitle sunmaktı. Ancak yürümedi. En önemli nedeni ise okuyuculardan gelen “fişleniyoruz” şikayetleri oldu. Bu şikayetler olmasaydı hedefe ulaşır mıydı bilinmez ama gerçek olan şu ki baştan beri internette ne ararsa bedava bulan okuyuculardan para almak kolay değil. Bununla birlikte bir şekilde bunu başarmadan da devam etmek zor.

Tüm bunlar ne anlama geliyor diyecek olursak basılı gazetelerin satış adetlerinin azaldığı ve internet reklamlarının Google ve Facebook gibi devlerin hakimiyetinden olduğu bir dünyada dijital içerikten bir şekilde para kazanmak gerekiyor. Batılı örnekler bunu bir şekilde başarmış durumda ama bizde henüz bu yönde bir ilerleme yok. Bizim Batılı örneklere oranla bir dezavantajımız daha var. Rekabet kaygısıyla gazete fiyatlarını yıllardan beri arttırmayıp üretim maliyetinin de altında satıyoruz. Bu işten para kazanmak ve sürdürülebilirliği mümkün kılmak adına basılı gazete fiyatlarını arttırabilirsek veya arttıramasak dahi dijital içerikten para kazanmayı başarabilirsek gazetelerin dijital dönüşümü ancak o zaman başlamış olur. Başaranlar nasıl başarmış onu anlatalım bir sonraki yazımızda…

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum