http://www.google.com/analytics/
Bugun...
Reklam
Adana ve İstanbul Olayları…


Cenk Ali Nevruz “Miskin Hane”
cenkalihoca@outlook.com
 
 

Adana ve İstanbul Olayları…

 

Bazı dostlarım bana gönderdikleri mesajlarında sitem ederek Muhterem Cemiyet hakkındaki görüşlerime katılmadıklarını ifade ediyorlar ve hiç mi kötü tarafı yoktu diye soruyorlar azizim.

Bende tarafsız biri olarak gördüğüm eksiklerin en önemlisi olan “iktidarı zamanında alamama” konusunu değinmek istiyorum 31 Mart’ın yıldönümü olan bugünde...

Bugün 13 Nisan. Çoğunluğun tarihte 31 Mart vakası olarak anılan olayların yıldönümü. Aynı zamanda bir başka önemli olayın yıldönümü bugün: Adana Olayları!

Siz bakmayın bazı cahillerin 31 Mart olaylarının, yılın 31 Mart günü anma ve konuşmalarına. Siz aslında benim “bazı cahiller” dediğime de bakmayın. Sayıları o kadar çok ki. Zaten bu kişiler ne konuştuklarında haberdarlar azizim, ne de olaylardan…

Bu yıl özellikle dikkat ettim. Konuya son derece ilgili olan “bazı” gazeteciler ve TV programcıları, 31 Mart tarihi civarında yazı ve yorumları ile insanları irşat etmeye çalıştılar. Konuşmalarının neredeyse tamamında cahillik akarken yazılar da konuşmaların yanında pek farklılık göstermiyordu. Adana olaylarından bahsedenlerse sadece birkaç kişi idi…

Sizlerden ricam azizim tarihte geçen olayları değerlendirirken sadece insanların konuşmasına bakmayın. Kullandıkları belgeleri, kanıtları sorgulayın azizim. Böyle yaptığınızda birçoğunun hiçbir işe yaramadıklarını göreceksiniz. Sadece olayları tek bir kaynaktan incelemeyin, farklı kaynaklara başvurun ve mutlaka tüm verileri analize katın aksi halde sürekli “aldatılan”, “kandırılan” kesimde yer alırsınız maazallah.

Bu konuya tipik örnek Adana Olaylarıdır azizim…

1908 Yılı özellikle 2. Abdülhamit’in baskı ve zulüm yönetime son vermesi açısından son derece önemlidir. Bu başarıda en büyük pay hiç şüphesiz Muhterem Cemiyete aitti. Elbette Cemiyet, bu başarıyı kendi başına sağlamadı. Başta Ermeniler olmak üzere birçok kesimden açık veya gizli destek aldılar. Ancak ilginç olan gelişmeler bu başarından sonra yaşanan olaylarda saklı ve ne yazık ki kanaatime göre henüz tam olarak açıklanabilmiş değiller.

Örneğin konumuz açısından bakarsak 1909 yılında Adana’da yaşanan ve Ermeni vatandaşların büyük kayıplar yaşamasına neden olan “Adana Olayları” diye anılan olaylar, İstanbul’da başlatılan ve tam anlamıyla gerici ayıklama olan 31 Mart Vakası ile aynı günde başlıyor. Bu konuda henüz tam bir illiyet bağı vardır diyebilecek çalışmaya rastlamadım. Mantıksal çıkarımlarda “habersiz” olarak meydana gelmiş olması pek olası değil. Diğer taraftan “hayır yoktur” denilebilecek bir belge de yok henüz. 

Adana Olayları 1909 yılının 14 Nisanda başlayıp 17 nisanda kısa bir ara veriyor. Sonra tekrar başlıyor ve 27 nisanda sona eriyor.  Olayların bastırılmasında Rumeli’den gelen askerlerinde önemli bir desteği var. Olaylar bastırıldıktan sonra raporlar hazırlanıyor tabi. Resmi rakamlara göre 1.900 Müslüman ve 1.500 Hıristiyan ölmüş. Rakamları az bulanda var, çok bulanda. Bazı kaynaklarda ölü sayısı 35 bine kadar çıkartılıyor.

Ben çalışmalarda ölü sayıcılağa hep karşı çıkmış biriyim. Elbette istatistiklere yer verilir, sayısal sonuçlar kullanılır. Ama senden bu kadar benden bu kadar tarzı yaklaşımlar bana hiç çekici gelmemiştir. (Ne yani çok ölen tarafın mensupları sayıyı eşitlemek için az ölen tarafın mensuplarını mı öldürsünler?)

Şimdi gelelim farklı kaynaklar kullanma meselesine: Yukarıda yazdığım gibi bazıları 35 Bin ölüden bahsediyor çalışmalarında. Eğer böyle bir kayıp, 1909 şartlarında yaşanmış olsa idi o yıla ait istatistik verilerinde destekleyici unsurlara rastlanmış olmalıydı: Üretim düşü gibi… Ancak bakıldığında 1908 gerisinde kalmıyor veriler. (Azizim bu yönteme itiraz ederek yorumlamaya çalışacaklar olacaktır ancak onların iddiaların bu şekillerde karşılıklı kontrol mekanizması içerisinde değerlendirdiğinde hatalı olduklarını göreceksin…)

Adana olayları ile 31 Mart vakası arasındaki ilişkiyi ortaya koyma çalışan yazılardan bir tanesi Ahmet Ulusoy tarafından hazırlanan ve Temmuz 2011’de Teori de yayınlanan “31 Mart Gerici Ayaklanması ve Ahmet Altan’ın Yalanları.” İsimli çalışmada yer alıyor. Bu çalışmada konu şöyle özetlenmiş:

“Aynı günlerde gerçekleşen Ermeni ve Türkler arasındaki karşılıklı bir boğazlaşmaya dönüşen Adana Olaylarıyla İstanbul’daki olaylar arasında yakın bir bağ vardır. Her ikisinde arkalarında İttihatçı karşıtı liberallerin bulunduğu gericilerin marifetiydi. Başkentte gericiler İslamiyet’in tehlikede olduğu yaygarasını koparıyorlar, Adana’da da Ermenilerin ayaklanıp Müslümanları katlettiklerini iddia ediyorlardı.”

Belki tek kaynaktan yönetildiğine dair bir kanıt yok elimizde ama iki olayın, çapraz şekillerde olaylar sırasında kullanıldığını görüyoruz.

Peki neden Ermeniler hedef haline getirildiler? Sorunun cevabı çok basit aslında: bu tarihte Ermeni’leri hedef haline getiren en önemli olay meşrutiyetin ilan edilmesindeki katkıları… Meşrutiyet ilanından sonra, bu faaliyetlerinde başarıları ile gündeme gelen Ermeniler haklı şekilde gururlanmaları, özellikle 2. Abdülhamit’in Baskı ve zorba yönetimi zamanında alaylı olmaları nedeniyle ihsan görmüş ancak hürriyet ile birlikte yerlerini kaybetmiş olanların hedefi haline getirmiştir. Muhterem Cemiyet ve Ermeniler bu başarı ortamında rehavete kapılmış ve neticesinde bu acı olaylar yaşanmıştır. 

Cemiyetin önde gelen isimlerinde Bahattin Şakir bey, 1934 yılında yayınlanan anılarında 31 Mart vakasını bu açıdan çok güzel analiz etmiştir. Bakınız ne diyor Bahattin Şakir bey:  

“Memleketimizin şiddetli ve şüphesiz gayri kanuni temizlik ve tasfiyeye lüzum gördüğü bir sırada cemiyetin tereddüt ve mülamiyeti 31 Mart vakasını yadigar bıraktı.  (…) cemiyetin buradaki yegane hatası, mevkiine lüzumundan fazla güvenerek her türlü vakalara karşı hazırlıklı bulunmaması idi.” (Tarihi Tefrika, Milliyet. 08.12.1934)

İşte azizim temel sorun bu. Muhterem Cemiyet, iktidara geldikten hemen sonra iktidar olabilseydi gerek bildiğimiz Osmanlının dağılma tarihi çok farklı yaşanacak, Adan Olayları, 31 Mart isyanı gibi olaylar da yaşanmamış olacaktı. Tarihte birçok topluluk için acı hatıralar bırakan olaylar belki hiç vücuda gelmeyecekti.

Kötü olan şeylere yol açan o zamanda bu zamanda zaferler arkasından gelen gevşeklikler ve yumuşak tavırlar değil mi zaten? 

 

 
 


Bu yazı 586 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
YUKARI