Medeniyet ve Hukuk
Reklam
  Av. Başak Özbilek Somar /Kuzey Karolina ABD

Av. Başak Özbilek Somar /Kuzey Karolina ABD

Justitia Omnibus

Medeniyet ve Hukuk

24 Ekim 2018 - 23:31


Medeniyet ve Hukuk
 
Bir ülkenin tarihi, coğrafyası ,insanlarının sosyal kültürel ve zihinsel zenginliği talihidir, kadim uygarlıklar üstüne kurulmuş medeniyetler dünya tarihine,kültür sanat, felsefe ve demokrasi adına silinmez imzalar attılar. Hitit, Eski Roma, Antik Yunan, Persler, Mezopotamya halkları, Hun, Göktürk ve Selçuklu Türkleri bunun en güzel örneklerinden.

Peki ya biz, derin, zengin bir tarihin mirasçıları, kadim uygarlıkların bayraktarı olarak bugün nerdeyiz ? Binlerce yılın zenginliğini fakir, dar, hacimsiz bir demokrasi ve hukuk sentezine nasıl dönüştürdük ? Kendi rönesansını yüzlerce yıl önce tamamlamış, uygar, bilimsel ve aydınlık bir yolda ilerleyen avrupa milletlerinin yanında, skolastik bir çağın karanlıklarında nasıl kaybolduk ? Sanırım bu sorunun tek bir cevabı yok, kapsamlı ve birçok açıdan yanıtlanacak birkaç cevabı var.

Bilimden uzaklaştık, sanatın sosyolojik gelişime katkısını küçümsedik, insanlık tarihinden dersler çıkarmadık, insan haklarını tahrip ettik, ifade özgürlüğünü kısıtladık,eğitimin genetiğini bozduk, cumhuriyetin kurucu değerlerini alt üst ettik, demokrasiden taviz verdik ve herkesin bir gün mutlaka ihtiyaç duyacağı adalet mekanizmasının teminatı hukuku yerle bir ettik. Hukukun olmadığı yerde, can mal emniyeti olmaz, hürriyet haklarından bahsedilmez, demokrasi güvencesi olmaz, düşünceyi açıklama özgürlüğü hayal olur.

Hukukun olmadığı yerde, tek adam yönetimi, kanunlarda keyfilik, toplumsal paranoya, tedirginlik, ekonomik kriz olur.

Hukukun olmadığı yerde, geleceğinden endişe duyan nesiller yetişir. O yüzden, hukuk, ekmekten, aştan, paradan önemlidir. Nice petrol zengini ülkelerde para olduğu halde hukuk olmadığı için, medeniyet kapısından geçemezler, nice diktatörlük coğrafyalarında halklar köleleştirilmiş kitlelere dönüşmüştür. O yüzden insan onuruyla nefes almak için hukuka muhtaçtır.

Umarım herşey için daha fazla geç olmadan, hukukun bünyemizden uzaklaşan varlığını oksijen gibi benliğimize çeker, içine düştüğümüz karanlık kuyudan çıkarak, gökyüzündeki aydınlığa kavuşuruz. Nihayetinde medeniyet ve bilim her türlü ilkel prangadan kurtarır, aksi yönde atılan her adım tarih öncesine yapılan yolculuk olur, tarihimiz talihimiz değil, tarifsiz kederimiz olur.

Mustafa Kemal’in de dediği gibi “ Medeniyet öyle bir ışıktır ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder.” Bu mahvoluş tehlikesine karşı, medeniyetten, bilimden, sanattan ve hukukun sağladığı yaşamsal teminatlardan ayrılmadığımız, güneşli yarınlar yaşamak dileğiyle ... Bir ülkenin tarihi, coğrafyası ,insanlarının sosyal kültürel ve zihinsel zenginliği talihidir, kadim uygarlıklar üstüne kurulmuş medeniyetler dünya tarihine,kültür sanat, felsefe ve demokrasi adına silinmez imzalar attılar.

Hitit, Eski Roma, Antik Yunan, Persler, Mezopotamya halkları, Hun, Göktürk ve Selçuklu Türkleri bunun en güzel örneklerinden. Peki ya biz, derin, zengin bir tarihin mirasçıları, kadim uygarlıkların bayraktarı olarak bugün nerdeyiz ? Binlerce yılın zenginliğini fakir, dar, hacimsiz bir demokrasi ve hukuk sentezine nasıl dönüştürdük ? Kendi rönesansını yüzlerce yıl önce tamamlamış, uygar, bilimsel ve aydınlık bir yolda ilerleyen avrupa milletlerinin yanında, skolastik bir çağın karanlıklarında nasıl kaybolduk ? Sanırım bu sorunun tek bir cevabı yok, kapsamlı ve birçok açıdan yanıtlanacak birkaç cevabı var. Bilimden uzaklaştık, sanatın sosyolojik gelişime katkısını küçümsedik, insanlık tarihinden dersler çıkarmadık, insan haklarını tahrip ettik, ifade özgürlüğünü kısıtladık,eğitimin genetiğini bozduk, cumhuriyetin kurucu değerlerini alt üst ettik, demokrasiden taviz verdik ve herkesin bir gün mutlaka ihtiyaç duyacağı adalet mekanizmasının teminatı hukuku yerle bir ettik.

Hukukun olmadığı yerde, can mal emniyeti olmaz, hürriyet haklarından bahsedilmez, demokrasi güvencesi olmaz, düşünceyi açıklama özgürlüğü hayal olur.

Hukukun olmadığı yerde, tek adam yönetimi, kanunlarda keyfilik, toplumsal paranoya, tedirginlik, ekonomik kriz olur.
Hukukun olmadığı yerde, geleceğinden endişe duyan nesiller yetişir. O yüzden, hukuk, ekmekten, aştan, paradan önemlidir. Nice petrol zengini ülkelerde para olduğu halde hukuk olmadığı için, medeniyet kapısından geçemezler, nice diktatörlük coğrafyalarında halklar köleleştirilmiş kitlelere dönüşmüştür. O yüzden insan onuruyla nefes almak için hukuka muhtaçtır.

Umarım herşey için daha fazla geç olmadan, hukukun bünyemizden uzaklaşan varlığını oksijen gibi benliğimize çeker, içine düştüğümüz karanlık kuyudan çıkarak, gökyüzündeki aydınlığa kavuşuruz. Nihayetinde medeniyet ve bilim her türlü ilkel prangadan kurtarır, aksi yönde atılan her adım tarih öncesine yapılan yolculuk olur, tarihimiz talihimiz değil, tarifsiz kederimiz olur.

Mustafa Kemal’in de dediği gibi “ Medeniyet öyle bir ışıktır ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder.” Bu mahvoluş tehlikesine karşı, medeniyetten, bilimden, sanattan ve hukukun sağladığı yaşamsal teminatlardan ayrılmadığımız, güneşli yarınlar yaşamak dileğiyle ...

YORUMLAR

  • 0 Yorum