Salgın ve halk hareketi
Reklam
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

Salgın ve halk hareketi

18 Mayıs 2020 - 16:44

Salgın ve halk hareketi

Tüm dünya Koronavirüse karşı tedbirleri gevşetiyor. Fransa hükümeti bir taraftan durma noktasına gelen ekonomi çarkının döndürülmesi diğer taraftan daha önce var olan ve bu süreçte giderek artan halkın hoşnutsuzluklarını kontrol altına almak için kara kara düşünüyor.

Bugün, Batılı ülkelerin başında bulunan liderlerin yaşanan sağlık ve ekonomik krizler karşısında ne kadar çaresiz oldukları çok yazıldı çizildi. Salgın boyunca süreci yönetemeyen küreselleşmenin bu neoliberal aktörlerinin, salgın sonrası da bir programa sahip olmadıkları görülüyor.

Geçen haftaki yazımızı şöyle bitirmiştik “Umut yine kaçınılmaz olarak mücadeleye atılacak olan halkta olacaktır.” Bu nedenle gözler 1,5 yıl boyunca Fransa’yı sallayan Sarı Yeleklilere, salgından hemen önce 5 ay boyunca hükümetin “emeklilik reformu”na karşı genel grevlerle hayatı durduran sendikalara çevrildi.

İSTİHBARAT GÜÇLÜ BİR  HALK HAREKETİ BEKLİYOR

Mayıs başında, Fransız istihbaratının bu konuyla ilgili hükümete sunduğu bir rapor basına sızdı. İstihbarat aşırı sağ ve sol grupların, Sarı Yeleklilerin salgından sonra daha sert bir biçimde ortaya çıkacakları konusunda hükümeti uyarıyordu.

Daha önce, salgın sonrası ortaya çıkacak olan- ki bugünden başladığını söyleyebiliriz- ekonomik krizin milyonları bulacak yeni işsizliğe ve küçük işletmelerin iflasına yol açacağını yazmıştık. Salgın öncesi halk hareketlerine yol açan sorunların, salgın sonrası 2-3 kat daha fazla olacağından hiç kimsenin şüphesi yok. 

Dikkat edilirse hep “salgın sonrası” diye yazdım. Ama bu “sonra” ne zaman gelecek? Kimsenin net bir fikri yok. Kısmi olarak kısıtlamaların kaldırılması; AVM’lerin, okulların açılması vs. virüsün yayılma riskini artıracağı ve Haziran başında bunun hissedileceğini ileri sürenler var. İkinci dalga konusu da apayrı bir konu. 

SARI YELEKLİLER VE SENDİKALAR TEMKİNLİ

Kovid 19 pandemisine karşı mücadelede, ABD başlı başına bir facia! İngiltere de onun ikiz kardeşi! Yaşlı kıtanın, en başta da Fransa, İtalya, İspanya ve Almanya gibi ülkelerin de kriz karşındaki aciz kalmaları ve ölü sayısının dünya toplamımım yüzde 87’sine denk gelmesi Batı insanını korkutmuş. İnsanların yöneticilerine olan güvenleri sarsılmış. Böyle ölümcül bir sağlık sorununun gündemde olduğu bu günlerde büyük kalkışmaların olmayacağını söyleyebiliriz. Ama önümüzdeki aylarda her kesimin beklentileri farklı da olsa hem hükümet hem de halk açısından önemli gelişmeler olacağı açık. 

Sendikalar hükümete uyarılarda bulunmakla birlikte, üyelerini sokağa çıkmaya çağırmıyorlar. Fakat Sarı Yelekliler konusu biraz karmaşık; merkezi bir önderliğe sahip olmaması her bölgeden ve her kafadan ayrı bir ses çıkması ve özelliklede bu büyük hareketlerin içine sızmış provokatör grupların sahneye çıkışlarına tanık olacağız. Hani o vurup kıran, yakıp yıkan ve polisle çatışan marjinal gruplar var ya onlar. Sarı Yeleklilerin temel güçleri temkinli ve bir bekleme içindeler. Aklı başında ama sabırsız Sarı Yelekliler ise eylem çağırı yaparken “maskenizi takın, sosyal mesafeyi koruyun ve 10’ar kişilik gruplar halinde gösteri yapın” çağırısında bulunuyorlar. Bir: Virüs salgınını dikkate alıyorlar, iki: hükümetin koyduğu 10 kişiden fazla gruplaşma yasağına uyuyorlar. Tabi, güvenlik güçleri büyük küçük tüm eylemleri dağıtıyor ve başı çekenleri göz altına alıyor.

Ama öfke birikiyor. Fırsatını bulduğu anda patlamaya hazır bir öfke.

MACRON’UN GELECEĞİ BELİRSİZ

Macron 2017 şartlarında, yani geleneksel sistem partilerinin iflas ettiği bir dönemde, ara bir çözüm olarak Fransa’nın başına gelmişti. Küreselleşmenin 2008 finansal krizle birlikte darbe aldığı ve Neoliberalizmin iflas sürecine girdiği bir süreçte neoliberal bir programı uygulamak üzere seçilmesi, konjonktürel açıdan zor bir dönemdi.  

Yine de bu programın bazı maddelerini gerçekleştirdi: Çalışma yasasını daha da esnekleştirme, vergi toplama sisteminde değişiklik gibi. Ama daha ileri gidemedi ve Sarı Yelekliler kayasına çarptı. 

Uluslararası planda da öyle büyük diplomatik başarılar yakalayamadı. Suriye’de, Libya’da ve Doğu Akdeniz’de kaybeden Atlantik cephesine oynadı. Dünyadaki yeni gelişmeleri görmedi, görmezden geldi.

Son salgın sürecindeki başarısızlıkları, kendi partisini de bölünmenin eşiğine getirdi. Sosyal demokrat kökenli 20 milletvekilinin partiden koparak Mecliste ayrı bir grup oluşturma çabasında olduğu konuşuluyor.  

Bütün bu olgular 2022’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Macron’un zorlanacağını gösteriyor. 



YORUMLAR

  • 0 Yorum