ŞİDDET ZEHİRİ
Reklam
  Av. Başak Özbilek Somar /Kuzey Karolina ABD

Av. Başak Özbilek Somar /Kuzey Karolina ABD

Justitia Omnibus

ŞİDDET ZEHİRİ

06 Ocak 2019 - 16:18

ŞİDDET ZEHİRİ 

Odasına gelen öğrencisi tarafından acımasızca öldürülen genç akademisyen Ceren Damar’ın ölümü hepimizi derinden sarstı. Bazı ölümler çok haksız gelir insana, genç bir biliminsanını herhangi bir trafik kazasında kaybetmek zordur ama kendi öğrencisi tarafından tasarlanarak öldürüldüğünü kabul etmek yıkıcıdır. 

Toplum olarak her gün hızlıca yükselen şiddet kasırgasında savrulup duruyoruz. 2015 verilerine göre Türkiye dünya suç endeksinde 147 ülke arasında 100. Sırada. TCK ya göre açılan davalarda adam öldürme, kasten ve taksirle yaralama suçları, diğer suçların çok üstünde. 2004 ve 2014 yılları arasında işlenen, şiddet içeren suçlar 14 kat arttı.
Son 10 yılda 2337 kadın şiddet görerek hayatını kaybetti. Her yıl dünyada 2 milyon kişi şiddete uğruyor. Hayvanlar tarafından sadece beslenme ve ekolojik dengenin devamı için kullanılan şiddet, bir üst bilinç formu olan insan tarafından, düşmanlık ve öfke duygusunun kontrolsüzce diğer kişilere ve nesnelere yöneltilmesi sonucu psikolojik ve fiziksel zarar veriyor. 

Dünya Sağlık Örgüt’ünün “ Bireyin kendisine, başkasına, belirli bir topluluk veya gruba yönelik yaralama, ölüm, bazı gelişim bozuklukları veya yoksunluk ile sonuçlanabilen, tehdit ya da fiziksel zor kullanma” olarak tanımladığı şiddetin, prensip olarak; biyolojik, psikolojik ve sosyal olmak üzere üç temel sebebi var. Genetik hastalıklar ve hormonal bozukluklar biyolojik nedenleri.
Psikoz ve nevrozlar psikolojik nedenleridir her iki nedenin tanı ve tedavisinde tıp bilmi referans alınırken, sosyal nedenlerin tedavisini eğitim ve toplumun davranışsal refleksleri oluşturur. Devlet ve toplumun şiddetle mücadelede kullandığı argümanlar ve enstrümanlar simetrik bir ahenkle çalışmazsa ve şiddeti besleyen kaynaklar kesilmezse bireyin fiziksel ve psikolojik varlığı korunamaz ve toplum huzuru bozulur.  

Şiddeti önlemenin ilk adımı aile içinde atılır. Çocuklarıyla iletişiminde baskı, korkutma, sindirme ve eziyet yerine sevgiyi araç olarak kullanan ebeveynler, özgüveni yüksek, şiddeti reddeden, toplum ve bireylerle olan iletişimini sağlıklı olarak kurabilen çocuklar yetiştirir. 

Aile içi eğitimin yanı sıra sosyal ve kültürel değerlerin, bireyin psikolojik gelişimine katkısı yadsınamaz. Örneğin toplumda şiddetin, toleransla karşılanması hatta mazur görülmesi, şiddet mağdurlarının korunaksız kalması ve sanıkların tatmin edici hukuki yaptırımlarla karşılaşmaması şiddeti teşvik eder. Ayrıca devletin yeterli güvenlik önlemleri almayıp, kişisel ve kollektif şiddete sessiz kalması, şiddet sanıklarını cesaretlendirir.
Bunların dışında, kanun koyucunun açık bir insan hakları ihlali olan şiddeti önleyecek ve cezalandıracak hukuki düzenlemeleri getirmemesi, bireysel silahlanmanın önlenmemesi, medyanın şiddet içeren yayınlar yapması, sanal oyunlarda şiddet öğesinin sık kullanılması ve bunun gibi birçok neden yüzünden şiddet beslenir.
Şiddet her zaman fiziksel şiddet olarak hayat bulmaz. Bazen cinsel şiddet, duygusal şiddet ve ekonomik şiddet olarak ortaya çıkar.
Kişi karşısındakine hakaret, aşağılama, endoktrinasyon veya tehditle en az fiziksel şiddet kadar zarar verebilir. Karşısındaki kişiye, bir gruba, hayvana veya eşyaya zarar vermekten kaçınmayan bu patolojik zihinle, hukuk, psikoloji, sosyoloji, antropoloji ve siyaset yüzyıllarca ilgilenmiş ve çareler aramıştır.
Filozof Hannah Arendt “şiddetin bir nedeni olabileceğini, ancak hiçbir zaman yasal sayılamayacağını, meşru müdafaada şiddet kullanılmasının ise tartışmaya kapalı “ olduğunu söyler. Gerçekten de hukuken meşru müdafaa hali dışında şiddetin hiçbir hali ve miktarı kabul edilemez. Toplum için en iyi kanunları bile yapsanız, normlar işlerlik kazanmazsa ve uygulamada hatalar yapılırsa, şiddet kaynaklı suçlar önlenemez. İnsan Hakları ve hukukun üstünlüğünü ilkesel olarak benimsemiş medeni devletler, otoritenin mevcut normları yorumlarken, evrensel prensiplerden ayrılmasına izin vermezler. Bu açıdan devlet şiddet suçlarını önlemede en az toplum kadar önemli bir aktördür. 

Sonuç olarak; aile, okul eğitimi, toplum, devlet ve bağımsız yargıyla sağlanan adalet, ileri düzeyde bir gelişim göstermezse, ülkemizde artarak büyüyen şiddet suçlarının önlenmesi imkansız hale gelir ve ne yazık ki nice Ceren’ler bir yıldız gibi İstikbal gökyüzümüzden kayıp gider.

YORUMLAR

  • 0 Yorum