http://www.google.com/analytics/
Bugun...
Reklam
Erol Şadi Beyi…


Cenk Ali Nevruz “Miskin Hane”
cenkalihoca@outlook.com
 
 

Erol Şadi Beyi… 
 
Dün İş Kültür yayınlarını dolaşırken Erol Şadi beyin gülen yüzü ile karşılaştım bir anda. 
 
Bu karşılaşmadan etkilenmedim desem yalan olur… 
 
2012 Yılında kaybettiğimiz Erol Şadi Bey, tam bir İstanbul beyefendisi idi. Konuşması, sohbeti, şakaları, üslubu son derece öğretici ve teşvik edici idi. 
 
Yani tam bir hoca!
 
Özellikle İttihat Terakki cemiyeti üzerine ciddi olarak çalışan tek araştırmacı olduğunu düşünüyorum. 
 
Bakmayın bu gün muhterem Cemiyet ve onun kıymetli üyelerinin aziz hatıraları üzerine yazı yazan çok kişi olduğuna. Bu yazıları yazanların çoğu ne yazdığını bilmiyor. Hatta bazıları orijinal belge diye sonradan uydurulan belgeleri esas aldığının bile farkında olmayanlar var. Birde kasıtlı olarak yalan yanlış aile ve akraba üreten kişiler… Ortak amaçları sadece “bende yazdım” demek!
 
Ama merhumun yeri başka! Belki "İttihatçılık, evvelâ bir ruhtur!" ifadesi onun en meşhur sözüdür ancak Taksim’de kitapevlerinde ateşli tartışmalarda daha nice güzel cümleler kurmuştur kim bilir…
  
Hocanın ölümünden sonra Türkiye’de ciddi anlamda bir boşluk doğdu. Ne O’nun ki kadar güzel kütüphanesi olan vardı, ne de konuya bu kadar hakim olan. Ancak merhum sağlığında bir kitap yayınlamadı. Çünkü çok hassastı ve her şeyi eksiksiz yapmak istemesi, 3 kıtaya yayılmış bir devletin yıkılış anında ortaya çıkan pek çok vesikanın dağılmasına neden olmuş ve onların hepsini elbette toplayamamıştı. Gerek Ulusal Kanaldaki programında ve gerekse diğer kanallarda yaptığı programlarda ifade ettiği üzere en büyük endişesi bu belgelerin olmadığı bir çalışma yayınlandıktan sonra, hatalı olduğu ortaya çıkarsa yaşayacağı mahcubiyetti. 
Hocayı farklı kılan işte bu hassasiyeti idi.
 
Dün gördüğüm kitaplar İş Kültür Yayınlarından geçtiğimiz ay çıkan kitapları idi. Üç ciltten oluşuyor. İlk iki cilt iddia olunan sözde "Ermeni Soykırımı" yargılamaları, son cildinde ise "Ankara" Yargılamaları hakkında... 
 
Muhterem Cemiyetin ve tek suçları ona en saf ve halis duygularla bağlı olmak olan insanların mahkemelerdeki hallerini belgelerden hareketle okuduğumuzda son derece ibret alıyoruz. Gerek Mustafa Paşa'nın yaptığı zulüm ile "nemrut" paşaya dönüştüğü işgal mahkemelerindeki halleri ve gerekse o gün için gerekli ve pek tabi hukuk dışı siyasi tasfiyelerin yaşandığı İstiklal Mahkemelerinde "kötü olanı" nasıl bir vakar ile karşıladıkları okuyan herkese önemli katkılar sağlayacaktır.
 
Ayrıca halen kafası karışıklar için işi içinden daha da çıkılmaz noktalara parmak basılan olayları görünce okuyucular çok daha şaşıracaklarını düşünüyorum. Mesela herkes Muhterem Cemiyetin ismini İttihat ve Terakki olarak biliyor. Peki ya Terakki ve İttihat Cemiyeti? Eminim ki bu ismi pek çok kişi duymamıştır. Hatta İstiklal Mahkemesinin azaları ve yargılananlar bu konuda konuşurken zorlandığı anlaşılıyor.  
 
Bu zorlanma sadece bazı temel kavramlarda genel yorumlarda da ortaya çıkıyor günümüzde. Örneğin Cumhuriyeti Savunan kişilerin, muhterem cemiyeti ve onun aziz hatırasını acımasızca eleştirirken, bizzat Gazi Paşa tarafından çıkartılan “Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen veya bu uğurda suveri muhtelife ile duçarı gadrolan ricalin ailelerine verilecek emlâk ve arazi hakkında kanun” (1926/ 405) hakkında konuşamıyorlar. Muhterem Cemiyetin kritik pek çok görevi icra eden üyelerinin, Cumhuriyet döneminde de aynı görevleri aldıklarından haberleri bile yok!
 
Özellikle Osmanlının yıkılışı ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu hakkında birçok yanlış bilinen gerçek vardır azizim. Bunların bir kısmını öğrenmek için Erol Şadi beyin çalışmasını okumanızı öneririm azizim.
 
 
 
 


Bu yazı 292 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
YUKARI