2020 yılına girerken Fransa
Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

Ali Rıza TAŞDELEN / PARİS

DÜNYA

2020 yılına girerken Fransa

30 Aralık 2019 - 21:19

2020 yılına girerken Fransa

Fransa 2019 yılına tarihinin en uzun soluklu ve kitlesel bir halk hareketiyle girmişti. Bu kez de 2020 yılına, hükümetin emeklilik reformuna karşı 25 gündür süren kitlesel bir genel grevle giriyor.

2019 yılında Sarı Yeleklilerin ve emeklilik reformuna karşı çıkanların gösteri ve eylemlerine sahne olan Fransa, bir de Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yaşanan milliyetçi dalgayla sarsılmıştı. Tabi sarsılan halk kesimleri değil, neoliberal sistemin kendisi oldu.

Bütün bu sıkıntılardan kurtulmanın yolunu arayan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, içinde bulundukları Atlantik kampıyla Avrasya arasında zikzaklar çizerek Fransa için yeni bir yol haritası çizmenin çabası içine girdi. ABD ile ilişkilerinde gerginlikler yaşarken, Rusya’ya bakışını değiştirmeyi hedefledi ama Çin konusundaki endişelerini sürdürdü.

EYLEMLERLE SARSILAN BİR FRANSA

Son 40 yıldır küreselleşmenin dayattığı, sağ muhafazakar ve sosyal demokrat hükümetler tarafından uygulanan neoliberal politikaların sonucu, içine düştüğü ekonomik ve sosyal krizlerden kurtulmanın sancılarını yaşayan Fransa’da bu yıl da sular durulmadı.

Borç batağındaki Fransa’nın borcu Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya oranı yüzde 100’lere, işsizlik yüzde 10’lara dayanmış durumda. Sosyal Sigortalar Kurumu, İşsizlik ve Emeklilik Kurumlarının milyarlarca tutarındaki açıklarının bir türlü kapatılamaması, sosyal refahın sürekli düşmesine neden olmuştur. Üç milyon işsizin yanında on milyon insan yoksulluk sınırı altında yaşam mücadelesi vermektedir.

Krizden çıkmak için kemer sıkma paketleriyle, reformlarıyla, kurumsal vergi ve sosyal primlerin yükseltilmesiyle yükü İşçi, memur, emekli, çiftçi, küçük esnaf ve zanaatkarlar yani çalışan üreten kesimlere yüklediler.

İşsizlik ve yoksulluğun yol açtığı psikolojik bunalım, intihar, ailelerin parçalanması (boşanma), suç işleme oranlarının yükselmesi, cezaevlerinin dolup taşması, ırkçılığın güçlenmesi ve gelişen yabancı düşmanlığı, kapitalist ülkelerdeki sosyal krizin boyutlarını bize göstermektedir.

MİLLİYETÇİLİĞİN YÜKSELDİĞİ FRANSA

Neoliberal küresel saldırı sadece geniş halk kitlelerinin ekmeğini küçültmedi; ulus devletin temellerini dinamitledi, ulusal egemenlik, ulusal dil ve kültür, ulusal kimlik aşındırıldı. Dolayısıyla bu süreç milliyetçiliği tetikledi. Fransa’da olduğu gibi Avrupa’da milliyetçi partilerin ortaya çıkmasına ve büyümesine neden oldu. Ekonomik krizin yükünü çalışan halk kesimlerinin üzerine yıkan sağ ve sol merkez partileri erimeye başlayınca milliyetçi partiler yanında sol uçlarda da partiler güçlenmeye başladılar.

Mayıs 2019 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde milliyetçi oylarda patlama oldu. Marine Le Pen’nin Ulusal Birlik partisi yüzde 23,53 oranla Fransa’nın birinci partisi oldu. Cumhurbaşkanı Macron’un partisi LREM ise bir puan geride kalmıştı. Adı Sosyalist kendisi sosyal demokrat olan parti artık her seçimde ülkenin beşinci partisi konumundaydı.

BATI HEGEMONYASININ SONU RUSYA VE GÜÇLÜ AVRUPA HAYALİ

Macron’un Ağustos sonunda, Büyükelçiler Konferansı’ndaki konuşmasında “stratejik ve jeopolitik bir yeniden yapılanmanın, yaşandığı dünyada Batı hegemonyasının sonuna gelindiğini (...) Çin, ama aynı zamanda başarılı bir strateji yürüten Rusya gibi yeni güçlerin ortaya çıktığını” söylemesi, bir arayışın ve yeni bir stratejik bakışın ifadesiydi.

Bu yeni bakış açısını şöyle ifade ediyordu Macron: “ABD veya Çin’den yana bir seçim yapma zorunluluğunda değiliz, çok kutupluluktan yanayız, güçlü bir Avrupa oluşturmalıyız, bunu da Rusya olmadan yapamayız” diyordu. Macron’un bu yeni stratejik seçimi, Fransız derin devleti içindeki çatışmaları su yüzüne çıkardı. Öyleki, Macron derin devletin Fransa’nın Rusya yönelimini engellediği açıklamasında bulundu.

Batı kavramı içinde kıta Avrupa’sını ABD’den bağımsızlaştırma, kendi öz savunma gücünü oluşturma (Avrupa Ordusu) konusundaki çıkışları da epey bir ses getirmişti. En son örneğini “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” açıklamasında gördük.

2020 yılında, Fransa’da çalışanlar ve emekliler kazanılmış hakların savunulmasında önemli adımlar atacak gibi görünüyor. Sendikalar 9 Ocak’ta bir günlük genel greve gideceklerini ilan ettiler.

2020, Fransa’nın Atlantik cephesinden uzaklaşarak Asya’ya yönelmesi sürecinin hızlanacağı ve somut adımların atılacağı bir yıl olacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok.

2020, Türkiye için de milletimizin birliğinin pekişeceği ve emperyalizme karşı Vatan Savaşında başarılar kazanacağı bir yıl olması dileğiyle, yeni yılınız kutlu olsun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum