Sayın Macron, lafla peynir gemisi yürümez
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

Sayın Macron, lafla peynir gemisi yürümez

03 Şubat 2020 - 19:21

Sayın Macron, lafla peynir gemisi yürümez

Türkiye ne zaman Batı karşıtı ve Batı’nın planlarını bozan adımlar atsa bir yalan bombardımanına, bir psikolojik savaş saldırısına maruz kalır. Ellerinde Türkiye’ye karşı kullandıkları araçlar paslanmış ve işe yaramaz duruma gelmiştir ama yine de kullanırlar.

Tarihin çöp sepetine atılmış bu yalanlardan biri de “Ermeni Soykırımı” yalanıdır. Kendi Anayasa Konseyi’nin kararlarına saygı göstermeyerek, adeta dalga geçercesine aynı yalanı pişirip pişirip parlamentonun önüne getirdiler. Avrupa’da, özellikle Fransa’da hukukun çivisi çıkmıştı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AHİM), uluslararası hukuk literatürüne Perinçek-İsviçre davası olarak geçen, 17 Aralık 2013 1. Daire kararı ve 15 Ekim 2015 Büyük Daire kararı o çıkan çiviyi sanki bir balyoz darbesiyle yerine sağlamca çakmıştı.

20 yıldır bu yalanı yasalaştırmak ve bunu kabul etmeyenlere hapis ve para cezası öngören yasa tasarılarını gündeme getirdiler. Bu yalancı tasarılar her defasında Fransız Anayasa Konseyi tarafından anayasalarına aykırılığı nedeniyle iptal edildi (2012, 2016 ve 2017 yıllarında).

HUKUK TANIMAZ CUMHURBAŞKANLARI

Fransa Ermeni Örgütleri Koordinasyon Konseyi (CCAF) her yıl Ocak ayı sonunda düzenlediği geleneksel yemeğe Cumhurbaşkanları baş davetlidir. 2002-2007 Jacques Chirac, 2007-2012 Sarkozy, 2012-2017 yılları arasında François Hollande ve 2017’den bu yana Emmanuel Macron her yıl katıldıkları bu yemeklerde Ermeni diasporasına “Soykırımı reddedenlere” ceza öngören bir yasa çıkarma sözleri verdiler. Hiçbiri bu sözlerini yerine getiremedi. Çünkü hukuksuzlardı, AHİM kararlarını tanımadıkları gibi kendi Anayasa Konseyi kararlarını da tanımıyorlardı.

Macron bu yıl da bu sözü verdi: “bununla ilgili hukuki bir çalışma yapıldığını” açıkladı. Geçen yıl katıldığı CCAF’nin yemeğinde 24 Nisan’ı “Ermeni Soykırımını anma” günü ilan etmişti. Bu yıl önceki Cumhurbaşkanı François Hollande da katılmıştı yemeğe. Bu yemeklere bir de Türkiye’den PKK’nın siyasi örgütü HDP’den bir milletvekili davet ederlerdi. Bu kez Alman istihbaratının adamı ünlü döneklerden Taner Akçam çağırılmıştı. Akçam’ın Türkçe’de “Naim Efendi’nin Hatıratı ve Talat Paşa Telgrafları” ismiyle yayınlanan kitabının çevirisi geçen ay Fransa’da da yayımlanmıştı. Akçam Macron’dan koca bir aferin aldı.

Yukarda belirtiğim gibi Fransa, Türkiye ne zaman Batı’nın ayağına bassa o zaman bu yalan sopasını gösteriyor. Macron’un konuşmasından bunu daha net anlıyoruz: “Ortadoğu’da yeni bir yayılmacılığı amaçlayan, işlenmiş suçları inkâr eden ve çok büyük ölçüde hayali olan bir geçmişte kalmış gücü yeniden kazanmayı hedefleyen stratejiyi” kınadığını söylemiş. Türkiye bölgemizde ulusal çıkarlarını savunmak için adım attığında “yayılmacı” ama kendileri Afganistan’ı, Irak’ı ve Suriye’yi kan gölüne çevirdiği zaman “demokrasi” oluyordu.

CCAF Eş-Başkanı Murat Papazyan durur mu? O da Macron’u destekler cümleler kuruyor: “Türkiye’nin tarihi boyunca ‘fetih’ mantığı ile otoriter bir rejimle dış politika izlediğini” söylüyor. Papazyan deyince aklıma bir anekdot geldi. Papazyan aynı zamanda ırkçı Taşnak Partisi’nin Batı Avrupa ve Fransa Başkanıdır.

PERİNÇEK FRANSIZ DEVLETİNİN DENGESİNİ BOZMUŞTU

Tarih: 28 Ocak 2015. Papazyan Strazburg’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nde görülen Perinçek-İsviçre Davası’nı izlemeye gelmişti. Davanın seyrinin, Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’ten yana geliştiğini görünce sonunu beklemeden salonu terk etmiş, soluğu Paris’te almıştı. Aynı günün akşamı CCAF’nin bu her yıl düzenlediği geleneksel yemekleri vardı. O akşam Papazyan Cumhurbaşkanı Hollande’dan soykırımı kabul etmeyenleri cezalandırmaya yönelik bir yasa çıkarma sözü vermesi için adeta yalvaran bir konuşma yapmıştı. Hollande ise bir yasa sözü verememişti. Perinçek AİHM’de hem Ermeni Diaspora’sının hem de Fransız Devleti’nin dengesini bozmuştu.

Yalan yasası sözü verme Fransız cumhurbaşkanlarında bir tike dönüşmüştü. Bir yıl sonra, Ocak 2016’da yine CCAF’nin yemeğinde Hollande bir yasa sözü veriyordu. Ama artık soykırım yalancılarının hukuksal olarak eli kolu bağlanmıştı. Karşılarında aşılması güç bir zafer abidesi gibi duran AHİM’in Perinçek-İsviçre Kararı vardı.

Ve elbette Fransız Anayasa Konseyi’nin Perinçek’i haklı kılan kararları da. Ama yine de bir yolu bulunmalı ve bu yalanı kabul etmeyenler cezalandırılmalıydı. Bu toplantıda Hollande şöyle diyecekti: “Öyle bir tasarı hazırlayalım ki AİHM’nin Perinçek-İsviçre Kararı’na ve Fransız Anayasa Konseyi Kararı’na ters düşmesin.” Tasarıyı hazırlamak için de eski AİHM başkanlarından Fransız Jean Paul Costa’ya görev vermişti. Aslında zavallı Costa’ya kendi Anayasasını çiğneme görevi veriliyordu.

Sonra Costa’dan bir ses seda çıkmadı. Altı ay sonra bu yönde bir yasa “Eşitlik ve Yurttaşlık” başlıklı bir torba yasa tasarısı içine gizlediler ve geçirdiler. 26 Ocak 2017’de de torba yasanın bu maddesi Anayasa Konseyi tarafından cımbızla çeker gibi çekip çıkarıldı ve iptal edildi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum