http://www.google.com/analytics/
Bugun...


Horatius'un ''Resim Kelimesiz Bir Şiirdir''

Horatius'un ''Resim Kelimesiz Bir Şiirdir''

 

Horatius'un ''Resim Kelimesiz Bir Şiirdir'' sözü onun fırçasıyla adeta tuvale yazılan sonsuzluk şiirleri gibi hayat buluyor.

Her tablonun önünde başka bir boyutta yaşıyorsunuz.

Sanatında Resim, Şiir ve Beste iç içe geçtiği gibi sanat penceresinden köşe yazıları yazdığını da biliyoruz. Ressam Perihan KOCA ile onu ve sanatı konuştuk.

Sık sorularla değil de kısa sorularımıza uzun soluklu cevaplarla sohbet ettiğimiz bu röportajımızı, siz okuyucularımızla buluşturduk.

Fevzi Köfteoğlu: Sanat çalışmalarınızda verdiğiniz ürünlere bir yenisini daha eklediğinizi gördük. Yeni çıkan kitabınız hayırlı olsun diyerek size Kitabınızı sormak isteriz.

Perihan Koca‘’Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek ve zekâyı geliştirmektir.

’’ M.K.ATATÜRK’ ün  sözlerinde olduğu gibi açtığı aydınlık yolda sanatla ilerlemek beni özgür ve zengin kılıyor.

Ortaokul yıllarımda başladığım şiirle sıcak temasım zaman zaman (içsel küskünlük gibi) kesintilere uğradı ise de bugüne kadar geldi.

Kafiyeli başladığım ilk yıllarımdan günümüze doğru, serbest, hece ölçülü, kafiye ve aruz ölçülü dokunuşlarla mısraları boyadım.

Muhtelif dergi, gazete (makalelerim ile birlikte) yanı sıra iki ayrı karma şiir kitabında yer aldım.

Öyle bir an geldi ki adeta kap doldu, bir damlada taşacak hale geldi.

O halde boşaltmanın en güzel ve kalıcı yolu, hepsini değilse de Güfte ve şiirlerden seçki yaparak ilk adımı atıp bir kitapla buluşturmalıydım.

Ki, kaba yeniden doldurabileyim.

Böylece özlü sözlerim (aforizmalar), Şarkı sözlerim (güfteler) ve şiirlerimden oluşan ‘’Güfte Renginde Şiir Ritminde’’ ismi ile içeriğini ve kendimi ifade edeceğime inandığım şiir kitabımı çıkarmaya karar verdim.

04 Kasım 17’de TÜYAP Kitap Fuarıyla birlikte okuyucusu ile buluşacak. İnteraktif ortamda ve kitabevlerinde de satışa sunulacak. İlerleyen tarihte de ayrıca imza günü düzenleyeceğim.

Köfteoğlu: Güfteler ve aforizmalar dediniz, biraz açar mısınız?

Koca: Şarkı sözlerini keşfim aslında müzikle ilintili oldu. Kendi yazdığım adını sonradan güfte kokulu koyduğum bazı şiirlerimi şiir gibi değil de melodi gibi okuduğumu fark ettim.

Adını müsaade istemediğim için burada söyleyemeyeceğim bir Bestekâr dostuma bu durumumu bahsettiğim de bana dinletir misin dedi.

Sonrasında bana izin ver bir kaçını notaya (Notist) alalım ortaya çıkanı gör/görelim sözleriyle güfte ve Beste çalışmalarım da sanat yolculuğumda yürüdüğüm yollara eklendi.

Özlü Sözlerime (Aforizma) gelince, Yıllar önce bir gazeteci dostumun dikkat et çalınabilir hatta ben bile kendimi zor tutuyorum lütfen değerlendir diyerek ısrarlı uyarıları ile, notlar alarak (günlük gibi özlü sözlerimi ve mini yorum la birlikte anılarımı ) bir ajanda da topladım. Bu arada ilerleyen zamanda mini anlardan oluşan anılarımı Sürpriz bir üslupla gün yüzüne çıkarıp satırlarla baki kılmak ve okuyucularımla birlikte güzelleşmek gibi bir gayretim de olacak.

Konumuza döneyim. İlerleyen zaman içerisinde Sanatta bütünün parçalarından biri olarak gördüğüm özlü sözlerimi de diğer çalışmalarım ile aynı yolculuğa çıkardım.

Nihayetinde Söz uçar, yazı kalır hissiyatı ile fonetik sanatlardan olan edebiyatı ve müziği ruhumla dokunup yüreğimle yoğurarak özlü sözlerle çoğaltıp bu kitabımda bir araya getirdim.

Köfteoğlu: Besteleriniz hakkında da hissiyatınızın dokunuşunu duymak isteriz.

Koca: Biraz önce söylediğim gibi bütünün parçalarıdır benim için sanat. Kendim ile baş başa kaldığımda iç sesimden dışarıya sızan renkliliklerimiz dediğim bu keşiflerde dilimde dolaşır melodiler.

Bana sadece hangi şiirime ait olduğunu bulup tamamını mırıldanmak kalır. Devamında ses kaydı ile muhafaza eder, olgunlaşmaya bırakırım.

Sonrasında Notaya (Notist aracılığıyla) alır bu kez demlenmeye bırakır vakti geldiğinde de gün yüzüne çıkarırım renklerle buluşsun diye.

Köftoğlu: Sanat yolculuğunuzu bize anlatır mısınız? Resim ile devam edelim isterseniz.

Koca: Çalışmakta olduğum Taksim adresli kamu kuruluşunda öğlen saatleri ve iş çıkışlarında Resim Galerilerini, Kitapevlerini dolaşarak adını koyduğum sanat sevgimin adımlarını heyecanla atarken, gönül heybemde biriktirdiklerimin bir bir dışarı sızarak renklerle buluşması renkliliklerle kuşanması, Kelimesiz şiir olarak nitelendirdiğim resimle donanmasını, mısralarla boyanmasını, tınılarla kuşanmasını kısaca aktarmak isterim elbette. O halde önce resim ile devam edelim.

2008'de Viyana'da kaldığım 3 ay süresince kültürünü soluyarak Sanata verilen değerin mezar taşlarında bile estetikle, disiplinle ifade edildiğini gördüm. Baktığını görmeyi sağlayacak zarafet şehrin dokusuna işlenmişti. Belvedere Sarayı/ müzesi'ni ziyaretimde birçok önemli tarihi tablonun olabildiğince saygıyla, değeriyle izleyiciyle buluşturulduğuna tanıklık ettim. Burada sergilenen Gustav Klimt'in '' The kiss / Öpücük'' adlı muhteşem eseri, Salvador Dali'nin ''Egg/ Yumurta'' ve ''Geopol Yaratık Yumurtası'' eserlerinden sonra ikinci kez beni derinden etkileyerek bilinmeyenden bilinmeyene doğru sürüklemişti.

Adeta ruhum bendeki beni yanına alarak içsel yolculuğa doğru ucunda ışığı gösteren tunele girmişti.

 Ülkeme döndükten bir süre sonra birikim ve kişisel denemelerim ile birlikte adeta o Tünelde gördüğüm ışıklı yolda sis perdeleri aralanmıştı.

İşte bu diyerek attığım sessiz çığlık ile artık sadece gözlerimle, ruhumla değil dokunarak sanat yolculuğum başka bir boyuta taşınmıştı.

Köfteoğlu: Resim Sanatında başka atölyelerde çalıştınız mı?

Koca: KAHEM'de başlayan ilk adım sonrası, iki ayrı Atölye de kısa süreli teknik çalışmalarım oldu.

Gittiğim bir şiir etkinliğinde karşılaştığım Erol Deneç Hoca ile de 3 Kopya resim ve kolaj çalışmaları yaptım. Bu çalışmalar, ayda 4 Pazar olmakla birlikte 5 ya da 6 ay sürdü.

Bu çalışmalardan sonra yaşam dünyam olan evimde sanat dünyam olan Atölyemi ekleyerek içsel gezintimde ayrı bir dünya yaratıp, resim yolculuğumda bendeki benin keşfinde doğru anahtarım elimde havada uçuşan sözler değil ortaya konan sanat konuşsun diyerek tüm çalışmalarımı özgürce yürütüyorum.

Bu çalışmalar arasında Fantastik Realist, Sürreal, Mistik, Ezoterik, Vizyoner, Sembolik yaklaşımlarla resmeden ülkemiz ve yurt dışından sanatçılarımızın çalışmalarını sanat sayfalarımızda albümleştirerek ülkemiz ve diğer ülke sanat sayfalarında paylaşıp yaygınlaştırıyorum. Ayrıca Karma Sergilerle de sanat gönüllü dostluklarımızı çoğaltmaya gayret ediyorum.

Köfteoğlu: Resim sanatındaki duruşunuza dair başka neler söylersiniz?

Koca: Renk, ışığın değişik dalga boylarının gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılama tanımının yanı sıra, sağlığı, psikolojiyi ve enerjiyi etkilemesi ile de biliriz.

Benim için Renklerin bir başka anlatımı da; düşünen, gören, üreten, dili, dini, yöresi, kökeni, kimliği, çevresi, ruhu, aklı, bilgisi, eğitimi ile donanan insandan dışarıya sızan ifadelerdir.

Ruhuma dokunan ve ruhumun dokunduğu her şeyi, yüreğimin gözleriyle öpüp, düşüncelerimle yoğurarak, fırçamla renklere/ desenlere boyamaya çalışmayı seviyorum.

Horatius'un ''Resim Kelimesiz Bir Şiirdir'' sözlerinin ifadesi gibi; Bendeki beni keşfetmeye çalışıp, renklerle yazmayı denemenin keyifli içsel yolculuğuna devam ediyorum.

Benim için Fantastik Realizm; gerçekleri kuşanarak gerçeküstü boyutundaki anlatımı, klasik teknikle nakşeden fırçanın, yetenekle birleşerek hayal dünyasının devreye girmesiyle ortaya çıkan tablodur.

Köfteoğlu: Siz resimlerinizi ya da resimleriniz sizi nasıl ifade eder?

Koca: Bu sorunuzu izninizle RESİMLERİMİN DİLİ diyerek açmak isterim. Tuvallere yansıyan bendeki beni keşfimde, yaptığım her çalışmamın  karşısına geçip acaba neydi beni benden alarak buraya yansıyan diyerek uzun uzun izler, Resim ile tekrar bağlantı kurar, resimlerime bendeki ifadeyi özetleyen isimler veririm.

Yaşayan her şeyin bir kalbi ve bir ritmi vardır.

Sanatın her alanında da ortaya konan her çalışmada, barınan bir kalp ve ritim vardır.

Nasıl ki bedenimizde taşıdığımız kalbi ve ritmi (Teknik gözlem hariç) gözle göremeyiz ama varlığını bilir ve hissederiz.

Duygularımızın, ruhumuzun taşıdığı, yaşadığı durum ve hallere göre kalbimizin ritmi de boyut değiştirir.

Bu ifademin tuttuğu ışıkla bakarsak her resmin, şiirin, güftenin, bestenin Vb gibi her çalışmanın da kalbi ve ritmi vardır.

Eğer gördüğünüz bir resmi hala hatırlıyorsak ( bütününü değilse de içerisinden bir parçayı, detayı), dinlediğimiz bir müziğin dilimize takılan bir melodisini, okuduğumuz bir şiirin içimizde tekrarlanan bir mısrasını… işte o, eserin kalbi ve ritmidir.

Benden doğaya, Doğadan doğamıza, bazen yeryüzünde gezinir,  bazen çıkarım uzayın bilinmeyenlerine doğru.

Görünmeyeni detayın derinliklerinde görmeye çalışırken içsel seyahatimde bağlantılar kurarım.

Bu bağlantılarda hadi şimdi ile değil, resmin / tuvalin/ mısraların daveti ile gerçekleşir.

Adeta gözlerimi açmak gibi tanımlayacağım durumda ancak görürüm benden süzülerek nakşedilenleri. 

Her izleyicinin bakışı, birikimi, ruhu, görüşü farklı olduğundan  gördükleri ne ise yaptığım resimde ortaya çıkan sonuç odur. 

Resimlerimde; Beğeniye hitap etme, maddi beklentiler gütme, ısmarlama, bir şey anlatma, mantıkla kurgulama gibi kaygım olmadığından ve tamamen ruhsal bağlantı ile fırçam nakşettiğinden sözlü açıklamalarda bulunarak izleyiciyi yönlendirmem.

O durumda benim gördüklerimi görmeye zorlamış olurum.

Önemli olan, bakan yüreklerin resimlerde kendilerinden bir şey bulmaları ve baktıklarında kendilerini görmeleridir.

Resim benden çıktıktan sonra gören gözlerin ruhlarıyla, gönülleriyle duygularıyla dillendirdikleri sonucu ortaya çıkar ve artık resmi yapan aslında onlardır. Resim/ Sergilerimi isimlendirirken yönlendirmeden kaçınıp samimi dil ile özümden yansıyanları bir başlıkta toplamaya çalışırım. Sevgiyle başlayan Sanat Heyecanım ve yolculuğumda aşkla beslenip sevgiyle, ciddiyetle, coşkuyla devam ediyorum.

Köfteoğlu: Sanat, sanatçı ve sanatın ışığına bakışınız ve duruşunuz nasıldır?

Koca: İnsan'ın varoluşundan günümüze uzanan yaşam yolculuğunda SANAT aktarımlarda en güçlü olanıdır.

Tarihin yazılmasında, genetik kodların ipuçlarında, sosyolojik, biyolojik, ekonomik, ekolojik, politik, coğrafik, mitolojik, teolojik, kültürel, ahlaki, vb.. sayısız alanlarda SANAT ışık tutarak, yönlendirerek, dikkat çekerek ( pozitif ve negatif), görünmeyeni görmeyi sağladığı gibi estetikle, yaratıcı ruhuyla, çarpıcı tavrıyla kuşaklara aktarımlar yapar.

Sanatın varlığını yadsımak, varoluşun doğasına aykırıdır.

Sanatın bilimle yakınlaşması da doğası gereğidir diye düşünüyorum.

Sanatçı isteneni değil, kendiliğinden vücuda geleni aklını işçilikte kullanarak ruhuyla işleyip duruşuyla tavrını ortaya koyarak eserini üretendir.

Aynı zamanda sanatçı eseriyle yaşayan, ruhunu eserlerine nakşeden, kendini eserine nakledendir.

Sanatın ışığında buluşan tüm sanatçı, izleyicilerin aydınlanarak yüzünü geçmişe, geleceğe ve bugüne çevirdiğine inanırım.

Sanatın her alanında yeteneği az ya da çok olsa da gönülden ve sevgiyle içerisinde yer almak, bir ucundan tutmak, göz ucuyla dokunmak, anlamaya çalışmak, bakmak, görmek, uygulamayı denemek, ilgilenmek, muhtelif faaliyetlere katılmak, kurslara/ derslere devam etmek sanatın ışığını hep açık tutacağı gibi değerini de koruyacaktır.

Günümüzde genişleyen olanaklarda sanatın hangi ilgili alanında olursa olsun içerisinde yer almayı deneyenlerin / adayların/ sanat sevenlerin yaklaşımları zıtlıkların daha görünür olmasını sağlar. Biraz daha açarsak kişiler, anlamaya/ uygulamaya çalışırken ( bunlar; resim, şiir, roman ve diğer..) iyinin yanında kötüyü, doğrunun yanında yanlışı, yaratıcılığın yanında kopyacılığı, sanat eserinin yanında zanaat ürünlerini ayırt etmeyi daha kolay algılayıp değerlendirmelerini daha gerçekçi ve akılcı yapacaklardır. Sanat yüz çevrilerek değil, yüzünü sanata dönerek doğru okunur, doğru anlaşılır.

Tarihe, kültüre değerler katarak ülkelerin dokusunu kuvvetlendireceği gibi etkileşimler sağlar ve kültürel miraslarla çıtasını bir hayli yükseklere taşır. Ülkemizde Sanat/ Sanatçı henüz toplumsal ve Kültürel siyaset gereği olanaklar anlamında yeteri kadar önü açılarak topluma ve kültüre kazandırılamamıştır. Girişimler bireysel çabalarla sınırlandırılarak ne yazık ki maddi ve manevi döngü içerisinde nefes alma çabasındadır.

"Boş tuvale baktığımda, gözlerimin perdesinde görünen renklerin, desenlerin üzerinden heyecanla; ayaklarım yerde, ruhum derinliklerde, hayallerim sınırsızlığın sınırlarında dolaşarak geçerken ortaya çıkan sonuçtur görünen. Görüneni, görünmeyeni görmeye meyleden renklerim, fırçayla buluştuğunda boyut değiştirirken, bendeki beni keşfetme yolculuğuna çıkar.

Doğadan doğamıza, benden size olan bağlantıları, renklerle ifade eden keyifli yolculuğumda Resmin yanı sıra; Şiir/Söz yazarlığı, Beste, TSM, THM Koro çalışmalarına kısmen katılarak da çalışmalarımda artarak çoğalma arzusundayım.

Ayrıca www.ekonomidunyacom , makale ve/veya şiirlerimi yayımlanarak da sanat aşkımla güzelleşmekteyim.

Köfteoğlu: Çok yönlü sanatçı olarak da anılan Perihan Koca Nerede doğdu ve bugüne kadar yaptığınız çalışmaları özetler misiniz?

Koca: İlk nefesimi, Azerbaycan'da kalan aile büyüğümün anısına adımın konduğu Kars’ta aldım. Kars, Ankara, İstanbul eğitim-öğretim sürecimi Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümünde tamamladım. Kamu sektöründeki çalışma yaşantımdan emekli karnemi alarak, iç yolculuğumda zamanı özgür kullanma dönemine geçtim. Sanat çalışmalarımda çok sayıda sergi, etkinlik çalışmalarına katıldım. Resim ve şiirin yanı sıra, Türk Sanat Müziği koro konserleri, Türk Halk Müziği, Bağlama, Ritim (Bendir), Ud Öğrenme gayretlerimle çalışmalarımı sürdürmekteyim.

ÖDÜL, PLAKET VE TEŞEKKÜR BELGELERİM İLE BİRLİKTE ÇALIŞMALARIMIN ÖZETİ:
1)
9. geleneksel ‘’6 Ekim İstanbul’ un Kurtuluşu ve İstanbul Flaş Gazetesi 2016 ONUR ÖDÜLÜ’’ 9 Ekim 2016 İstanbul Flaş Gazetesi tarafından, Bağlarbaşı Kongre Ve Kültür Merkezi
2) ''Yaşayan Değerlerimiz yılın kardelen Ressamı ödülü '' 07 Mart 2015 Kardelen Şiir Müzik Grubu tarafından
3) ''Dünya ya Barış gelsin'' Konulu 06 Eylül 2015 Şiir ve Resim Etkinliğine Solo Resim Sergimle katkımdan dolayı ''TEŞEKKÜR BELGESİ'' ÇEKSED tarafından
4) Çeşitli etkinliklerde 5’in üzerinde PLAKET ve 10’un üzerinde TEŞEKKÜR BELGESİ 
5) Çeşitli TV Programlarında, Radyo Programlarında sanat üzerine söyleşilerde yer aldım.
6) Şiirlerim kendi bestelerim haricinde, isim sahibi bestekârlar tarafından bestelenmiş ve bestelenmek üzere alınmıştır.

7) 5 kez Solo Resim Sergisi, 30 üzeri Karma Resim Sergisi, Bir Kişisel (Güfte Renginde Şiir Ritminde) şiir kitabı, iki karma şiir kitabı, 12 adet basılı Notaya aldığım Beste (henüz notaya alınmayan çok sayıda bestem mevcuttur), 350’nin üzerin de şiir, sanırım 70-80 civarı güfte, çok sayıda özlü sözlerim, çok sayıda makale ve Kitapta toplanmayı bekleyen anılardan oluşan notlarımdan oluşan çalışmalarım var. Ayrıca kendim ve müzik dostlarım tarafından çeşitli konserlerde Bestelerim ve bestelenen güftelerim seslendirildi.

8) Yağlıboya resimlerim ile 5 Katalogda yer aldım.

'' Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, nakş ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltıraşlık, bina ile olursa mimarlık olur

.'' MUSTAFA KEMAL ATATÜRK Sözlerinin verdiği güç ve cesaretle sanat yolculuğumda yallarımız kesiştiği için ve değerli vaktinizi bana ayırdığınız için teşekkür ediyorum Ekonomi Dünya Dergisine ve okuyucularına..




Editör: Fevzi Köfteoğlu



YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANAN HABERLER
SON HABER YORUMLARI
YUKARI