NAFAKA TARTIŞMALARI
Begüm TEKİN

Begüm TEKİN

“ Maat’ın Kanatları”

NAFAKA TARTIŞMALARI

08 Ekim 2019 - 16:40

NAFAKA TARTIŞMALARI

Son günlerde sıklıkla basına yansıyan yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesi için yasal düzenleme yapılacağı yönündeki hazırlıklar hakkında biraz bilgi sahibi olalım istedim. Öncelikle Medeni Kanunumuzun Yoksulluk nafakasını düzenleyen hükümlerine bir göz atalım. 

Yoksulluk nafakasını düzenleyen 175/1 Maddesinde; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir” denilmek suretiyle kusuru ağır olan eşin yoksulluk nafakası alamayacağı ve yoksulluk nafakasının, nafakayı ödeyecek kişinin mali gücü oranında belirleneceği belirtilmiştir.

Peki yoksulluk nafakası her koşulda süresiz midir? 

Bu sorunun cevabı kanunun 176. Maddesinde açıkça verilmektedir. Nafaka alacaklısı öldüğünde veya evlendiğinde nafaka kendiliğinden ortadan kalktığı gibi, fiilen biriyle evli gibi yaşadığında, yoksulluk durumu ortadan kalktığında, haysiyetsiz hayat sürdüğünde de mahkeme kararıyla kaldırılabilmektedir. Ayrıca mali durumun değişmesi durumunda ödenen nafakanın azaltılabilmesi ve kaldırılabilmesi de şu anki yasal düzenlemeyle mümkündür.

Yoksulluk nafakası sadece kadına mı bağlanır?  

Elbette hayır. Yoksulluk nafakası sadece kadın eşe değil erkek eşe de tanınmış bir haktır. Uygulamada çoğunlukla kadına bağlanmasının sebebi ise yaşadığımız toplumda mevcut cinsiyet eşitsizliği sebebiyle kadının boşanma sonucunda yoksullaşmasından kaynaklanmaktadır. Elbette ki toplumsal cinsiyet eşitliğinin net bir şekilde uygulandığı ülkelerden biri olsaydık erkek eşe nafaka ödenmesi daha da sıklıkla karşılaştığımız bir konu olacaktı.

Yoksulluk nafakasının süresiz olarak takdir edilmesi nedeniyle birçok nafaka yükümlüsünün mağdur olduğu konusu tam anlamıyla gerçeği yansıtmakta mıdır? Ya da başka bir ifadeyle nafaka konusundaki en büyük problem erkeğin üzerindeki nafaka yükü mü yoksa ödenmeyen yoksulluk ve iştirak nafakalarının tahsil edilme güçlüğü müdür?

Hayır nafaka yükümlüsü erkeklerin mağduriyet çığlıkları tam anlamıyla gerçeği yansıtmamaktadır. Asıl mağduriyet, ülkemizde çok cüzi olarak takdir edilen ve büyük çoğunluğu da tahsil edilemeyen yoksulluk nafakası alan kadınlar cephesinde yaşanmaktadır. Uygulamada çekişmeli boşanmalarda hüküm altına alınan nafakaların büyük çoğunluğunun ortalama 300 TL seviyesinde kaldığı bilinen bir gerçektir. Bu cüzi nafakalar dahi tahsil edilememekte, nafaka yükümlüsü tarafından ödenmekten kaçınılmaktadır. Nafakaya hak kazanan kadınların ise bir kısmı duyulan korku nedeniyle bir kısmı ise icra masrafları yüzünden ödenmeyen nafakaları çoğunlukla icraya koyamamaktadır. İcraya konulan nafakaların büyük çoğunluğu tahsil edilememektedir.  İcra kanalıyla yapılan tahsilatlarda ise nafaka üzerinden harç kesilmekte ve icra masrafları alınmaktadır. 

Bir diğer mağduriyet ise nafaka yükümlülüğü ihlal sebebiyle açılan ceza davaları konusudur. Bu davalarda hem yargının çok ağır işlemesi hem de şahsa tebligat zorunluluğu olması ve çoğu zaman tebligat yapılamaması sebebiyle işlevsiz kalan bir yol haline gelmiştir. 

Toplumsal cinsiyet eşitliği sıralamasında 149 ülke arasında 130.sırada yer alan Türkiye’nin yoksulluk nafakasıyla gündeme geldiğinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin neredeyse en doğru şekilde uygulandığı bazı ülkelerle bir tutulması ve o ülkeler üzerinden örnekleme ile nafakanın süreli hale getirilmesinin savunulması gerçekten hakkaniyetli değildir. Ülkedeki kadın istihdamı sorunu, her türlü eşitsizlik altında bütün bir yaşamını ev işlerine, çocuk, yaşlı bakıma ayırmak zorunda kalan, iş hayatına ya hiç ya da erkekten çok geride katılan kadınların olduğu bu ülkede yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesinin öncelikle bir sorun olarak gündeme getirilmesini gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum.

Geldiğimiz noktada Aile hukukunda arabuluculuk, 6284 Sayılı yasanın ve İstanbul Sözleşmesinin tartışmaya açılması ve süreli nafaka konusunun gündeme getirilmesinin birbirinden hiç de ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini ve aynı dönemde tartışmaya açılmasının önemli ve kadınlar açısından çok sıkıntılı olduğunun da altını çizmek isterim.


 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum