Her dönem olduğu gibi, 2026 yılı da yatırımcılar açısından etkin risk yönetimi gerektiren bir yıl olacaktır.
Bu dönemde tahviller başta olmak üzere faize duyarlı yatırım araçları, seçici hisse senetleri ve dengeli portföy stratejileri ön plana çıkmaktadır. 2026 yılı varlık fiyatlamalarında ana belirleyici unsur faizlerin seyri olacaktır.
Dezenflasyon sürecinin devam etmesiyle birlikte TCMB’nin ölçülü ve kademeli faiz indirimlerine devam etmesi ve ülke risk primindeki düşüşün sürmesi; tahvil faizlerinden hisse senedi değerlemelerine, döviz kurlarından emtia fiyatlarına kadar geniş bir yelpazede fiyatlanacaktır.
Türk lirası, 2026 yılında reel anlamda dengeli, hatta görece değerli kalmayı sürdürebilir. TCMB rezervlerindeki iyileşme, güçlü döviz rezervleri, sıkı para politikası duruşu ve enflasyona kıyasla yüksek seyreden reel faizler Türk lirasını destekleyen temel unsurlar olmaya devam edecektir.
Yabancı yatırımcı ilgisinin öncelikle faiz tarafında yoğunlaşması beklenmektedir. Bu nedenle yabancı girişlerinde ilk adresin tahvil piyasası olması muhtemeldir. CDS primlerindeki gerilemenin henüz tahvil fiyatlamalarına tam anlamıyla yansımadığı görülmektedir. Enflasyonun düşüş eğilimini sürdürmesiyle birlikte TÜFE’ye endeksli ve değişken faizli tahvillere olan ilgi azalırken, TLREF endeksli tahviller daha cazip hâle gelebilir.
Yabancı yatırımcı ilgisinin devam etmesi durumunda, hâlihazırda %30 seviyelerinde bulunan 10 yıllık tahvil faizlerinin %25’e, 2 yıllık tahvil faizlerinin ise %32 seviyelerine gerilemesi olasıdır.
Mevduat faizleri cephesinde ise, politika faizinin üzerinde seyir korunabilir. Makro ihtiyati tedbirlerin etkisi ve faiz indirimlerinin, net mevduat faizlerinin enflasyonun altında kalmayacağı beklentisiyle, mevduat faizlerinin politika faizinin 1–2 puan üzerinde seyretmesi beklenmektedir.
Döviz piyasasında, geçen yıl uygulanan sıkı para politikası, likidite koşulları ve rezerv birikimi kurda ani hareketleri ve şokları sınırlamıştır. 2026 yılında da sıkı para politikasının korunması, makro ihtiyati adımlar, cari dengede beklenen iyileşme, rezerv artışının sürmesi ve ABD’de beklenen faiz indirimleri kur üzerindeki yukarı yönlü baskıyı sınırlayabilir.
Bu çerçevede döviz ve döviz bazlı varlıkların portföy içindeki ağırlığı azaltılabilir veya sınırlı tutulabilir. Döviz pozisyonu, reel getiri beklentisinden ziyade koruma amaçlı değerlendirilebilir. Zayıf ABD doları temasının sürmesi hâlinde, yıl sonunda USD/TL’nin 50 seviyelerinde fiyatlanması muhtemeldir.
Para politikasındaki kararlılık ve makroekonomik politikaların etkisiyle 5 yıl vadeli CDS’lerde aşağı yönlü hareket devam etmektedir. 2026 yılında Türkiye’nin kredi notunda artış görülebilir. Bir kademe not artışıyla CDS primlerinin 150 baz puan seviyelerine gerilemesi mümkündür. Bu çerçevede döviz getirisi hedefleyen yatırımcılar için 7–8 ve 10 yıl vadeli USD cinsi Hazine eurobondları öne çıkmaktadır. ABD faizlerinde beklenen indirimler ve CDS primlerindeki düşüş beklentisi bu varlıklar için destekleyici olacaktır.
Önümüzdeki yazımızda emtia fiyatlamaları ve BİST’e ilişkin beklentileri değerlendireceğiz.

























