http://www.google.com/analytics/
Bugun...
Reklam
Biraz Bilim Romantizmi ve Kahramanlığı Öldürür! Pervane, Aşk, Ateş, Ölüm ve Şehitlik…


Cenk Ali Nevruz “Miskin Hane”
cenkalihoca@outlook.com
 
 

Biraz Bilim Romantizmi ve Kahramanlığı Öldürür! Pervane, Aşk, Ateş, Ölüm ve Şehitlik…

 

Gerek dini hikayelerde ve gerekse halk ve divan edebiyatında en çok işlenen iki konudan biri gül ile bülbül hikayesi diğeri pervanenin ateşe aşkı ile şevkle ölüme gitmesidir.

Liseden mezun olmama yakın günlerde Şeyh Galip divanını okuduğumu ve benzetmelerden ne kadar etkilendiğimi bugün bile hatırlayabiliyorum.


Hikayeleri okudukça bir şeyin farkına varıyor insan: Bülbül konacak gül dalını ararken, pervane cesur bir şekilde aşkına gider her zaman. Yolculuğu ateşte yanan kadar sürer gider.

Bülbül ile pervane karşılaştırınca ne kadar kahramanca ve romantik geliyor kulağa değil mi pervanenin hareketi?

 

Divanı Hususide şöyle diyor şair:

“Şem'-i cemâline dönüp cân atdılar pervâneler

Yandı o nâra âşinâlar¸ yanmadı bigâneler”

Sadece edebiyatçılar değil, siyasilerde pervaneden etkilenmiştir memleketimizde…

Mesela tarihe Sevri imzalayan kişi olarak değil de şair olarak geçse idi Rıza Tevfik’in şu beytinin çok meşhur olacağından eminim:"bendeki suz-i dil var mıdır acep, tutuşup can veren pervanelerde?"

Nihat Atsız ise, pervanenin cesaretini ortaya çıkarıyor yazdığı şu mısra ile: "pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?"

Türkiye’de yaygın kanı bu şekildedir. Babayiğit olan yavuklusu gibi, vatanı gibi sevdikleri, aşık oldukları için korkusuzca ölüme gidebilmesi gerekir. Tıpkı ateşe olan aşkından korkusuzca ölüme giden pervane gibi…

Burada önemli bir soru var azizim: Gerçekten pervaneler aşk ile ve/veya aşk için ölüme mi giderler? 

Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki pervanenin ateşe gitmesindeki neden aşkı değil, vücut yapısıdır. Doğadaki birçok canlı gibi pervanelerde yön duygularını kullanabilmek için geceleri ayı ve yıldızların ışığını esas alır. Yalnız geceleri ayı esas alıp hareket eden birçok canlı gibi pervanelerinde bir sorunu var: gözleri belirli açı ile görüyor. Geceleri ışık yaydığınızda (bu labada olabilir, kamp ateşi de) , ateşin ışık yoğunluğunu, ayın ışık yoğunluğundan fazla olduğundan pervaneler aya doğru gittikleri zannı ile ateşe doğru giderler. Gözleri bozuk olduğu içinde belirli bir açı ile dönerler. Ve sonuç uçuş açısının küçülmesi ve neticesinde ateşte yanmak. 

Yani pervane aşk yüzünden değil, yanlış anlama yüzünden kelimenin tam anlamıyla “telef” olmaktadır.

Tabi bilimsel açıklamayı dinlediğinizde pervanenin pek bir romantizmi kalmıyor ne yazık ki. Ama bundan daha acısı olan bir konu var azizim: Oda kişilerin hali…

Birçok kişi “pervane” örneği ile harekete geçiriliyor. Ne yazık ki, harekete geçirenlerde sahte ay ışığı kaynağı lambalar gibi kişinin görmek istediği şey değil, algıladığı şey…

Sen, sen ol azizim, sana yol gösterdiğini iddia eden hiçbir şeye koşulsuz inanma. Bu arada secdece kendi aklına bel bağlama. Bak pervaneye, kendi bakış açısını sahte kaynak karşısında nasıl yok olmasını sağladı. Sende sahte bir kaynakta aldığın bilgilere güvenip ve kendince mantıklı bulup gidersen o yolda, şehit olduğunu sanırsın. Ama olan sadece senin son sanrın olur şehadetin ve senden sonrakilere sen hep kötü örnek kalırsın nihayetinde…

 



Bu yazı 628 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
YUKARI