EMEK VERMEK, SEVMEK, ÇALIŞMAK ÜZERİNE
Reklam
Reklam
Dr. İnci TARI

Dr. İnci TARI

Ekonomi ve Medya Notları

EMEK VERMEK, SEVMEK, ÇALIŞMAK ÜZERİNE

16 Temmuz 2019 - 19:52

EMEK VERMEK, SEVMEK, ÇALIŞMAK ÜZERİNE

4 Temmuz 2019  günü İstanbul Arel Üniversitesi olarak 2018-2019 mezunlarımızı verdik. Emek vermek, sevmek ve çalışmak demişken bu da nereden çıktı demeyin. Elbette var bir bildiğim…

Mezuniyette mütevelli heyet başkanımızın “Bir şeye emek vermeden başarmak mümkün değildir. Sevdiğiniz işi yaparsanız ömür boyu çalışmazsınız.” sözü aslında benim yaşamımın özü. Birinci cümledeki emek vermeden başarı olmayacağı sözüne ömrüm boyunca inandım ve uyguladım.

Aileme şakayla karışık her zaman söylediğim söz “hayatım boyunca emek vermeden sahip olduğum tek şey sizlersiniz.” Burada da bir ayrım yapmak gerekirse şudur ki kendi kurduğunuz aile ve eğer Allah nasip ettiyse sahip olduğunuz evlat da emek gerektiriyor hem de 90 yaşına gelseniz bile. Ama anne ve babamız bizlere emek vermeden gelen birer armağan ve buradan bir manifesto olsun ki benim annem ve babam bana hayatta en güzel armağan.

Neden derseniz (elbette aile sevgisinin nedeni olmaz ama) bana hayatta en hakiki şeyin eğitim olduğunu sözle de özle de kavrattıkları ve her daim gelişmemi teşvik ettikleri için. Onlara bugün yeni bir alanda doktora yapacağım desem, deli misin ne gerek var demezler, o derece yani :)

Aslında bugün sizlere yeni ekonomi-eski ekonomi üzerine bir yazı yazacak, İSO 500 şirketlerinin küçük bir analizini yapacak, Fortune 500 şirketleriyle kıyaslayacak ve Türk ekonomisinin yeni ekonomiye ne derece ayak uydurabildiğini bu veriler üzerinden anlatacaktım. Neye niyet, neye kısmet. Bu da sonraki yazılarımdan birinin konusu olsun.

Bugün biraz duygusalım sanırım :)
Bugün mezunlarımız emek verdiler mezun oldular. Onları daha büyük emekler bekliyor. Çünkü yeni ekonomi devamlı yenilenmeyi, yeni yetkinlikler edinmeyi gerektiriyor. Bu noktada onlara benim de Sn. Özgür Gözükara gibi tavsiyem sevdikleri işi seçmeleri.

Neyi sevdiklerini keşfetmek zaman alsa da sevdiği işi yapmak kadar insanı mutlu eden çok az şey var. Kendi namıma “öğretmen” olmanın hayatımda alınmış en güzel kararlardan biri olduğunu düşünüyorum ve bu kararı almam meslek yaşantımın 10.yılında, uygulamam ise 17.yılında oldu.

İşini sevmeye ek olarak benim birkaç önerim daha olacak genç öğrencilerime. Günümüzde birçok meslek hizmet odaklı. Bu ne anlama geliyor derseniz insan ve insan memnuniyeti ön planda. Dolayısıyla tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır atasözünü akıllardan çıkarmamak önemli. Tatlı dil ve güler yüz yani aslına bakarsanız iletişime önem vermek, insan sevmek birçok kilidin anahtarı. Yardımcı olmayı yük görmemek, aman üstüme vazife değil dememek esas.

Kendimden örnek vermem gerekirse bundan tam 12 yıl önce “İnci Hanım telefonda bir profesör var, size mi bağlayayım yoksa Mali İşler Grup Başkanımıza mı aktarayım?” diyen sevgili Betül’e (kulaklarını çınlatayım) “bana aktar ben yardımcı olurum” dediğim için çok değerli doktora danışmanımla tanıştım ve bugün sevdiğim işi yapıyorum.

Bu arada yine emek vermeye atıfta bulunmadan edemeyeceğim, çalışırken doktora yapmak nice uykusuz gece anlamına da gelmişti.
Ama sonuçta emekler karşılıksız kalmıyor ve nispet vermek gibi olmasın ama sevdiğim işi yaptığım, gençleri sevdiğim, onlarla iletişimde olduğum  için hiç yaşlanmayacağım
(botoks ve detoksa gerek kalmayacak:) )
Hocam diyen çocuklarımın yollarının bahtlarının açık olması, ömür boyu sevdikleri işleri yapmaları dileğiyle

Sevgiyle kalın
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum