Neoliberalizmden kamuculuğa, küreselleşmeden ulus devletlere (3)
Reklam
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

Neoliberalizmden kamuculuğa, küreselleşmeden ulus devletlere (3)

30 Mart 2020 - 16:05

Neoliberalizmden kamuculuğa, küreselleşmeden ulus devletlere (3)

Fransa, sosyal ve ekonomik krizlerle boğuştuğu bir dönemde Koronavirüs salgınına yakalandı. Vaka ve ölü sayısı katlanarak artıyor.

Pazartesi açıklanan rakamlara göre vaka sayısı 20 bine dayandı ve yaşamını yitirenlerin sayısı 860 oldu. Parlamento sağlık alanında olağanüstü hal (OHAL) ilan etti. Sosyal, kültürel ve çalışma hayatı neredeyse tamamen durmuş. Vatandaşın dışarı çıkması sınırlandırılmış. Dışarı çıkan çıkış nedenini gösteren bir belgeyi güvenlik güçlerine göstermek zorunda. Hastaneler yetersiz. Sağlık çalışanları yetersiz malzeme ve çalışma koşullarından dolayı isyanda. Yapılan son açıklamaya göre bu kısıtlamaları 4-5 hafta daha süreceği yönünde.

Fransa bugün yaşanan felaket öncesi sağlık ve sosyal alanda bir felaketin eşiğindeydi.

HEDEFTE HEP SOSYAL GÜVENLİK VARDI

Fransa bugüne 40 yıllık neoliberal yıkım sürecini yaşayarak geldi. İşsizlik, yoksulluk, gelecek korkusu, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, depresyon artık günlük hayatın doğal parçası olmuştu. Cinsiyetlerin birbirine karıştığı ve ahlaksızlığın had safaya ulaştığı bir süreçti bu. Fransa tarihinin en sevilmeyen Cumhurbaşkanı Sarkozy de sosyal haklara ve emeklilik sistemine saldırdı. İşe emeklilik reformu ile başladı; 2010 yılında erken emeklilik yaşı 60’dan 62’ye, tam maaş emeklilik yaşı 65’den 67’ye çıkaran yasayı onayladı.

2012’de Hollande seçimleri Sarkozy karşıtlığıyla kazandı. Hollande’ın da hedefinde kazanılmış sosyal haklar vardı. Adını Çalışma Bakanı Myriam El Khomri’den alan yasa tasarısı, iş piyasasını esnekleştirmeyi, çalışma süresini uzatmayı, işten çıkarmayı kolaylaştırmayı, iş mahkemesi, sosyal ve sendikal hakları patronların lehine yeniden düzenlemeyi hedefliyordu. Tasarıya Fransızlar “Gece Ayakta” eylemleriyle karşı koydu.

Sarkozy ve Hollande’ın temsil ettiği geleneksel partiler halkın tepkisini kazanıyor ve kan kaybediyorlardı. Artık bu neoliberal Atlantikçilerin dönemi kapanmaktaydı. Miadını dolduran bu liderlerin yerine, neoliberal Emmanuel Macron getirilmeliydi. Öyle de oldu.

MACRON’UN PROGRAMI DA NEOLİBERAL

Macron’un seçildiğinin ertesi günü 8 Mayıs 2017 tarihli Aydınlık gazetesindeki köşemde özetle şu belirlemede bulunmuştum: “Fransa’da yeni bir dönem başlayacak. Avrupa’da yükselen milliyetçilik ile çözülen küreselleşme arasında kavganın fitili Fransa’da ateşlenmiştir. Macron Fransa’yı yönetemeyecektir. Atlantik gemisinin su almaya başladığı Batı’nın küreselleşmeci politikalarının iflas ettiği bir dönemde Macron’un neoliberal politikalarının başarı şansı yoktu.” Ve iki yılını doldurmadan Sarı Yelekliler hareketi başladı.

Sarı Yelekliler hareketinin başlamasında öne çıkan akaryakıta yapılan zamdı ama aynı zamanda Sosyal Sigortalar Yasası’nda yapılan değişiklikle ambulansların kullanılmasının sınırlandırılması isteniyordu. Daha sonra talepler genişletildi: Asgari ücretin ve emekli aylıklarının yükseltilmesi, yeni ek vergilerin kaldırılması, esnaf ve zanaatkârların sosyal prim ödemelerinde indirime gidilmesi, lojman yardımının artırılması, servet vergisinin konulması, Fransa sanayisinin muhafaza edilmesi, üretimin ülke dışına kaydırılmasına son verilmesi, gaz ve elektrik şirketlerinin kamulaştırılması, büyük şirketler için vergi indiriminin kaldırılması, küçük yerleşimlerdeki demiryolu hatlarının, postane şubelerinin ve ilkokul ve anaokullarının kapatılmasına son verilmesi, Emeklilik yaşının 60 olması gibi. 70 hafta her Cumartesi sokağa çıkıldı bu talepler haykırıldı. Ardından Emeklilik Reformuna karşı mücadele başladı.

ÇÖZÜM KAMUCU, DEVLETÇİ SİSTEMDE

Sistemin çivisi çıkmıştı. Macron’un neoliberal politikalarla ülkeyi yönetmesi olanaksızdı. Koronavirüs salgını böyle bir dönemde yakaladı Fransa’yı. Virüs; kral çıplak demişti. Sosyal güvenliğin dibe vurduğu, sağlık hizmetlerinin metaya dönüştüğü, alt yapı ve malzeme yetersizliği salgın karşısında Fransız yöneticilerini çaresiz bırakmıştı. Aslında çöken neoliberal sistemin kendisiydi.

Çareyi Çin gösterdi. Bilimsel Sosyalizmi rehber edinmiş Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetimindeki Çin halkı, disiplinli ve olağanüstü bir çabayla, devletin tüm olanaklarını harekete geçirerek bu salgının üstesinden gelmiştir. Bununla kalmamış enternasyonal bir dayanışma göstererek İtalya’nın, Fransa’nın yardımına koşuyor; koruyucu maskeler, cerrahi maskeler, koruyucu giysiler, tıbbi eldivenler ve solunum cihazları veriyor.

Atlantik güçleri; başta ABD olmak üzere AB ülkeleri kendi arasında bir dayanışma gösteremedi. AB rüyası bitti. Avrupa ülkeleri kriz sonrası, Atlantik ile Avrasya arasında bir tercih yapmanın kavşağına gelmiş olacaklardır. Şimdi evlerine kapanan Fransızlar zaten memnun olmadıkları bu sistemi yeniden değerlendirmek için fırsatları ve zamanları var. Öncelik bu salgını az kayıpla atlatmak. Sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Kaynak: Ali Rıza Taşdelen, Paris Komünü’nden Sarı Yeleklilere Fransız Sosyal Demokrasisi, Kaynak Yayınları, Şubat 2020.

YORUMLAR

  • 0 Yorum