Kamuda hasta, özelde müşteri olmak!
Reklam
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

Kamuda hasta, özelde müşteri olmak!

22 Nisan 2020 - 13:36

Kamuda hasta, özelde müşteri olmak!
 

1980 yılında Fransa’da yaşayan ailemin yanına yerleşmiştik. İsviçre İtalya sınırlarının kesiştiği Alp dağlarının eteğinde küçük bir köyde yaşıyordu ailem. Hastalandığımızda gidebileceğimiz en yakın devlet hastanesi 7 km uzaklıkta Sallanches kasabasındaydı.

Sallanches şirin bir kasabaydı, bugün de öyle; etrafı yemyeşil yüksek dağlarla çevrili bir vadi içinde; Avre Vadisi. 30 km daha ileri gittiğinizde ister Alp dağlarının altından Mont Blanc tünelini geçer İtalya’ya ulaşır, isterseniz İsviçre sınırına doğru ilerler kıvrıla kıvrıla dağları tırmandıktan sonra Martigny oradan Montreux’ye doğru gidersiniz.

Bölgenin adı Haute-Savoie. Fransa’nın ünlü kayak merkezlerinin bulunduğu yer. Gerçekten doğa harikası bir bölge. 90’lı yılların başında değerli büyüğüm, 2000’e Doğru dergisinin Ankara Büro Temsilcisi ve yazarlarından Hasan Yalçın, bizim bölgeye bir konferans vermek için gelmişti. Ben de o zaman 2000’e Doğru dergisi Fransa temsilciliğini yapıyorum.

Hasan ağabeyle Alp dağlarının uzantısı bu yüksek kayak merkezlerine çıkmıştık. Amacım bu doğa harikası bölgeyi tanıtmaktı. Ben övdükçe Hasan ağabey dönüp bana “sen Türkiye’yi unutmuşsun. Biz de ne doğa harikası yerler var” demişti. Türkiye’ye döndükten sonra da dergideki köşesinde bunları yazmıştı.

Sözü hastaneye getirecektim, nerelere gitti. Hasan Yalçın ağabeyi saygıyla özlemle anıyorum.

KAMU HİZMETİNDEN ÖZEL ÇIKAR SİSTEMİNE

Sallanches devlet hastanesi 1933 yılında yapılmış ve 1980’e kadar çevre köy ve kasabalarına hizmet vermişti. Bir kez gittiğimi hatırlıyorum. Sonra 1981 yılında yeni modern tertemiz bir hastane hizmete girecekti. 40 yıl sonra bu hastane hizmet vermeye devam ediyor. Ama artık fiziksel olarak dökülmeye başlamış.

80’li yıllardan sonra mantar gibi özel klinikler açılmaya başladı. Küreselleşmenin boy atmaya başladığı yıllar. Bir kamu hizmeti olan sağlık sektörü şirketleşmeye başlıyordu. Hasta müşteriydi. Yıllar içinde devlet hastaneleri de bu anlayışla yönetilmeye başlayacaktı. Kâr eden hastaneler, zarar eden hastaneler şeklinde sınıflandırılıyordu. Kâr etmek için, devlet hastanelerinin yöneticileri büyük şirket CEO’ları gibi davranmak zorundaydı, tasarruf yapmalı, personeli düşürmeli, hastayı hastanede mümkün olduğunca kısa tutmalıydı. Ameliyat olmuş ve en az 3 gün kalması gereken hasta aynı gün taburcu edilmeliydi. Hatta bu kurumlaştırılmış “ambulatoire” denen servisler oluşturulmuştu. Sabah giriyor, ameliyat oluyor narkozun etkisi geçtikten sonra yani uyandıktan sonra evinize gönderiliyorsunuz. Evde yatıp iyileşeceksiniz.

AZALAN YATAK SAYISI VE PERSONEL EKSİĞİ

Özel klinik ve hastane sayısı devlet hastanelerinin sayısını geçmişti. Son 40 yılda 200 bine yakın yatak kaybına uğramıştı Fransa. Bunun 64 bini 2003-2016 yılları arasında olmuştu. 1980’de 1000 kişiye 11 yatak düşerken, bu sayı 2018’de 6 yatağa düşmüştü. Dengesiz bir istihdam politikası izleniyordu. Örneğin 2005-2009 yılları arasında hastanelerde yüzde 11 hasta artışı olurken aynı yıllarda sadece yüzde 4 sağlık personeli istihdam edilmişti.

Yeterli sağlık çalışanı olmadığı için acillerde uzun kuyruklar oluşuyor, koridorlar sıra bekleyen hastaların yatakhanesine dönüşüyordu. 2000’li yıllarda 10 yıl Paris’te yaşadım. Paris’in St. Denis adlı kuzey banliyösünde. Arabı, Siyahı, Türkü yabancıların yoğun yaşadığı bir yer. St. Denis’nin hastanesinin acil servisine gitmişseniz ortalama 2-3 bazen 4 saat sıra beklemek zorunda kalırsınız. İnsan rahatsızlanınca hastaneye gitmek içinden gelmez. O zaman ya özel hastaneyi veya kliniği tercih etmek zorundasınız. Buralarda da “Mutuelle” denen ek özel sigortanız yoksa hele bir de geceyi hastanede yatarak geçirecekseniz altından kalkamazsınız.

Küreselleşmenin neoliberal canavarı saldırmadan önce hasta hastanede hasta muamelesi görüyordu. Hastanede kalması gerektiği kadar kalıyor iyice iyileştikten sonra taburcu ediliyordu. Küçük oğlum 1982’de Fransa’da doğmuştu. Doğum servisleri her açıdan mükemmeldi. Anne normal bir doğumdan sonra 7 gün hastanede kalıyordu. Bugün 3 günde kapı dışarı ediliyorlar. Ne kadar çok kalırsa o kadar hastanenin bütçesine yük olacaktır.

SOSYAL MÜCADELELERİN HEP ÖNÜNDE

Bugün Koronavirüs salgınına karşı ön cephede savaşan ve alkışlanan sağlık personelleri daha düne kadar sorunlarına çare bulunması, taleplerinin yerine getirilmesi için mücadele ederken sokakta polisin copunu yiyorlardı. Sağlık çalışanları Fransa’da yaşanan sosyal hareketler içinde hep ön cephede yer aldılar.

2016’da Sosyal Demokrat Hollande iktidarının “iş yasası reformuna” karşı yapılan “Gece ayakta” eylemlerinde, 2018’de Sarı Yeleklilerle, 2019’da “Emekli reformu”na karşı hep mücadelenin içinde ve önünde oldular. Ve bugün o eli öpülesi dediğimiz sağlık çalışanları, tekrar söylüyorum polis copunun, biber gazının ve tazyikli suyun karşısında da direnmesini bilmişlerdi.

Salgın sonrası, bakalım bu neoliberalizmin şampiyonu partiler, bakanlar, hükümetler, devlet başkanları bir ders çıkaracaklar mı? 

YORUMLAR

  • 0 Yorum