Yazılarını Neden Okuyalım? Veya tersten bir soru: Bir Köşe...
Cenk Ali Nevruz

Cenk Ali Nevruz

“Miskin Hane”

Yazılarını Neden Okuyalım? Veya tersten bir soru: Bir Köşe Yazısından 30.000 TL Kâr Sağlanabilir mi?

07 Aralık 2017 - 19:45

Yazılarını Neden Okuyalım? Veya tersten bir soru: Bir Köşe Yazısından 30.000 TL Kâr Sağlanabilir mi?

Bakıyorum da azizim, yazılarım okunuyor ama yazılar hakkında özellikle finans alanında beklediğim kadar soru gelmiyor… 

Sosyal konularda yazıldığında gelen türlü şekillerde gelen çok sayıda soruya karşın finans alında gelen sınırlı sayıdaki “burada ne demek istediniz?” sorusunun yanında bir o kadar da gelemeyen soru olduğunu tahmin ediyorum. Size bu konuda basit bir örnek vererek hem teşvik etmek istiyorum, hem de birkaç insanlık notu paylaşmak istiyorum…

Bu dergide ilk yazım 2 Ekimde yayınlandı. Konu alternatif finansman teknikleri ile ilgili idi ve önümüzdeki günlerde olabilecek olumsuzluklardan bahsediyordu.

Yazımdan bir gün sonra, 3 Ekimde bir mesaj aldım. Aynı gün okurla görüştük. Görüşme konumuz aralık ayı başında ödemesi gereken 275.000 Euro’luk bir edimi ile ilgiliydi ve benden görüş istiyordu. 

Okurumla aynı gün bir AVM’de buluştuk. Verdiği izlenim, kur piyasası açısından önümüzdeki günlerden emin olmadığı idi. Bu durumda tercih edebileceği kabaca üç farklı yol vardı. İlk yol kredi çekip, o kredi alarak o günkü kurdan döviz almak ya ödeme gününe kadar bekleyip kur artış riskini göze almak veya son yol olarak döviz kredisi çekmek. İlk yolu seçerse kredi maliyetine katlandığı gibi, o tarihte kur düşük olması durumunda kur zararı da yapmış olacaktı. Eğer almayıp beklerse bu seferde kurun aşırı yükselmesi durumunda kötü sonuçlarla karşılaşacaktı.  Son seçenekte ise hem faiz yüküne katlanacak hem de kur artışlarından olumsuz etkilenme sorunu yaşayabilirdi.

Ona forward işlemlerden bahsettim. Kabaca neyin nasıl olduğunu anlattım. Akabinde ayrıldık. Ertesi gün beni aradı. Bankaya başvurduğunu ve kendisine 4,63 TL kur verdiklerini ayrıca bu işlem için 7.500 TL ücret istendiğini ifade ederek, kendisine makul gelen bu talebi kabul edip etmemesi gerektiğini sordu.

Bu tür kararlarda en çok dikkat edilmesi gereken konu matematik bilimi olduğunu anlattım. Eğer banka rasyonel çalışıyorsa (ki çalışmaları bunu gösterir) vermiş olduğu rakamlar arasında ilişki incelenerek teklifin iyi olup olmayacağını yorumlama imkanımız olabilirdi. Kendisinden, çalıştığı bankadan 1.250.000 TL için 56 gün vadeli kredi için dönem başı ödemeli spot kredi fiyatı almasını istedim. Bana verdiği kredi oranını ve bir kamu bankasının ilan etmiş olduğu vadeli mevduat oranlarını kullanarak bu işlemin gerçek maliyetinin bildirilenden farklı olduğunu hesapladım. Banka, okuruma 4,56 kur verebilirdi. 0,08 TL’lik kur farkı toplamda 19.250 TL farka neden oluyordu.  Ona bir mail taslağı hazırladım ve bankasına göndermesini istedim. Neticede bankadan 4,58 kur ve 5.000 TL ücrete önerdiklerini ve kendisinin kabul ettiğini söyledi. Peki müşteri forward işlemi yaparak ne kazandı? Kuru bağlamamış olsaydı 4,58 kur yerine 4,70 kuru kullanmak zorunda kalacaktır. Buda 33.000 TL’lik tasarruf etmiş oldu. (Masraftan sonra net: 28.000 TL)

Kredi kullanma şansı limiti müsait olmadığı için mümkün değildi. Bu açıdan aldığı kur, kârını en büyüklemiş oldu okurum.

Buraya kadar olan kısım işin güzel kısmı idi azizim. Ve alacağımız ders alternatif yollarla kâr kolaylıkla arttırılabilir…

Gelelim insanlık notlarına…

Okurum bu görüşmeden sonra beni düne kadar bir daha aramadı.  Dün arayarak bugün beniz ziyaret etmek istediğini söyledi.

Öküz öldü, ortaklık bitti mantığı ile bugüne kadar bana bir selam salmayan okurum, bugün finansçısı ile geldi. Finansçısı önümüzdeki senenin bütçe çalışmaları ile sipariş planlarını hazırlıyorlarmış ve benden hesaplama desteği rica etti.

Açıkçası bu talebini kabul etmedim azizim.

Nede mi?

Bundan önceki yardımı, okur olarak geldiği için insani saiklerden hareket ederek ücretsiz yaptım ve okur – yazar ilişkisi içinde kalacağımızı düşündüm. Ama ondan sonra insan bir hal hatır sormaz mı? Haksız mıyım azizim?

Aradan neredeyse 2 ay geçtikten sonra elinde bir paket çikolata ile çıkıp geldi. Ben bir kutu çikolata ila kanacağımya!

Sen, sen ol azizim, sana yardım eden insanları salak yerine koyduğunu düşünerek kâr ettiğini sanma. Sonra zararını hesap edecek kimse kalmaz yanında. Buda yazımızdan çıkaracağımız insanlık dersi.

Ve son sözde o okuruma gelsin: Yanında çalıştırdığın salak adamını bir yere götürdüğünde, gittiği mekanın köpeğine iyi davranmasını söyle. Yoksa anca bugünkü gibi getirdiğin adamla birlikte çayını içip, getirdiğin kutuyu kucaklayıp dönersin geriye kös kös.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Serdar mert
    2 ay önce
    Selamlar hocam... Ortalama Türk insanı malesef böyle.... Bu ve buna benzer insanlarla yasamayi öğrenmek gerekiyor sanırım. Ben elimden geldiğince sizi takip etmeye çalışıyorum.... İş alanınız çok büyük bir kitleye hitap etse de tüccar üretici ve keza bankacilarimizin bile ufkunun dar olması dolayısı ile yeterli derecede dikkat çekmiyor... siz bildiğiniz yoldan sasmayin lutfen... Başarılarınızın devamını dilerim.
  • Berna Korkmaz
    9 ay önce
    Hocam yazı başlığınız ilgi çekici. İçerikte yaşanmış olay üzerine kurgulandığından akıcı. Finans ile ilgili bilgiler sade ve anlaşılır. Şimdi gelelim ilk kez okuduğum yazınızı neden okuduğuma !! Resmi gördüğüm anda es geçiyordum. Sonra başlığın devamı gözüme takıldı, "köşe yazısından kar sağlanabilir mi?" Yazılardaki reklam ve takipçilerle ilgili bir yazı bekliyordum ki benim de uzak olmadığım bir konuyla karşılaştım ve ilgimi çekti. rnNacizane önerim; rnHocam şu resmi değiştirin ki yazılarınız sizi tanımayanlarca da dikkat çeksin..