http://www.google.com/analytics/
Bugun...
Bolkar Dağı Çığlığı (İç gezi)


Dursun ÖZDEN YOLERİ
dursunozden@ekonomidunya.com
 
 

Bolkar Dağı Çığlığı (İç gezi)

Bolkar Dağları, Akdeniz ile İç Anadolu arasında aşılması üç bir engel ya da doğal güvenlik kuşağı gibi uzanan bir dağ silsilesi olmakta birlikte, Orta Torosların sevdalı bir gözdesidir. “Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Anadolu”nun dağlarına kazılı , zamanımızdan 5 bin yıl eskilere uzanan, dünyada ilk “Maden Arama Ruhsatı” ve altın işletmeciliğinin de merkezidir Bolkar Dağları…

Kimi zaman motosiklet gezisi, kimi zaman yamaç paraşütü, kimi zaman kar sörfü, kimi zaman da yürüyüş yapmak (trekking) isteyenler için elverişlidir Bolkar Dağları… Aslında Karacaoğlan’ın Bulgar Dağları diye şiirinde seslendiği bu doğa daha sonraları Bolkar ismi verilmiş.

Aslı Bulgar Dağları’mıydı? Bilmiyorum ama anlamına bakarsak doğrusu, Bolkar (Bol kar ama engelsiz olan) demek doğru olur. Adana ve Mersin’den gelip Aksaray, Konya ve Niğde yolundan geçenler bilirler, Adana yolunun kenarında nefis bir dağ silsilesi vardır.

Bolkar Dağları bu silsiledir. Konya, Niğde, Kayseri, Kahraman Marai, Adana ve Mersin illerine yayılmış en yüksek nokta 3583 m olan Medetsiz Tepesidir.

Bolkar Dağı’nın kuzeyi Konya ve Niğde, güneyi Adana ve Mersin ili sınırları içinde yerli halk arasında su akımı olarak bilinmektedir.

Bolkar Dağları’nın iki tane önemli incisi var: Birisi Karagöl, diğeri Çinili Göl… Bu göller Bolkar Dağları üzerinde bulunan ve tektonik karstik ve glasio karstik göllerdir. Niğde, Ulukışla Maden ve Darboğaz Köyü’nden dağ yoluna koyulup Orta Torosların doyumsuz manzaraları eşliğinde Karamuklu Pınar’dan su içip yükseklere araçla tırmanmaya başlıyoruz. Yol boyu; Toros sediri, karaçam, köknar ve ardıç ağırlıklı ormanlarla kaplı. Uygun yerlerde fotoğraf çekmek için mola veriyoruz.

2600 metreye kadar araçla tırmanmak mümkün ve yaklaşık 30 dakika alıyor. Aslında Karagöl’e kadar araçla çıkmak mümkün ama çevre kirliliği nedeniyle ben buna karşıyım.

Sonrasında Meydan Yaylasına ulaşıyoruz.

Burası doğayla iç içe ve birkaç gün geçirmek isteyenler için ideal. Burada kamp kurulup, kaynak sularının kenarında Adaçayı, Verem çayı (vikis), kuzu kulağı… gibi çeşitli bitkilerle beslenen keçi koyun etinden yapılan Adanalı Kasabın nefis kebap ve salataları ile piknik yapılır.

Unutmadan burada kampçıların gitar, bağlama, yılkı atları ve keçi koyun sürülerinin de katılımıyla tam bir yayla şenliğine dönüşür. Ayrıca Meydan Yaylası, Haziran ayı sarı leblebi çiçekleri ağırlıklı, mor yayla çiçekleri mis kokulu ve az da olsa sarı çilli ters lale bulunmaktadır.

Bu eşsiz tabloyu görmek için mutlaka gidilmeli.

Meydan Yaylası’ndan Karagöl’e ulaşmak için yaklaşık 45 dakikalık yürüyüş yolu vardır. Aslında yürüyüş yolunun bir bölümü tırmanış alanı olarak da karşımıza çıkıyor.

Bu mesafeyi kat etmek oldukça yorucu ama; sonrasında Karagöl’ e kavuşmak bütün yorgunluğumuzu unutturuyor. Burada yamaç paraşütü yapan ve Karagöl’ün kıyısında kamp yapan başka doğa tutkunları ile karşılaştık. Burada tabiat ilginç bir görüntü çizmektedir.

Göl kenarında birbirinden güzel çiçekler: Toros çiçeği adıyla literatüre geçen onlarca çiçeğin bir çoğu endemik türdendir.

Sarı rengin hakim olduğu bir manzara varken, hemen yamaçlarında kar yığını ve erimekte olan buzullar göze çarpar.

Bu zıtlık Haziran ayında görülebilecek ender manzaralarından birini oluşturmaktadır. Kar ve buzullar bir tarafta, yakıcı güneş ve türlü çiçeklerin açtığı bir göl manzarası öbür taraftadır.

Bu bölgenin akustik özelliği de var. Orta Torosların temelini oluşturan Bolkar Dağı’nın 2650 metre yüksekliğindeki çukurunda ‘’Saklı Cennet’’ olarak duran Karagöl, yaklaşık 60 Hektar alan büyüklüğünde olup, en derin yeri 12 metre civarındadır. Karagöl’ün en büyük özelliği ise, Dünyada sadece bu gölde yaşayan Toros Kurbağalarını (Rana Macrocnemis Holtzi) barındırmasıdır.

Ranidae familyasından ortalama boyu 6-7.5 cm arasında değişen, Türkiye’de Niğde’de yaşayan endemik bir kurbağa türüdür. Meydan Yaylasında ve Çinili Gölde az da olsa bulunmaktalar fakat, Rana Holtzi’nin evi Karagöl’dür.

Bu endemik kurbağalar, ilk defa 1800’lü yılların sonunda yöreyi gezen bir Alman biyolog tarafından keşfedilmiş. Öterken diğer kurbağalar gibi göğsünde hava kesesi oluşmuyor.

Bu sessiz kurbağalar asla ötmemektedir. Üremesi çok ilginç 14-16 erkek kurbağanın bir dişiyi yumurtlatmak üzere kucakladığı tespit edilmiş.

Böylece çok sayıda kurbağadan oluşan yumakta bırakılacak yumurtalarının erkekler tarafından döllenmesi sağlanmış olmaktadır. Karagöl ve Çinili Havza sınırları ile karstik çanak ve tek nokta endemiklerimizden olan Rana Holtzi, Uluslararası Bern Sözleşmesi, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve Sulak Alanları Korunması Yönetmeliği kapsamında koruma altındadır. (Öte yandan: Sözde koruma altında olup, göle atılan sazan balıkları bu endemik kurbağalar daha larva halindeyken, yiyip tüketmektedir. Ayrıca göl çevresine kamp kursan ve araçlarla gölün çevresindeki yeşil alanda bulunan kurbağaları çiğneyen insanlar da bu endemik Toros kurbağasının yok olmasına neden oldukları gözlenmektedir.

Bir de, bölgeye yapılması planlanan kayak tesisleri ve turizm alanları sonucu, tehlike sinyalleri veren endemik flora ve fauna zenginliği de yok olacaktır.

Bu konuda çevreci ve duyarlı halkın yanı sıra, Niğde ve Çukurova Üniversitesi’nin hazırladığı çevre ve doğa raporunda, bu konuya da vurgu yapılmaktadır.) Sessizlik onucundaki bu kurbağalar, doğa keşifleri, fotoğrafçıların ve turistlerin büyük ilgisini çekiyor.

Toros Kurbağası olarak da anılır. Rana (güzel, hoş latif, parlak) Arapça bir kelime anlamı aslına tam uymuş.

Rana Holtzi eğer ötebilseydi, kim bilir ne sevda türküleri söylerdi… Çinili Göle ulaşmak için ise, Karagöl’ün yakınlarında bir tepeden yine tırmanışa geçiyoruz.

Bu parkurun en zor tarafı bu kez alıştığımız tırmanışlar değil de kar yığınları oluyor. Kayma riski olduğu için zorlanıyoruz. Karagöl’den Çinili göle giden patikadan 15-20 dakika yürümeniz yeterli.

Zirvelerin arasında kalan göl yüksekten bakıldığında zümrüt yeşili gibi parlıyor.

Yüksekliği 2690 metre olan bu göl çevresinde yürüyebilirsiniz. Çinili Göl’ün etrafı Karagöl kadar düzenli değil yürümekte zorlanabilirsiniz.

Değinilmesi gereken önemli bir konu da; sokak alanlarının doğal yapılarının ve ekolojik dengeleri ile doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik, bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması esastır.

Biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğinin sağlanması bakımından nesli tehdit veya tehlike altında olanlar ile nadir bitki ve hayvan türlerinin de korunması gerekir.

Doğal kaynakların ve varlıkların korunması, kirliliğin ve tahribatın önlenmesi ve kalitesinin iyileştirilmesi için, gerekli her türlü fedakarlığı yapmalıyız.

Karagöl ve Çinili göl havza sınırları içerisindeki alanı tahrip etmeyelim ve bu alana bio çeşitliliğine zarar vermeyelim. Göl ve çevresine her türlü araçla inmek dolaşmak yasaktır.

Ayrıca yabani bitki ve hayvan bireylerinin, tohumlarının, parçalarının, kan veya dokularının yetkili kurumlarının izni alınmadan yerli ve yabancılar tarafından doğadan toplanarak yurtdışına götürülmesi bio kaçakçılık olarak adlandırılmaktadır.

Arazide canlı örnek topladıklarını görenlerin hiç vakit kaybetmeden gerekli mercilere bildirmeleri bir vatandaşlık görevidir.

Kolay vazgeçmeyelim değerlerimizden ve değer verdiklerimizden ki Karagöl ve Çinili göl gibi eşsiz bir doğa mirası olarak bizden sonraki zamanlara aktarılabilsin.

Darkay gibi çevreci derneklerin başında olan güzel insanların duyarlı girişimleri ve katkılarından dolayı onları da saygıyla anar ve teşekkürü borç biliriz. Onların yaptıklarına değinmemek haksızlık olur.

Karagöl ve Çiniligöl, kesinlikle gezilmesi ve görülmesi gerekli yerler arasındadır.

Ulaşım; Niğde / Ulukışla’ye bağlı Maden ve Darboğaz Köyü’nden sağlanmaktadır.

Giderken hangi mevsim olursa olsun üşümemek için üzerinize kalın bir şeyler alın, aynı zamanda kameranız ve fotoğraf makinanızı unutmayın… Bolkarların omzundan gün batımını izlemek bir ayrıcalıktır.

Başından dumanı yanık sevdalı türküleri eksik olmayan Bolkar yaylalarına her mevsim gidebilirsiniz.

Orada tinsel ve etkileyici bir atmosfer var. Benim gibi Meydan Yaylası’ndan Karagöl’e çıkarken gözünüzü ve gönlünüzü unutabilirsiniz… ‘’Kalbim Bolkarlarda kaldı’’ diye bir şarkı tutturabilirsiniz yeniden… Bolkarlar doğa dostu ve doğa hayranı dostlarını bekliyor.

Bolkarların insanı büyüleyen doğasından siz de büyülenmek istemez misiniz? Karacoğlan ve Dadaloğlu dizelerinde anlam bulan ve sabah ezanında erken öten horuzların,ay ve yıldızı içene doldurup, her daim Tarbaz Tepesi’nde dalgalanan ve yankılanan acıların ve yitik mutlulukların bitmez telaşı; al yanaklı ve kiraz dudaklı güzellerin dilinde ve sevdasında yeşerir durur…

Oysa her çığlık bir türkü, ağıt, ninni, koçaklama, bozlak ve sevda öykülerine esin kaynağı olan şiirlerde yeşerir.

Toros kardelenleri gibi başkaldıran ezgilerin dışa vurumu ya da kırık aynadaki yansımasıdır bu içsel çığlık… Bolkar (Bulgar) yaylalarında özgürce dolaşan yabanıl yılkı atlarına ve kaybolan tay için söylenen bu ağıt; aslında güneşi içenler sessiz çığlığıdır.

Şu sese bir kulak verin: “Gıcıla hey de goca Bulgar gıcıla, Bastırırlar da ardıç ile tuncunan Beni ayırdılar da çifte kuzumdan Kişneyi kişneyi de tayları mı yiter, Bolkarların otu sana da yeter…” Bolkarların sevdası, bulutu, karı, yarı, yürek alı, dünü, bu günü, odunu, otu, taşı, toprağı, yaşama dokunan ayazı, suyu ve havası herkese yeter…

Yörük çobanın kavalındaki ezgiye eşlik eden kurt ulumaları, yılkı atların kişnemeleri, çakıl taşlarını toza dumana çeviren nal şakırtılarına karışmaktadır.

Aslında tüm bu şamata ve gürültüyü bastıran bir başka çığlık da karşı yamaçlarda yankılanmaktadır. Bu ses ise; Rana Holtzi / Toros Kurbağalarının sessiz çığlığıdır…

Kendi neslini, endemik flora ve faunaların oluşturduğu dünyanın ortak zengin mirası olan çevreyi kirleten ve yok eden ey insanoğlu, silkin ve özüne dön!.. Yarın geç olabilir…





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
YUKARI