SESTEKİ NEFES AVUKATLARDIR!
Begüm TEKİN

Begüm TEKİN

“ Maat’ın Kanatları”

SESTEKİ NEFES AVUKATLARDIR!

04 Şubat 2019 - 20:42

SESTEKİ NEFES AVUKATLARDIR!

Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED), Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği (ELDH) ile Avrupa Barosu İnsan Hakları Enstitüsü (İDHAE), bu yılki “ 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Gününü “Türkiye’deki avukatlara ithaf etti. ELDH’nin konuyla ilgili raporunda katledilen, tutuklanan ve yargılanan avukatlara yer verildi.
Bunun üzerine mensubu olduğum İstanbul Barosu da “Avukatların sesi kesilirse yurttaşların nefesi kesilir” diyerek 24 Ocak’ta Galatasaray Meydanı’ndan yapılan yürüyüş için çağrı yaptı ve yurdun çeşitli illerinden birçok değerli Baro Başkanının ve avukatın da katılımıyla bir yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından da çeşitli konuşmalar yapıldı.
Bahsettiğim Tehlikedeki Avukatlar Günü vesilesiyle, adalet ve adil yargılanma noktasında nerede olduğumuzu ve avukatın toplum içerisindeki önemini siz okurlarla paylaşmak istedim.
Bundan tam altı altı yıl önce 2012 yılında da “Tehlike Altındaki Avukatlar Günü” yine Türkiye’ye ithaf edilmişti. Bu durum maalesef Türkiye’deki avukatların çok zor şartlar altında çalıştıklarının ve şiddete maruz kaldıklarının açık bir göstergesidir.
Meslektaşlarımız adliyelerde ve karakollarda en hafif tabiriyle saygı sınırlarını zorlayan psikolojik baskılar altında mesleklerini yapmaya çalışmaktadırlar.
Bu durum özü itibariyle bir hukuk devleti sorunudur.
Hukuk devleti, bireylerin hukuki güvenliğinin ve güvencesinin olduğu devlettir. Hukuk güvenliği ise ancak bireyin her türlü idari ve adli süreçlerde hukuki yardım alması halinde mevcut olur. Bireyin hukuki yardım alacağı kişiler avukatlardır. Avukata yapılan engelleme ve baskılar toplumun hukuk güvenliğini net olarak tehlikeye düşürmektedir.
Bu ülkede avukatlar savunma yaparken engellenmekte, mesleki nezaketten yoksun saldırılarla baş etmeye ve onlara direnmeye çalışmaktadır.
Bu konunun aslında avukatlar üzerindeki baskılar aracılığıyla kişilerin adil yargılanma hakkının engellenmesi sonucuna yol açtığı gerçeği gözden kaçırılmamalı avukat tehlikedeyse aynı zamanda avukatın haklarını savunduğu vatandaşın da tehlikede olduğu unutulmamalıdır.
Avukat üzerindeki baskı savunma hakkının kutsallığının, adil yargılanma ilkesinin ve adalete olan inancın yok olmasına yol açar.  Avukat hak arayışının, haksızlığa karşı başkaldırının ve adalet savaşçılığının vücut bulmuş halidir.
Konfüçyus der ki; “Bir ülkede adaletin varlığı kişinin kendini özgürce ifade etmesinden anlaşılır. Bir ülkede adaletsizliğin varlığı ise kişilerin başına buyruk davranışından anlaşılır.
İyi insanlar sorunları önlemek için çaba sarf ederler.” Biz avukatlar işte o iyi insanlarız.
Kişilerin kendisini özgürce ifade etmeleri ve uğrayacakları baskıya karşı onları korumak için varız. 
Savunma yargının üç sac ayağından biri, bu sac ayaklarının da en özgür olanıdır.  Avukatlık mesleği hak arayan, sorun çözen, düşünce üreten ve hukukta yorum yaratarak, içtihatların oluşumunda temel rolü oynayan bir meslek ve diğer bir yönüyle de sanattır.
Bunun temelinde Avukatın özgürlüğü yatar. Avukatlık elbette ki bir yönüyle hepimizin geçimini sağlamak için yaptığı bir meslektir. Ancak bizim mücadelemiz salt geçim sağlamak için değildir. Bizimkisi bir demokrasi mücadelesidir. Müvekkillerimizin haklarını özgürce aramalarının, adalete en hızlı en doğru şekilde ulaşmalarını sağlamanın mücadelesini veririz biz.
Mensubu olduğum İstanbul Barosu Başkanı Sayın Mehmet Durakoğlu’nun da dediği gibi;
“Sesteki nefes avukatlardır! Avukatların sesi kesilirse yurttaşların da nefesi kesilir. Kesmeyiz biz, biz avukatız. Biz avukatız ve bir gün herkese lazım oluruz biz...”

 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum