GELENEKSEL MEDYANIN GELECEĞİ:
Dr. İnci TARI

Dr. İnci TARI

Ekonomi ve Medya Notları

GELENEKSEL MEDYANIN GELECEĞİ:

22 Temmuz 2018 - 14:13

 

GELENEKSEL MEDYANIN GELECEĞİ:

HABERTÜRK’ÜN BASILI YAYINA SON VERMESİNİN ARDINDAN- I

2001 yılının Aralık ayında oldukça tanınmış bir medya şirketinde işe başladığımda medyanın özellikle de gazetelerin altın günleriydi. Sadece Türkiye için değil tüm dünyada hemen hemen durum buydu… Yazılı basının özellikle de gazetelerin arkasından vefat ilanı yazsak mı yazmasak mı tartışmalarının başlamasına daha çok vardı. O dönemlerde reklam gelirleri tabiri caizse yağmur gibi yağıyor, bizler kafamızı yarmasın diye şemsiye açmak zorunda kalıyorduk. Üstelik bu durum dönemin hükümetine yakın olup olmamaktan da bağımsız tüm sektör için böyleydi. Ben işin siyaset tarafına girmek istemiyorum. Her ne kadar şu an bir gazetecilik hocası olsam da başlangıç olarak bir finansçıyım ve hala sayıları seviyorum. Dolayısıyla işin ekonomik tarafıyla ilgili birkaç sözüm olacak. Geleneksel medya deyince ilk aklımıza gelen gazeteler şimdiye kadar ilk kez “eski” kalma tehdidiyle karşı karşıya kalmıyor. 1920’lerde radyoların popülerleşmesi, 1960’larda televizyonların reklam verenlerin bütçesine yoğun bir şekilde talip olmasıyla daha önce de rekabetle karşı karşıya kaldılar. Televizyonların dünya çapında gazetelerden daha fazla reklam payı alması ise 1996’da oldu. Yani her ne kadar televizyonlar hayatımıza hızla nüfuz ettiyse de gazetelerin tacını ellerinden alması bundan sadece 22 yıl önce oldu. Ama işin garip yanı televizyonların neredeyse yarım yüzyılda yapamadığını internet belki de son 10 yılda yaptı ve gazetelerin devamını bile sorgulatır hale geldi.

1990’lı yılların ortalarında internet yeni yeni hayatımıza girmeye başladığında gazetelerin çok azı bunu kendine dert edindi... Verdikleri ilk reaksiyon gazetelerinin tıpkısının aynısını internete kopyala yapıştır yapmak oldu. Üstelik de bedava… Daha en başından okuyucu basılı gazeteye küçük de olsa bir ödeme yaparken aynı bilgiye internetten bedava ulaşabilmeye başladı. Şimdilerde ödeme duvarı koymak isteyen ve zorlanan gazetelerin en büyük problemi de bu bana göre… Sen insanlara bedava sunduğun bir hizmet için para isteyince 1 TL’da olsa batmasından doğal ne olabilir ki… Neyse dönelim mevzumuza gazetelerin kaybettiği ilk şey ne oldu internetin gelişmesiyle diyecek olursanız seri ilan gelirleri derim. Yaşı müsait olanlar hatırlayacaktır, gazetelerin sayfalar dolusu seri ilanları vardı eskilerde. Belki şimdilerde de var ancak benim gözlemlediğim bir sayfa veya en kabadayı gazetede hadi olsun iki üç sayfa… Peki, nereye gitti bu seri ilan gelirleri diyecek olursanız şimdilerde pek popüler olan emlak, otomotiv ve kariyer sitelerine. Şu an en bilinen insan kaynakları sitelerinden Linkedin, Kariyer.net veya Yenibiris.com yerine kim gidip gazetelerin İnsan Kaynakları ekine bakıyor ki? Hâlbuki bundan birkaç yıl önce sırf İnsan Kaynakları eki için pazar günleri gazete alanları tanıyorum… Bir anekdot anlatacak olursam tanıdığı bir gazete CEO’sunun dedikleri kulağımda çınlıyor “Otobanda 120 ile gidiyorduk ve xx.com’un geldiğini dikiz aynasından görüyorduk.  Aldırmadık ve hızla geldi geçti. Şu an satın almak istesek de çok pahalı.” Velhasıl internet önce gazetelerin seri ilan gelirlerini vurdu. Ama bu çok da sorun olmadı ilk başlarda… Henüz tirajlar düşmüyordu, gazeteler de seri ilan siteleri kurdular ve bu düşüşü biraz da olsa kestiler. Ancak dünyada ve daha hafif çaplı da olsa Türkiye’de gazeteler için dönüm noktası 2008 Küresel Finansal Krizi olmuştur diyebiliriz. Türkiye’deki gazeteleri incelersek hemen hepsinin 2007 yılına kadar tiraj arttırmaya devam edebilirken 2008’den başlayarak düşüşün başladığını görürüz. Dünyaya baktığımızda ise basılı gazetesinin reklam ve tiraj gelirlerine güvenen pek çok gazetenin büyük krediler alarak yeni markalar satın aldığını; ancak finansal kriz ve internete kaybedilen gelirler sonrası batmanın eşiğine geldiği hatta bazılarının battığı görünmektedir. Sözün özü eski gelir modellerinin işlememeye başlaması yeni değil ta 2008’e kadar gidiyor.

Diyeceksiniz ki Habertürk 2009’da kuruldu tüm bunlarla ne alakası var. Detayını bir sonraki yazımda açıklarım ancak şimdilik tek söyleyebileceğim sonuçta her ne kadar ilk kurulduğunda parlak renkli kuşe kâğıdı ve albenisiyle Türk gazetecilik sektörüne yeni bir soluk getirse de o da eski gelir modellerine dayalı bir stratejiyle başladı ve bu strateji de bir yerde tıkandı. Yayın hayatına dijital olarak devam etmesi bir dönüşüm mü değil mi, onu da sonraki yazılarımda ele alayım müsaadenizle.

 

 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Tevfik Cem Baykara
    5 ay önce
    Sektörün son dönemdeki dönüşümünü irdeleyen çok güzel bir yazı olmuş, eline sağlık. Devamını bekliyoruz. Siyasete girmeden, bazı konuları açıklamak biraz zor olsa da :)