HANGİ ERKEKTİR Kİ İLK KADIN ROL MODEL DENDİĞİNDE, ANNESİ AKLINA GELMESİN


HANGİ ERKEKTİR Kİ İLK KADIN ROL MODEL DENDİĞİNDE, ANNESİ AKLINA GELMESİN
 

Dünyada en değerli varlıklar analarımızdır diye cümleye başlanır, takii işin ucu kadın cümlesine dönene kadar. Kadının anlamı, her şeyden elini eteğini çekmiş arkadan gelen bir toplumla başlamış aslında. Ama kadınlarımız mücadeleci ruhlarını dişlerine katarak bu günlere kadar gelmiş ve şu anda tutuğunu koparamaz diyen birinin alnını karışlayacak kadar dik duruş sergilemektedirler.
Evet, buraya gelene kadar ve veya hala sıkıntı çektiğimiz birçok yer var aslında.

Ben gene de Nerden nereye nasıl geldiğimize bir göz atalım derim.
Türkiye'de kadın hareketleri 3 evreden oluşur.


İlk evresi 1700'lü yıllardan 1. Meşrutiyetin ilan edilmesine kadar ki dönemi kapsar. Bu dönemde kadınlar özellikle ekonomi alanında hareket başlatmışlardır. Gelişen teknolojiyle birlikte kadınlar tekstil alanında yer edinerek önemli bir konuma ulaşmışlardır. Eski terzilere bir göz gezdirin hepsi neredeyse erkek.
Kadın hareketlerinin 2. evresi 1. Meşrutiyetten Cumhuriyet'in ilanına kadar geçen ki dönemdir. Kamusal alanda yer edinen kadınlar yazı yazmayı öğrenmişler, şiir yazmışlar ve resim yapmışlardır.
Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Medeni Kanunu'nu kabul etmesiyle kadın ve erkek eşitliği sağlanmıştır. M. Kemal 1923'de İzmir'de yaptığı konuşmasında kadınlar hakkında “Şuna inanmak lazımdır, Dünya üzerinde gördüğünüz her şey kadının eseridir.” diyerek kadının toplum hayatındaki önemini belirtmiştir.
Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar devam eden kadın hareketinin 3. evresi ise başta siyasal alanda olmak üzere artık her alanda seslerini duyurmayı başarmışlardır. Seçme ve seçilme hakkı kazanan kadınlar, ekonomik alanda da kendi özgürlüklerini ilan etmiş, çeşitli illerde sempozyum ve konferanslar düzenleyerek kadın haklarını tüm dünyaya duyurmuşlardır. Günümüzde kadının aile içindeki yeri ve önemi oldukça fazladır.
Aile, Türk Medeni Kanunu esaslarına göre çağdaş hukuk anlayışına uygun olarak kurulmaktadır. Aile ve toplum hayatında uzlaşmanın sağlanması için kadın ve erkeğin eşit olması şarttır.
Yani dostlar geçmişten günümüze kadın mücadeleci ruhunu elinden hiç bırakmamıştır aslında. Ana olmuş, bacı olmuş, yoldaş olmuş, çatı olmuş, dert tas olmuş, koruyucu olmuş, mutsuz olmuş ama hiç bir zaman dünyaya getirdiği bireyleri koruma içgüdüsünden vazgeçmemiş. Mutsuzluk onu yıldırmamış bire bin katmış ve gerçeklikten hiç uzaklaşmamış.
Hangi erkektir ki ilk kadın rol model dendiğinde, annesi aklına gelmesin. Önce analar akla gelir tüm güzel örneklerde, önce eşler gelir. Doğruluktan ve şeffaflıktan hiç ödün vermeyen kadınlarımız. Ve ben her zaman derim ki; Dünyayı güzelleştiren de çirkinleştiren de analarımızın yetiştirdiği bizleriz. O yüzden ilk önce kadının bir toplumda bel direği olduğunu unutmamalıyız. Güzellikleri beraberinde yasayan ve yasatan kadınlarımızın bize aktardıkları mutlu çocukluklarımızla, çok güzel bir dünya kurabiliriz. Ve unutmayınız ki, Dünyadaki tüm alanlarda kadın imzalarımız, mücadeleci ruhumuzun bir örneği olarak yoluna gururla yürümeye devam edecekti