Kura Neden Müdahale Edilmiyor ?

Kura Neden Müdahale Edilmiyor ?

Kura Neden Müdahale Edilmiyor ?

Kura Neden Müdahale Edilmiyor ?
10 Ağustos 2018 - 14:51

   

Siyasi iktidar isteseydi  döviz kurlarına müdahale ederdi. Merkez bankası faizleri tekrar artırır, Rezerv opsiyonu mekanizması kapasımda döviz imkan oranı üst sınırını daha da düşürebilirdi. Bir miktar döviz satabilirdi. Ayrıca Hükümette istikrar programı hazırlayarak en azından niyetini gösterirdi.

Bankalarda özel kişilere ait 120 milyar dolar civarında döviz tevdiat hesabı var. Kur arttığında birçok insan dövizini bozdururdu. Artık kimse bozdurmuyor. Çünkü güven yok.

Hükümetin niyeti her gün daha iyi anlaşılıyor. Seçim öncesinde cari açık sorununu çözeceklerini söylediler. Öğle görünüyor ki kur artışı ile cari açığı çözeceklerini düşünüyorlar.

Bu günkü iktidar , kur artışı ile ithalatın azalacağını , ihracatın artacağını düşünüyor olabilir. Normal şartlarda bu doğrudur. Ne var ki Türkiye de üretimde yarı yarıya , ihracatta üçte iki oranında ithal girdi kullanılıyor.

Eğer İthalat pahalı gelirse, bu pahalılık işletmeleri  girdi olarak kullandıkları  aramalı ve hammaddenin yurt içinden tedarik etmelerini  zorlar. Bir miktar ikame edilebilir. Ancak yeni yatırım olmayınca bu defa girdi arz eksiği olacak ve fiyatlar artacaktır.

Doğrusu hükümetin bu çözümü bir geçiş süreci içinde yapmasıydı.

Bunun için ithal aramalı ve hammadde sektörlerinde için ithal ikamesi politikası uygulanacaktı. Yatırım teşvikleri birkaç yıl yalnızca bu alanlara verilecekti. Yılda 20 milyar dolardan daha fazla dış ticaret açığı verdiğimiz Çine karşı , incik boncuk, oyuncak, plastik eşya, bavul ithalatı için kota uygulanacaktı. Bizim Çine ihracatımız zaten  yok seviyesindedir. Yerli ve yabancı yatırımlara mülkiyet güvencesi verilecekti. Gerektiğinde devlet te bu alanda geçici üretime girecekti.

Hükümetin yüksek kurdan ikinci beklentisi içerde ücretleri döviz cinsinden düşürmek olabilir. Söz gelimi brüt asgari ücret dünkü kurdan 376.75 dolara geriledi. ABD ve Avrupa da bunun on ve beş katıdır. Bu şartlarda ucuz işçi nedeniyle doğrudan yabancı yatırım sermayesi ve bazı  markalar , üretimi Türkiye de yapmayı tercih edebilir. Çin’de büyümeye böyle başlamıştı.

Bu noktada  yabancı yatırım sermayesi önce  demokrasi , Hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokratik özgürlüklere bakar.

Netice olarak eğer kur artışından beklenti bu yönde ise , maalesef hem bu öngörüler gerçekleşmez , hem de kur artışının bozucu etkileri uzun dönemli bir durgunluk yaratır.

İthalat maliyetleri enflasyonu bir süre artırmaya devam eder.

İthal girdi  maliyetleri artığı için , üretimde daralma olur. Büyüme düşer . İşsizlik artar.

Daha önemlisi dış borlarda temerrüde düşme riski artar.

Geçmiş krizlerde de kur artışı olmuştu. Söz gelimi 1994 krizinde yılbaşında dolar kuru 14.538 iken , yıl sonunda 38.418 olmuştu. O yıllarda dış borç stokunun Milli gelire oranı düşük , yüzde 25 düzeyinde idi. Yine de 1994 krizi ekonomiye  yüksek maliyetler getirdi.

Türkiye artık dış borçlarını daha yüksek faizle çevirebiliyor. Kredi risk swapı (CDS ) dün sabah 364.61 baz puana çıkmıştı. Tabeladaki en yüksek risk primi idi. Bu baz puan  Bizim gibi riskli ülkelere göre  100 – 150 puan daha fazladır.

Raiting kuruluşları  da bu uluslar arası tabelalara bakar. Şu anda Türkiye’nin raiting notu ‘’ yatırım yapılamaz -Spekilatif ‘’ düzeydedir. Eğer bir iki kademe düşerse , ‘’ yüksek risk ‘’ düzeyine iner.

Bu şartlarda Türkiye dış borçlarını çeviremez.

Sonuç  : İktisat politikaları iki tarafı kesen bıçak gibidir. Ters tarafının ne kadar kestiğini iyi hesaplamak gerekir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Not darbesi gelmeden sıcak para eridi gitti
Not darbesi gelmeden sıcak para eridi gitti
Merkez Bankası: Anlaşma Türk Lirası ve Katar Riyali cinsinden imzalandı
Merkez Bankası: Anlaşma Türk Lirası ve Katar Riyali cinsinden...