Hukukçuların Dahi Adını Doğru Koyamadığı Dava: Rahip Brunson...
Cenk Ali Nevruz

Cenk Ali Nevruz

“Miskin Hane”

Hukukçuların Dahi Adını Doğru Koyamadığı Dava: Rahip Brunson Davası…

27 Temmuz 2018 - 13:30

Hukukçuların Dahi Adını Doğru Koyamadığı Dava: Rahip Brunson Davası…

Şimdi azizim birkaç yıldır birçok kişi gibi bir ABD vatandaşı da tutukluluk adı altındaki cezalandırma sistemimizin nasıl olduğunu yakinen öğreniyor.

Adı Andrew Craig Brunson

Havuz medyası ve hukukçular hemen herkes davanın adını peşinen koydu: Papaz Brunson Davası.

İyide azizim adam papaz değil! Doğru isimlendirme Pastör Brunson davası olmalı idi. Çünkü şahıs Pastör. Yani Protestan din görevlisi.

Bizimkiler daha ismi verirken hata yaptı varın gerisini siz düşünün. Bu konudaki bazı notlarımı aşağıda çıkardım…

(Bu ayrımı daha iyi betimlemek için şu örnek verilebilir: Malum Almanya’da Diyanet İşleri Başkanlığının istihbarat amaçlı talimatları doğrultusunda cami imamlarının bazı faaliyetlerde bulundukları iddia edilmişti. Diyelim ki bu imamlardan Ahmet Beyin gözaltına alınsın. Bu durumda haberin doğru bir şekilde yazılabilmesi için “İmam Ahmet Bey Tutuklandı manşeti atılmalı. Gazeteler “Alevi Dedesi Tutuklandı” yazılabilir mi? Hadi diyelim gazeteler yazdı, konuyu tartışan hukukçular bu şekilde konuşabilir mi?)

Diyebilirsin ki azizim isimlendirmeye neden bu kadar taktın? Takarım azizim. Bütün organizasyon yapısı, çalışma şekilleri, inanç sistemi her şey değişiyor bu isimlendirmeden.

Adama FETÖ suçlaması yöneltiyor. Bu bir defa bu inanca mensup olanlara hakarettir.Brunson’a hakarettir, bana hakarettir, diğerlerine hakarettir…

(Unutmayın azizim, bende benzer şekilde suçlanmış, kamuda ki işinden dini inançları nedeniyle atılmış bir olarak yazıyorum bu satırları. Uzaktaki köşesinden keyfe kedere empati yapan biri olarak değil!)

Uzun süredir açıklanmayan kayıtlar bir anda açıklandı FETÖ Bağlantısı kanıtı olarak. Filanca ile şu kadar görüşmüş diye. Azizim, bu adamlarla görüşmeyen mi vardı? Örnek vereyim bu seçimlerde 5 AK Parti milletvekilinin fotoğrafı vardı. Dizin dibine çökmüşler örgüt liderinin. Hatırladınız mı? Hadi onlar tesadüf diyelim. Seçim öncesi dönemde Bülent Arınç ile görüşen AK Partililer var. O Bületn Arıç ki, ABD ile Türkiye arasında elçilik yapmadı mı MİT krizinden sonra, hatta Smaanyolu Grubuna el konulduğunda… Bu sefer de oğlunu milletvekili yaptılar. Şimdi ne olacak? Bu görüşenler, hem de 2018’de suçlanacaklar mı? Hiç sanmıyorum.

Bir başka utanmazlık örneğini necip havuz medyasından vereyim: Havuz gazeteleri papaz kıyafetli remini yayınladılar Brunson. TV’lerde de görüntü olarak verdiler. Adamın öyle bir kıyafeti yok! İnanca saygısızlığın sınır yok tabi…

Tabi kıyafetten yalana başlayınca sonu olmuyor yalanların. Tanıklar hemen hazırlanıyor. (Burada en komik duruma düşen şüphesiz Aydınlıkçılar oluyor. Yıllarca “gizli tanık” “yalancı tanık” kötülüklerini anlatıp, şimdi güzellemeler dizmeler çok komik oluyorlar.)

Uzun süredir tutuklu bulunan Brunson hakkında verilen bir tanıklık şu şekilde:

“Kilisede gizli bir odada toplanılıyordu. Biz o toplantılara alınmıyorduk. Bir gün o odaya girdiğimde terör örgütünün dokümanlarını gördüm. Koliler içinde PKK'ya ait broşürler vardı. Terör örgütlerinin kurmak istediği Kürdistan ile ilgili haritası bulunuyordu, haritada belli yerler işaretlenmişti. Suruç ve Kobani'ye tanrısal hizmet için gittiklerini söylüyorlardı. 'Gönüllü çalışma' denildi. Bizi çağırmadılar.”

Şimdi bu iddiaları teker teker okuyalım azizim:

“Kilisede gizli bir odada toplanılıyordu.” İfadesi sıkıntılı. Dorusu “Kilisede bir odada gizli toplanılıyordu.” Olmalı. Aksi halde adama derler ki gel gizli odayı göster…

“Biz o toplantılara alınmıyorduk.” Her toplantıya herkes alınır mı? Örneğin ben bugün Cuma namazına Şişli Camiine gitsem ve Akşama illa yönetim kurulunun toplantısına alın desem alacaklar mı? Hiç sanmıyorum…

“Terör örgütlerinin kurmak istediği Kürdistan ile ilgili haritası bulunuyordu, haritada belli yerler işaretlenmişti. Suruç ve Kobani'ye tanrısal hizmet için gittiklerini söylüyorlardı. 'Gönüllü çalışma' denildi. Bizi çağırmadılar.” İfadesi çok ortada. Örneğin haritada Suruç, Kobani gibi bölgeler işaretli olduğu için mi tanık böyle düşündü? Yoksa NATO toplantılarında asılan ve Türkiye’yi bölünmüş gösteren haritalardan mıydı? İkisi arasında fark çok büyüktür azizim, küçünseme. Birincisinde coğrafi olarak kullanırsın haritayı, ikincisinde sisyasi nedenlerle. Örneğin şimdi biz İspanya’da bazı yerleri gezmek için işaretlesek, akabinde İspanya Hükümeti, bunlar ayrılıkçıların olduğu bölgeler, sizde bizi ayırmak istiyorsunuz deseler mantıklı olur mu? İşte bu iddiaların mantığı bu kadardır ancak…

"Kürt kimlikli kişiliklere ayrıcalık tanındığı, bunların arasında PKK'lıların da olduğu, Kürt kilisesi oluşturulmaya çalışıldığı yönünde anlatımların olmuş.” İddiası var bağlantılı olarak… Yerel kiliseler genellikle topluluklarının kimlikleri ile anılırlar. Örneğin Türk kilisesi, Karma kilise, Ermeni Kilisesi gibi… Kürtler için açılacak bir kilise haliyle Kürt Kilisesi olarak anılacaktır. Kürtlerin Hıristiyan olması için çalışmak suç mudur?

Bir başka şahidin durumu da içler acısı… Sabah gazetesinde okuyalım: “Hakkında verilen talimatlar nedeniyle hiçbir kilisede çalışamadığını ve muhbir olarak anıldığını ifade eden tanık, Işık Kilisesi Pastörünün de kendisini ifadesini değiştirmesi yönünde telkinde bulunduğunu ayrıca tövbe etmesini istediğini ileri sürdü.” Sen kilise içerisinde olanları yalan yanlış çarpıt, insanlara iftira at, sonra kiliselerde çalışamadığından yakın… Zannedersem bizim zeka seviyemizle oynuyorlar…

Söz tanıklardan açılmışken, M.C.’yi geçmeyelim… Bakın M.C. ne diyor: “Kilisede akıl almaz işler gördüm. Adamlar leşler üzerine dua ediyorlardı. Bir daha gitmedim. Kilisede 3 kutsal kitabın üzerinde PKK'nın amblemlerini gördüm. Biz Türküz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Gerekli yerlere bu durumları yazdım." 

Sorular çok basit: “Leş”lerden kasıt nedir? Kiliseden kaldırılan cenazeler mi, yoksa dua edilen ölmüşler mi? Leş diye kast ettiği merhumlar terör örgütü mensupları mı, göçmenler mi, sığınmacılar mı? Hangi kesim olursa olsun, ölmüşler için yapılan dualar ise, insanlıktan filan bahsetmeyeceğim. Taziye evlerine, göçmen cenazelerine giden iktidar partisi milletvekilleri, il ve ilçe yöneticilerini hatırlatacağım. Acaba onlar için de aynı düşüncelere sahip midir?

Şahit diyor ki “Kilisede 3 kutsal kitabın üzerinde PKK'nın amblemlerini gördüm. Biz Türküz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Gerekli yerlere bu durumları yazdım." Mahkeme başkanı neden sormuyor kime yazdın da cevap alamadın? Bu hesaba göre yazının 2013 – 2014 arasında yazılmış olması gerekiyor. Onca yıl Adnan Hocayı takip eden emniyet güçleri, eline gelen dilekçeleri mi incelemedi yoksa? Bu konuda hangi sorumlular hakkında dava açıldı?

(Bu arada hak yemeyelim. Hıristiyan kesimin avukatlık hizmetlerinin kalitesi de tartışmaya açıktır. Örneğin Malatya Zirve katliamından sonra açılan davada, iş o kadar uzatıldı ki, Özal’ın mezarı açıldı. Daha sonra ne mi oldu? Katiller zamanaşımına uğradı… Bu açıdan da hukuk işlerinin daha işlevsel hale getirilmesi faydalı olacaktır. Bu başka bir yazı konusu olduğu için burada girmiyorum.)

Fazla uzatmadan toparlamak gerekir, zira nereden tutulursa elde kalıyor dosya. Baştan beri yazdıklarımızı özetlersek;

1. davanın adı yanlış.

2. Suçlamalar yanlış.

3. Tanık ifadeler sorunlu ve çelişkili.

4. Başta iktidar partisi mensup ve muhipleri olmak üzere memleketin %50’si hakkında dava açılması gerektiren  mevcut deliller tartışmaya açıktır. 

Aslında işler bu kadar uzatılmamalı idi. Örneğin A. Selvi'nin 6 temmuz tarihli yazısında açıkça yazmasına karşın, adli teşkilatımızca idrak edilememiş olmasından dolayı, Pastör’ün tutukluluk hali devam etmişti. 

Ve bu süreçte ABD’den gelen açıklama ve tedbirler.

Akabinde hemen ev hapsine döndürüldü. Bu davadan çıkartılması gereken en fikirlerden bir tanesi de, adli teşkilat mensuplarımızınız bir kısmının idrak yollarını açmak için arada Sn. Trump ile muhatap olması gerekiyor...

Not: Bu kadar yazdıklarımdan karamsar olduğum sonucu çıkartılmasın. RAB Tanrı, Pastörü hapishanede kullandı ve Kilisenin adının Tüm Türkiye’ye yayılması sağladı. Kendisi de ifade etti. Bu kötülük aslında birçok kişinin RAB’bi tanımasını sağladı. Biz inanıyoruz ki RAB sevecen ve merhametlidir. Her zaman bize destek olur ve gücü, güçsüzlüğümüzde ortaya çıkar…

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar