Neoliberalizmden kamuculuğa, küreselleşmeden ulus devletlere (2)
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

Neoliberalizmden kamuculuğa, küreselleşmeden ulus devletlere (2)

25 Mart 2020 - 18:56

Neoliberalizmden kamuculuğa, küreselleşmeden ulus devletlere (2)

Avrupa’da küresel neoliberal saldırıdan en çok etkilenen sosyal güvenlik kurumları olmuştu. Brüksel bunu üye ülkelere dayatıyordu.

En çok insan sağlığına Avrupa’da önem verildiği yaygarası bir yanılsamaydı. İnsan hakları ve demokrasi palavraları da öyle.

Ekmeği ve insanca yaşama talepleri için direnen Sarı Yeleklilere, emeklilik haklarına sahip çıkan göstericilere güvenlik güçlerinin nasıl vahşice saldırdığını bütün dünya televizyon ekranlarından izledi.

Sağlık konusu da son yaşanan Koronavirüs salgınına karşı nasıl hazırlıksız olduklarını gördük. Doktoruna, sağlık çalışanına, halkın güvenliğini sağlayan polise jandarmaya basit bir korunma aracı olan maske sağlanamaması, Fransız sağlık sisteminin durumunu gözler önüne seriyor. 600 Doktor ve sağlık çalışanının oluşturduğu platform yeterli korunma araçları sağlanmadığı ve salgın krizinin yönetiminde devletin yalan söylediği için Başbakan Édouard Philippe ve önceki Sağlık Bakanı Agnès Buzyn hakkında dava açtılar.

Bu durum Fransız halkına pahalıya mal oluyor. Söz konusu olan canları. Dünkü rakamlar Fransa’nın İtalya’da yaşananları izleyeceğini gösteriyor. Fransa Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Jerome Salomon yaptığı açıklamada son 24 saatte vaka sayısı 1559 artarak 16 018, ölü sayısı da 112 artarak 674’e yükseldi. 1746 kişinin de yoğun bakımda olduğu ifade edildi. İtalya’da ise ölenlerin sayısı 5476 oldu.

Son 30 yılda Fransa’da gerçekleşen eylemlerde öne çıkan sorunların ancak güçlü bir sosyal devletin kamucu politikalarıyla çözülebileceği gerçeğini ortaya çıkardı. Peki bugüne nasıl gelindi? 

NEOLİBERALİZMİN USLU ÇOCUĞU SOSYAL DEMOKRAT MİTTERRAND

80’lerin başında dünyada yeni bir neoliberal rüzgâr esmeye başlamıştı. Başını ABD Başkanı Reagan’ın çektiği bu akım, Avrupa’da İngiltere Başbakanı Thacher ve Almanya Başbakanı Kohl ile yankı bulmuş, ABD’nin küreselleşme politikası adım adım Avrupa’yı sarmaya başlayarak Fransa Cumhurbaşkanı Mitterrand’ı da çekim alanına almıştı. Sosyal Demokrat iktidarlar döneminde, başta Sosyal Sigortalar kurumu olmak üzere kamu giderleri düşürüldü ve yoğun bir özelleştirme furyası yaşandı. İşsizlik ikiye katlandı. Mitterrand’ın cumhurbaşkanlığının iki döneminde on binlerce işçi işten çıkarıldı.

Gelir dağılımı insanlar arasında uçurum yaratmıştı. Kitlelerin içine kapanması, yalnızlaşması ve toplumsal dayanışmanın zayıflamasından sendikalarda payına düşeni almıştı. 1980’de %17,5 olan sendikalaşma oranı 1990’larda %9,8’e kadar düşmüştü. Bu oran 2000’li yıllarda %7’nin altına düşecekti. Avrupa’da en düşük sendikalaşma oranı Fransa’daydı.

Sosyalistler, 10 yıl süren iktidar dönemindeki başarısızlıklarının, verilen sözlerin tutulamamasının, işsizliğin ve yoksulluğun artmasının ve sağcılaşmanın bedelini 1993 seçimlerinde %17 oy kaybederek ödediler. Chirac’ın partisi RPR ve Merkez sağ parti UDF birlikte toplam %81,8 oy alırken, Sosyalist Parti’nin oy oranı %9,88’e düşmüştü. 24 yıl sonra aynı kaderi Sosyal Demokrat François Hollande yaşayacak, 2017 seçimlerinde aday olamayacak, kendi partisinden aday olan Benoit Hamon yüzde 7 oyla birinci turda elenecekti.

CHIRAC, JUPPE VE SARKOZY

Neoliberalizm sağı solu aynı programda buluşturduğu için Chirac’ın cumhurbaşkanlığı, Juppe’nin başbakanlığı döneminde, Sosyal Demokratların başaramadığı “Sosyal Güvenlik Reformu” Juppe’ye nasip olmuştu. Bu reform paketi, 15 yıldır oynanan oyunun finalinden başka bir şey değildi. İşçi sınıfının 150 yıllık kazanımları bu reform paketi ile yok ediliyordu. 6 hafta boyunca milyonlarca kamu çalışanı “Juppe’nin planı geri çekilsin”, “Sigorta kurumu çalışanlarındır; kazanmak için savaştık, korumak için de savaşırız” sloganlarıyla sokağa döküldü, yürüyüşler ve grevler yaparak hükümete korkulu günler yaşattı. Kasım-Aralık 1995’de yaşanan bu eylemler, 68’den bu yana en büyük işçi eylemiydi.

Fransız sosyal güvenlik sistemi 19. yüzyılın son çeyreğinden bugüne kadar işçi sınıfının kanı, canı pahasına, tırnaklarıyla söke söke kazanılmıştı. 4 Ekim 1945 tarihinde, savaştan sonra de Gaulle başkanlığında içinde komünistlerin de bulunduğu geçici hükümet tarafından yasalaştırılmıştı. Yönetimi işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan, finansmanı çalışanların aylıklarından ve patronlardan kesilen primlerle yapılan, tüm sağlık hizmetlerinin parasız olduğu özerk bir kurumdu. Juppe’nin reform paketine göre; doktor ve sağlık personeli azaltılacak, sigortalıya merkezi kontrol sistemine bağlı bir manyetik kart verilecek. Tüm hastaneler ve doktor kabineleri bilgisayar sistemi ile merkezi sisteme bağlanarak, hastalara fazla ilaç yazan uzun süreli istirahat veren doktorlar cezalandırılacaktı. Böylece aynı zamanda tüm sigortalılar ve doktorlar fişlenmiş olacaktı. Emeklilik yaşı yükseltilecekti. 
 

İşte milyonları ayağa kaldıran hükümetin sosyal kazanımlara yaptığı bu saldırıydı. Bu kitlesel karşı koyuştan sonra “Sosyal Güvenlik Reformu” yasası geri çekildi. Hükümet ağır bir yara almıştı. 21 Nisan 1997’de Cumhurbaşkanı Chirac kendi partisinin çoğunlukta olduğu Meclisi fesh ederek seçimlerin yenilenmesi kararı aldı.

(Devam edecek)



YORUMLAR

  • 0 Yorum