Fransa, Avrupa ve nükleer caydırıcılık
Reklam
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

Fransa, Avrupa ve nükleer caydırıcılık

18 Şubat 2020 - 17:58

Fransa, Avrupa ve nükleer caydırıcılık

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, gündem olma ve gündemi belirlemede becerikli bir lider. Hele bir de Avrupa’nın liderliğine soyunmuşsa! Dünyanın dikkatlerini üzerine çeken açıklamalarını hatırlayalım: geçen yaz, “Batı’nın dünya üzerindeki hegemonyasının sonunun geldiği” açıklaması ve geçen sonbahar, “NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiği” açıklaması dünya kamuoyunu epey meşgul etmişti.

Akıllarda kalan diğer bir çıkışı da ABD ve Çin’e karşı Avrupa’nın kendi “savunma gücünü” yani bir “Avrupa Ordusu”nun kurulmasını savunmasıydı. Rusya’yı Avrupa’nın bir parçası olarak gördüğü için daha çok Çin’i hedef alan stratejileri savunuyor. 

EGEMENLİK VE NÜKLEER SİLAHLAR

Hafta sonu gerçekleşen Münih Güvenlik Konferansı’ndan bir hafta önce, Macron, Paris’teki askeri okulda ülkesinin savunma, güvenlik ve nükleer silahlanma konularında izleyeceği stratejiyi açıklayan bir konuşması yaptı. Ana teması Fransa’nın ve Avrupa’nın egemenliği olan konuşmasında, nükleer silahlara sahip olmanın ve nükleer caydırıcılığın önemine dikkat çekti. Fransa; Rusya ve ABD’den sonra dünyanın en büyük üçüncü nükleer gücü elinde bulunduruyor. Macron yaptığı açıklamada, 300 civarında nükleer başlığa sahip olduklarını söyledi. 

Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’ndan (INF) ABD’nin çekilmesi ve anlaşmanın geçerliliğini yitirmesi, Avrupa’da endişelere yol açmıştı. Bu konuda endişelerini dile getiren Macron, Avrupalılar arasında bir strateji kültürünün geliştirilmesinin zorunlu olduğunu belirterek, nükleer silahlanmanın kontrolü için ortak bir Avrupa inisiyatifinin şart olduğunu, aksi takdirde, korunmaya yönelik hukuki bir çerçeve olmadığı için, Avrupa’nın gelecekte kendi toprakları üzerinde bir nükleer silahlanma yarışının yaşanabileceğini ifade ediyor.

Avrupalılara, demokrasi ve hukukun ancak zora ve güce dayanarak korunabileceğini hatırlatan Macron “Avrupalılar kendilerini birlikte koruyabilmelidir. Gerektiğinde tek başına karar verebilmeli ve hareket edebilmelidirler. Tarihin onlara öğrettiklerini asla unutmadan bunu yapmalılar; zora dayanmayan demokrasi ve hukuk uzun sürmez”.

AVRUPA’YA FRANSIZ NÜKLEER ŞEMSİYESİ HAYALİ

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla, Fransa’nın AB’de nükleer silaha sahip tek ülke olduğunu hatırlatan Macron, “ Bu bile Avrupa’nın güvenliğini güçlendirmiştir” dedi. “İsterlerse Avrupalı ortaklarımızı nükleer programımız konusunda bilgilendirebiliriz” diyen Macron, “bu silahların paylaşımına yanaşmayacaklarının” da altını çiziyor. Yani, nükleer güç bende, isterseniz sizi de koruruz diyerek bir taraftan da en büyük benim mesajını veriyor. Macron bu düşüncelerini Münih’te de tekrarladı. Özellikle Almanya’nın tutumunu belirlemesini istiyordu. 

Almanya ise Macron’un bu çıkışından rahatsız ve aynı dili kullanmıyor. Almanya Fransa’nın aksine Avrupa’nın nükleer silahlardan arındırılmasını savunuyor. Polonya, İskandinav ve Baltık ülkelerinin ABD nükleer şemsiyesi altında olmayı tercih etmesi, Macron’un Avrupa’yı Fransız nükleer şemsiyesi altında görmek istemesinin bir hayalden öte gitmediğini gösteriyor. 

AVRUPA GÜVENLİĞİNİN İKİ TEMEL DİREĞİ

Çıkar çelişkileri yaşamakla birlikte ABD’ye karşı net tavır alamayan Macron, “Uzun vadede Avrupa’nın güvenliğinin ABD ile güçlü bir müttefiklik kurmaktan geçtiğini” vurgulayarak, “Fransa’nın güvenliğinin aynı zamanda bağımsız eylem kapasitesinin artmasından geçtiğini” söylüyor. Ne yardan vazgeçiyor ne de serden! “NATO içinde var olan -olmasını istediği- savunmasını güçlendirmiş bir Avrupa (Savunma Avrupa’sı) gerçeğini kabul edelim (...) NATO ve Savunma Avrupa’sı, Avrupa’nın güvenliğinin iki temel direğidir. Bunu kabul edelim! “ diyor. 

NATO konusunda, Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier’in Macron ile aynı çizgide olduğunu görüyoruz. Steinmeier, Münih Güvenlik Konferansı’ndan bir gün önce NATO’ya ilişkin şu açıklamayı yapmıştı: “alanda Avrupa Birliği’ni güçlendirmek yeterli değil, transatlantik bağlantıya da yatırım yapmaya devam etmeliyiz.”

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum