Batı'da kara propaganda pandemisi
Reklam
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

Batı'da kara propaganda pandemisi

04 Haziran 2020 - 19:58

Batı’da kara propaganda pandemisi

Koronavirüs salgını karşısında ezilen, yenik düşen ve on binlerce vatandaşının ölümüne neden olan Batı’nın neoliberal sisteminin liderleri salgın karşısındaki çaresizliklerini örtmek için Çin’i günah keçisi ilan ettiler.

Başını ABD Başkanı Trump’ın çektiği, Çin karşıtı koroya Fransa ve İngiltere de katıldı. Trump, Macron ve Johnson üçlüsü başta yazılı ve görsel basın olmak üzere Çin’e karşı psikolojik savaş makinasını haftanın 7 günü ve 24 saat çalıştırmaya başladılar. 

Virüs en çok “zengin” Batı ülkelerini vurdu. Dünyadaki toplam ölümlerin (235 bin) yüzde 87’si (203 000) ABD ve Avrupa’da. Yüzde 8’i (18 700) Asya’da, yüzde 4,8’i (11 180) Latin Amerika ve yüzde 0,7’si (1 638) Afrika’da yaşandı.

Bu sonuçların nedenleri iki aydır dünyada tartışılıyor. ABD’nin dünyaya dayattığı küreselleşme denen sermayenin sihirli anahtarı, ulus devletlerin kamucu yapılarını darmadağın eden, güvenlik ve yargının dışında neredeyse her şeyi özelleştiren, güvenlik ve yargıyı da bu neoliberal saldırının başarısının emrine veren sistemin virüs karşısında, özellikle sağlık alanında kelimenin tam anlamıyla çöktü. 200 binin üzerinde insanının ölümüne neden olan işte bu çürüyen sistemdi.

BATI GÜNAH KEÇİSİ ARIYOR

Vatandaşları karşısında ezilip büzülen Batılı liderler sorumluluğu üzerinden atmak için Çin’i günah keçisi ilan ettiler. Çin’e saldırırken, Rusya’yı da yanına koymayı ihmal etmediler. Salgından önce başlayan Atlantik-Avrasya saflaşmasının bir yansımasıydı bu aynı zamanda. Çöken Atlantik uygarlığının karşısında yükselen Avrasya’nın bu salgınla birlikte bir kez daha teyit edilmesiydi. 

Batı’da Çin’e karşı başlatılan kampanya “Batı ile Çin arasında bilgi savaşı” şeklinde değerlendirildi. Çin’e karşı bir “savaş” başlatılmıştı ama Batı açısından bu bir “bilgi savaşı” değildi. Batı basını bilgiye değil yalana ve kara propagandaya dayalı bir psikolojik hareket yürütüyordu. 

Atlantik’in karanlık dünyasından, Asya’nın aydınlık dünyasına hızla ilerleyen insanlık, virüsle birlikte Batı’nın nasıl çaresiz kaldığına tanıklık etti. Başı her sıkıştığında veya haksız bir saldırıya hazırlandığında, kara propagandayla kendi insanını kandırmaya, kamuoyunu manipüle etmeye yönelik psikolojik bir hareket başlatmıştı Batı (Irak’ta Saddam’a, Libya’da Kaddafi’ye, Suriye’de Esat’a karşı olduğu gibi).

BAŞI ABD ÇEKİYOR

Önce Batılı liderlerin açıklamaları geldi: Trump’ın “Çin virüsü”, “Vuhan virüsü”, “şeffaf olmadılar, bizden bilgi sakladılar”, “Virüsün, Çin'de bir laboratuvarda üretildiğine ilişkin elimde kanıt var”, “Çin bunun bedelini ödemelidir” gibi yalanlara sarılmış ve kışkırtmalar yapmıştır. 

Avrupa’da ise Fransa Cumhurbaşkanı Macron Çin’e karşı şüphe ve kara propagandanın başını çekiyor: “Çin yetkilileri tarafından salgının yönetiminde bizim bilmediğimiz gri alanlar var” diyen Macron, 15 Nisan’da yaptığı açıklamada: “Salgına karşı Çin’in mücadelesinin bizden daha iyi olduğu saflığına kapılmayalım. Bunu bilmiyoruz. Açıkçası bilmediğimiz şeyler oldu” ifadelerini kullanmıştı.

Aynı tarihlerde İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Çin’e “virüsün nasıl ortaya çıktığı ve çok daha önce durdurulma ihtimali olup olmadığına dair zor sorular sormamız gerekecek." açıklamasında bulunmuştu.

KOÇ BAŞI ROLÜ BASININ

Bu açıklamaların ardından, Batı basını Çin’e karşı saldırıya geçti. Amerikan, İngiliz hatta Alman Basını. Fransız basınında atılan başlıklara bir göz atmak yeterli: “Koronavirüs: Çin’in tekno-diktatörlüğü ya da Batı’nın liberal demokrasisi”, “Koronavirüs, Batı’nın Çin’e bağımlılığından kurtulması için bir fırsattır”, “Çin bir bilgi savaşı yürütüyor” (Le Figaro). “Çin ile Dünya Sağlık Örgütü arasında tehlikeli ilişki” (Le Monde).

Batı başkentlerindeki Çin büyükelçileri gazetelere tekzip gönderme ve açıklama yapmak için epey bir mesai harcadılar. Örneğin: Paris’te Le Figaro’ya karşı, Berlin’de Bild gazetesine karşı. Bild'in “koronavirüs pandemisinin etkisi nedeniyle Pekin'in Berlin'e 149 milyar euro ödemesi gerektiği” iddiasında bulundu. Bild Genel Yayın Yönetmeni Julian Reichelt’in Twitter hesabından Çin Devlet Başkanı Xİ Jinping’e hitaben bir video yayınlayarak, “Gözetleme rejimiyle yönetiyorsunuz. Her şeyi, her vatandaşı gözetliyorsunuz, ama ülkenizdeki yaban hayvan pazarlarını gözetlemeyi reddediyorsunuz. Sizi eleştiren her gazete ve haber sitesini kapattınız, ama yarasa çorbası satılan tezgahlara dokunmadınız” İfadeleriyle adeta saldırdı. 

Bir zamanlar benim de öğrencisi olduğum Paris Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (İris) internet sayfasından yayımladığı bir analizde Çin’in “Dünyayı trolleyerek sorumluluktan kaçmaya çalıştığını” yazıyordu. 

Batı; liderleriyle, basınıyla, düşünce kuruşlarıyla, enstitüleriyle ve istihbarat örgütleriyle Çin’e karşı top yekûn bir saldırıya geçmiş.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum