Önüm Arkam Sağım Solum Şiddet
Dr. İnci TARI

Dr. İnci TARI

Ekonomi ve Medya Notları

Önüm Arkam Sağım Solum Şiddet

08 Ekim 2018 - 22:10

 
Önüm Arkam Sağım Solum Şiddet

Eskiden şiddet ve vahşet deyince aklıma hep gazetelerin üçüncü sayfa haberleri gelirdi. Kim kimi boğazlamış, kim kime saldırmış, kan revan vahşet bu sayfalarda yer bulurdu.
Üzülerek gözlemlediğim şey ise artık bunun neredeyse günlük hayatın bir parçası olması. Üstelik sadece bizim ülkede de değil, tüm dünyada bunu görmek mümkün. Geçmişte örneğin İspanya veya Fransa gibi bir ülkeye giderken başımıza bir şey gelme ihtimali aklımıza bile gelmezdi. Paranoya yapın demiyorum ama artık hiç de imkânsız değil.
Kimi zaman terörün bir parçası kimi zaman ise zıvanadan çıkan bir insan. Günlük hayatta sıradan bir insanla en ufak bir durumda bile tartışmanız veya kendinizi hiç ummadığınız bir kavganın içinde bulmanız an meselesi.
En çok şaşırdığım konu ise insanların artık yaşlı bir insanmış, yanında çocuğu veya bebeği olan bir kadınmış hatta çocukmuş umuru bile olmaması. Bizim gibi hoşgörüsüyle, yardımseverliğiyle, sıcak kanlılığı ile tanınmış bir toplumda bu hırçınlık insanı ürkütüyor. Bana bunu ilk olarak düşündürten olay yaz sonuna rastlıyor.
Yaşlı bir amca evinin önünde, geçerken ona çamur sıçratan bir arabaya söyleniyor. Vay sen misin söylenen dönüp hastanelik edene kadar dövüyor gençler adamı. Hani eskiden otobüste yaşlı amcaya yer vermeyeni neredeyse döverlerken, yaşlı amcayı dövmek nerden çıktı. Sadece bu mu geçenlerde trafikte birbirine yol verme yüzünden bir kavga çıkıyor, iki kadın iki adam yumruk yumruğa birbirine dalıyor, zor ayırıyorlar. Daha da ilginci insanların yakalanacağını veya cezasız kalmayacağını bildiği durumlarda bile kendini bundan alamaması. Geçtiğimiz hafta Bakırköy’ün işlek caddelerinden birinde adamın biri arabada yanındaki kadını tartaklamaya çalışıyor, ahali engel oluyor kadını kurtarıyor. Abimiz hızını alamayıp arabayı insanların üzerine sürüyor ve yaralıyor. Allahtan can kaybı yok kırık çıkıkla atlatılmış. Trafikte kaçamayacağı aşikâr. Akıl tutulması değil de nedir? Kısa bile olsa hapsi boylayacağı kesin.
Hepsini koydum bir kenara esas kanımı donduran olay henüz lise öğrencisi olan iki gencin yaşamına sebep olan olay. Bunda anne baba olarak bizlerin de bir kez daha düşünmemiz ve ne önlem alacağımıza dair fikir üretmemiz gereken bir yan var.
Gerek yoğun iş yaşantımızdan dolayı gerekse kimi zaman çocuklarımıza söz geçiremediğimiz için bilgisayar oyunlarını gözden kaçırıyoruz.
Oysa pek çoğu şiddet içeriyor ve çocuklar kimi zaman saatlerce büyülenmiş gibi bunların başındalar.

Gerçekle hayali birbirinden ayırt edebilen ya da buna ayırdığı süreyi kısıtlayabilenlere diyeceğim yok. Ama burada gerçek bir tehlike var. Geçtiğimiz hafta iki lise öğrencisi bilgisayar oyunlarından esinlenerek nasıl alabiliyorlarsa pompalı tüfek satın alıyorlar ve bir parkta oynamaya başlıyorlar. Bu arada bir kişinin yaralanmasına sebep olunca panikleyip tartışıyorlar. Sonuç birinin önce diğerini sonra kendisini vurması ve çok acı bir sonla bitiyor. Filmlerde olur sanırız ama olay gayet gerçek.
Bir tarafta gündelik öfke bir tarafta sanal dünyanın şiddeti teşvik ettiği bir ortam. Buna ne çare bulunur bilmiyorum. Ama benim meslektaşlarımdan bir ricam var. Gazetelerin ya da web sitelerinin bir köşesinde de iyi ve mutlu haberler köşesi olsun. Hepimizin çok ihtiyacı var. Çünkü gülümsediğin bir gün gülümseyerek diş gıcırdattığın bir gün diş gıcırdatarak devam ediyor.
Gülümsemeye bir katkı lütfen.
Sevgiyle kalın

YORUMLAR

  • 0 Yorum