YÜKÜ GÖĞÜSLEMİŞ OLMAK O YÜKÜN HAFİF OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ
Reklam
Reklam
Didem Tınarlıoğlu

Didem Tınarlıoğlu

YÜKÜ GÖĞÜSLEMİŞ OLMAK O YÜKÜN HAFİF OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ

19 Mart 2021 - 17:30

YÜKÜ GÖĞÜSLEMİŞ OLMAK O YÜKÜN HAFİF OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ

Kadın hakları ve kadınlara yapılan haksızlıklara dair yapılan konuşmalarda, bazı demeyeceğim büyük bir kesimin kadınlarda sanki bu konuyla ilgili bir kompleksi varmış veya gereksiz bir mücadelenin savaşçıları gibi hissettirme duygusunu sanıyorum birçok kadın bilir.

Oysa ki asıl anlatılmak istenen; kadına pozitif yaklaşım ya da bir ayrıcalık tanınması değil, erkeklere tanınan pozitif ayrımcılığı kadınlara davranışlara ile eşitlemektir.

Kadına dair hiç bilmediğimiz coğrafyalarda hiç bilmediğimiz çatılarda nice haksızıklar ve suistmaller yaşanıyor. Tüm bunlarla birikte pandeminin getirdiği belirsizlik, ekonomik kayıplar, sağlığı kaybetme korkusu, stres ve tükenmişlik duyguları mevcutun üzerine ilave bambaşka sorunları da ekledi.

Yapılan araştırmalar, kadınların bu süreçte daha fazla şiddete uğradığını, işini kaybetme riski ile daha
çok karşı karşıya kaldıklarını ve ev içinde artan iş yükü dolayısıyla en kırılgan grupların başında geldiklerini gösteriyor. Pandemi ile birlikte şiddet vakalarının ve buna bağlı olarak acil yardım hatlarına yapılan başvuru sayılarının arttığını biliyoruz. 

Sadece ülkemizde değil tüm dünyada durum böyle.(ÜHA) 


Pandemi dönemi gösterdi ki; kadınların duygusal dayanıklılığı ve koordinasyon yeteneği sanıldığından daha da yüksek. Bu dönemde eve kapanmalarda kadınlar evde hem iş kadınlığı rollerini yürütmekle uğraşıyorlar hem de evdeki annelik ve eş rollleri de bir arada sürdürüyorlar. Zorlukların en büyüğü ise çocukların annelerinin evde de olsalar çalışmaları gerektiği, toplantıya girmek zorunda olduklarını fark edememeleri. Kaldı ki bu bir çocuk için oldukça normal bir algı. Sadece bu durum sebebi ile bile birçok anne ilaveten duygusal bir yükle karşı karşıya. 

Araştırmaya göre, kadınların yüzde 99’u artan ev işi ve bakım sorumluluğunu, yüzde 97’si uzaktan/evden çalışma ile artan iş yükünü, yüzde 95’i endişe, psikolojik stres ve tükenmişliği en büyük sorun olarak görüyor.
Erkeklerin ise yüzde 74’ü salgın döneminde gelir yetersizliğini, yüzde 69’u iletişim ve bilişim teknolojilerine kısıtlı erişimi ve yüzde 65’i psikolojik stres ve tükenmişliği sorun olarak dile getiriyor.

Meslek gruplarına bakıldığında en zorlananlar öğretmenler, sağlık çalışanları. Eğitim siteminin çevrimiçi ortamına hızla geçişinde hep duruma sistem ve öğrenci olarak bakarken, öğretmenlerin bu yeni alt yapılı teknolojiye uyumu ve aldıkları formasyon ne kadar iyi olursa olsun uzaktan eğitim sisteminin dinamiklerine adapte etmekte doğal olarak zorlanmalarını, sıkıntılarını hiç konuşmuyoruz.

Okulda etraflarında soru sormak veya bir görüş bildirmek için yarışan ve sıra bekleyen öğrencileri
şimdilerde öğretmenler çevrimiçi derslerde derse dahil edebilmek, soru sordurabilmek için ne kadar fazla uğraş halinde hiç gözlemlediniz mi? Her şeyin yer değiştiridği gibi roller ve çabalar burada da yer değiştirdi.


Kadın sağlık çalışanlarının, bütün gün riskli bir ortamda çalıştıktan sonra akşam evine geldiğinde çocuğuna sarılamaması, eşiyle temasta olmaktan imtina etmesi ve hatta temas etmemesi ne büyük bir başka yük!
Bu yük öyle birkaç ay değil tam bir yıldır sürüuyor ve görünen o ki ufukta henüz bir ışıkta tam olarak yok. Sürekli başa dönüyoruz ve aşılamaya karşı da zamana karşı bir yarış içindeyiz. Sadece bu saydığım
meslek grubu mensubu kadınlar değil hizmet sektöründe özel veya kamuda görev yapan tüm kadınlar için aynı zorluklar geçerli. 


Şüphesiz ki kırılgan yapıdaki kadınlar ve direnç gücü daha düşük kadınlar bu süreçten çok daha fazla olumsuz yönde etkilendiler.

Tüm bunlarla beraber ekonomik belirsizlikle beraber uzaktan eğitim modeli sebebi ile çocuğunu birine teslim edebilme imkanına sahip olmayan kadınlar, işlerinden ya ayrılmak zorunda kaldılar ya da iş gücüne katılım oranları belirgin oranda düştü. 

Bu pandemi ne zaman biter bilinmez ama gerçek şu ki; herkesin ruhu oldukça yorgun. Kime sorsanız sabrının eşiğinde olduğunu söylemekte. Bu süreç bittiğinde umarım ruhsal hasarları toparlamak salgınla
baş etmiş olmaktan daha kolay ve hızlı olur.


Kadınların yüklerini kaldırabilmiş olmaları yüklerinin hafif olduğu anlamına gelmez. Çevrenizdeki kadınlara bakmanızı ve yorgunluklarını anlamınızı tavsiye eder ve arzu ederim.
Yükünü omuzlarında taşıyan tüm kadınların omuzlarını tutmak ve yaslanmaları için yanlarında olduğunuzu hissettirelim mi? Ne dersiniz, çok zor sizce?

Sevgilerimle.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum