İşleyen süreç ve emperyalizmin hezimeti
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

İşleyen süreç ve emperyalizmin hezimeti

10 Mart 2020 - 18:30

İşleyen süreç ve emperyalizmin hezimeti
 

İdlib krizi çözüldü. Ateşkes sağlandı. Daha da önemlisi ABD ve Fransa’nın pususuna yattığı Türkiye ve Rusya’nın arasının açılması beklentisi boşa çıktı.

2015 yılında Türkiye’nin PKK’yı hendeklere gömmesiyle başlayan süreçte, ABD ve yedeği Fransa Türkiye’yi hedef tahtasına oturtmuştu. 15-16 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirmeye ve Türkiye’yi işgal etmeye yeltenmişlerdi. Türkiye bu süreçte rotasını Avrasya’ya çevirmiş, bölgemizde Rusya ve İran ile inisiyatifi ele geçirerek Suriye, Doğu Akdeniz ve Libya’da Batı’yı oyun dışına sürmüştü.

TÜRK-RUS İTTİFAKININ KARŞISINDAKİ FRANSA

Türkiye Suriye’nin kuzeyinde Barış Pınarı Harekatı’nı başlatınca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Türkiye’nin karşısında konumlanmış, ABD ile birlikte müttefikleri olan YPG/PKK terör örgütünü savunmuştu. Fransa medyası Türkiye’yi Suriye’de “Kürtleri katleden” işgalci bir ülke olarak ilan etmişlerdi.

Türkiye’nin Libya ile İmzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması Başta Fransa ve ABD olmak üzere Atlantik cephesinde panik yaşatmıştı. Macron, “Türkiye, Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesindeki yasadışı faaliyetine son vermeli.” diyerek, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’yle dayanışma içinde olduklarını açıklamıştı. Güney Kıbrıs’ta askeri üs kurma, askerlerini eğitme ve silah satımı ile ilgili aralarında birçok anlaşmalar imzalamışlardı.

Türkiye’nin, Libya’nın Başkenti Trablus ve doğusundaki Misrata kentine hakim ve Birleşmiş Milletler’in tanıdığı meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Saraç’ı desteklemesi ve Libya krizinde Rusya ile iş birliği yapması yine bu şer cephesini şaşkına çevirmişti. Macron şaşkın ördek gibi; Yunanistan ile kol kola giriyor, Dışişleri Bakanı Le Drian’ı Mısıra gönderiyor, savaş gemisini Doğu Akdeniz’e doğru yola çıkarıyordu.

Suriye’de, Doğu Akdeniz’de ve Libya’da cepheler netti; bir tarafta ABD ve İsrail’in başını çektiği Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan gibi Atlantik cephesinden arta kalan ülkeler, diğer tarafta Türkiye ve Rusya elbette İran ve doğal olarak Asya’nın derinliklerine Çin’e kadar uzanan Avrasya cephesi.

FRANSA İDLİB’DE TÜRKİYE DOSTU MU?

İdlib ‘den yüreğimizi yakan şehit haberleri geliyordu. Türkiye’nin kanlı bir tuzağa çekildiği gün gibi ortadaydı.

Pusuya yatmış, Türkiye’nin tuzağa düşmesi için ateşe benzin döken ABD, Başkan Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’i Türkiye’ye göndermişti. Jeffrey, Ankara’da “üzgün!” ve ağzından gönüllerimize hitap eden! O Türkçe kelimeler dökülüyordu: “Bugün İdlib’de şehidimiz var, başınız sağ olsun”. Sanki Irak’ta bir milyondan fazla Müslümanı kendileri katletmemiş, sanki PKK/YPG’ye binlerce TIR silahı kendileri vermemiş ve sanki Suriye’yi kan gölüne çeviren kendileri değilmiş gibi utanmadan ağzına şehitlerimizi alıyordu.

Ya Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a ne demeli? Irak’tan Libya’ya kadar yaşanan her gelişmede Türkiye’nin Karşısında yer alan Fransa birdenbire İdlib’de Türkiye’nin yanında yer alıyordu. Macron, “İdlib bölgesinde Türk ordusuna yönelik yapılan saldırıyı kınadığını ve Türkiye ile tam bir dayanışma içinde olduklarını” söylüyor, İdlib’de Türk askerlerine yönelik saldırıların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a başsağlığı dileklerini iletiyordu. Rusya’ya Suriye’nin kuzeybatısındaki saldırılara derhal son vermesi için çağırıda bulunuyordu.

ABD ve Fransa’nın bu iki yüzlü tavrı o kadar sırttı ve bir o kadarda tuzağın sahiplerini ele verdi ki, emperyalizmin iki yüzlülüğünü bir kez daha görmüş olduk. Ama Türkiye’nin içine girdiği süreç İdlib’de kurulan tuzağı bozdu.

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek her zamanki bilge tutumu ile uyarmıştı: “Tuzak var” diye. Üç gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “İdlib’de Kurgu var” açıklaması, ardından “15 Temmuz Tuzağı” değerlendirmesi geldi. 6 Mart’ta Moskova’da ABD ve kuyruğu Fransa’nın “İdlib tuzağı” bozulmuştu.

Yani, emperyalizm hezimete uğrarken, 2015’te başlayan Vatan Savaşı ve Avrasya’ya yönelme süreci işlemeye devam ediyor.  

YORUMLAR

  • 0 Yorum