Dengeleri değiştiren Rusya ve Türkiye ittifakı
Reklam
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

Dengeleri değiştiren Rusya ve Türkiye ittifakı

20 Ocak 2020 - 21:05

Dengeleri değiştiren Rusya ve Türkiye ittifakı

Suriye ve Libya’da 9 yıldır yaşanan kanlı senaryonun sahibi ABD ve başrol oyuncusu Fransa, Rusya ve Türkiye’nin işbirliğiyle oyun dışı kalmanın sancısını yaşıyor.

Rusya’nın Suriye’de 2015 yılından itibaren oyuna dahil olması, Türkiye ve İran ile birlikte başlatılan Astana süreci ve Soçi mutabakatı ve bu sürece paralel olarak Türkiye’nin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatı ile Amerikan-İsrail koridorunu yarması sonucu ABD’nin “İkinci İsrail” projesinin tarihin çöp tenekesine atılması, Atlantik cephesini altüst etmişti.

Başını ABD’nin çektiği ve Fransa’nın tetikçi rolünü üstlendiği bu kanlı şer cephesi şimdi Libya’da sözüm ona barış için çaba harcıyorlar!

LİBYA’YI BÖLEN ATLANTİK CEPHESİ

2011 yılı başında, ABD’nin koçbaşı rolünü üstlenen Sarkozy’nin Fransa’sı Muammer Kaddafi’ye karşı kışkırttıkları Abdülhekim Belhac isimli El Kaide yönetimindeki terörist gruba roket atar, makinalı tüfek ve ağır namlulu silahlara donattığını Le Figaro gazetesi ortaya çıkarmıştı. 19 Mart 2011’de Sarkozy Libya’ya saldırı emrini vermiş ve NATO işgalini başlatmıştı. Daha sonra Fransız özel kuvvetleri, destekledikleri teröristlerle birlikte vahşice Kaddafi’yi katletmişlerdi. Kaddafi’nin öldürülmesiyle birlikte Sarkozy, Libya’da “demokratik bir yeni dönemin başladığını” söylemişti.

O gün bugün Libya kanlı bir iç savaşı yaşıyor. 2014 yılından bu yana da ikiye bölünmüş durumda. Bir tarafta Libya’nın doğusunda Bingazi ve Tomruk kentlerine hakim, gayrimeşru güçlerin lideri Halife Hafter diğer tarafta Başkent Trablus ve doğusundaki Misrata kentine hakim ve Birleşmiş Milletler’in tanıdığı meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Sarrac.

BİRLEŞTİREN TÜRK RUS İŞBİRLİĞİ

Suriye’de olduğu gibi Doğu Akdeniz ve Libya’da başını ABD ve İsrail’in çektiği Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Mısır’ın desteklediği Hafter güçlerine karşı Rusya ile Türkiye’nin ağırlığını koyması Atlantik güçlerini oyun dışına itti. Rusya ve Türkiye iş birliği, oyun kuran ve kriz çözen bir konuma gelirken, Batı olayların arkasından sürüklenen bir pozisyona düştü.

Suriye’de olduğu gibi Libya’da da olaylara “doğrudan müdahil olmayan” Almanya, Berlin Zirvesi için inisiyatif aldı. İtalya’nın da “Rusya-Türkiye-İtalya üçlü mekanizma” önerisiyle Brüksel’den farklı bir çizgi izlemesi AB’de işlerin epey karışık olduğunu gösteriyor.

AB’NİN PAÇASI TUTUŞTU

Avrupa Birliği (AB) Türkiye ve Rusya’nın çaba ve çağırısıyla başlayan ateşkes sürecinde nasıl yer alırız diye hesap yapıyor. Geçen hafta Brüksel’de toplanan Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları Konseyi, Libya konusunu görüştü. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell: “Türkiye ve Rusya Suriye’de askeri bir çözümü dayatarak, Doğu Akdeniz’de dengeleri değiştirdiler. Aynı durumun Libya’da gerçekleşmesini kabul edemeyiz” diye açıklamada bulundu. Borrell, “İtalya’nın karşısında, Libya kıyılarında Rus ve Türk askeri üslerinden oluşan bir kordonun varlığından kimse memnun olmayacaktır” dedi.

Görülüyor ki AB, Rus-Türk iş birliğinden rahatsız. Birlik, Libya ile ilgili ortak bir politika oluşturma çabasında. Berlin’de çıkacak sonuçları görüşmek üzere bugün dışişleri bakanları Brüksel’de tekrar bir araya gelecek.

11 Ocak Cuma günü Alman Der Spiegel dergisine açıklamada bulunan Borrell, “Pazar günü (Berlin’de düzenlenen uluslararası konferansta) Libya’da ateşkes kararı alınırsa, AB bu ateşkesi, muhtemelen askerlerle birlikte uygulamaya ve izlemeye yardımcı olmaya hazır olmalı” diyor. Fakat, 14 Ocak Salı günü, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada “AB’de bu ateşkesin ve silah ambargosunun uygulanmasına katkımız konusunda bir tartışma yapmamız gerekecek ve açıkçası bunu kimin yapacağını bilmiyorum.” diyerek AB’nin çaresizliğini de ortaya koyuyor.

ERDOĞAN’IN AB’YE ÇAĞRISI

Cumhurbaşkanı Erdoğan Berlin Zirvesi öncesi Politico dergisine yazdığı “Libya’da Barışa Giden Yol Türkiye’den Geçiyor” başlıklı yazısında: “Avrupa’nın Libya’ya askeri destek verme hususunda daha az istekli olabileceğini düşünürsek, zaten askeri destek sözü vermiş bulunan Türkiye’yle iş birliği yapmak en açık seçenektir.” diyerek AB’ye bir çağırıda bulunuyor.

Nereden nereye? AB’nin peşine takıldığımız o cinnet günlerinin geride kalması ne kadar sevindirici.

YORUMLAR

  • 0 Yorum